5- İçkinin Tedricen Haram Kılındığı Teorisine Eleştiri

04 December 2025 46 dk okuma 13 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 5 / 13

Ehl-i Sünnet'in bu ayetten çıkardığı azami sonuç, sarhoşluğa sebep olan şeyin namaz vakitlerinde yasaklanmış olduğudur. (Cassâs, 1415: 3/166). Bu ayetten namaz vakitleri dışında sarhoş olmanın mübah sayıldığına ilişkin çıkarım, Ehl-i Sünnet'ten bazı âlimlerin bu ayetin Maide suresindeki ayetlerle neshedildiğine inanmasına sebep olmuştur. (Bkz: Taberî, 1412: 5/62; İbn Cevzî, 1422: 1/408).

Eleştiri: Bu ayetin nüzul sebebi Ehl-i Sünnet nezdinde önceki ayetten (Bakara 219) içkinin haram kılındığı sonucunun çıkarılmamasına sebep olduğu gibi, sonraki ayetlerin (Maide 90-91) nüzul sebebi de bu ayetten içkinin haramlığının çıkarılmamasına yolaçmıştır. Bazı sahabeler bu ayet nazil olduktan sonra da şarap içmeye devam ediyordu. Daha sonra Maide suresindeki ayetler nazil olmuştur. Sonuç itibariyle bu ayette de içkinin haram olduğuna dair bir hüküm yoktur. (Bkz: Taberî, 1412: 5/61).

Şii fakihler bu ayetteki “sekr” kelimesinden neyin kastedildiği hakkında iki görüş ortaya atmıştır:

a) Şaraptan hasıl olan “sekr”. Bu tefsir, nakledilen nüzul sebepleri tarafından teyit edilmektedir. Buna göre Şia fukahasından bazıları bu ayeti içkinin haramlığını kapsadığını savunmuştur. Çünkü namaz vaciptir ve bu ayet, “sekr”in namaza aykırı olduğunu göstermektedir. İki çelişen şeyden birinin vücubu, diğerinin haram kılınmasını gerektirir. Zira bir şeyin emredilmesi, onun zıddının nehyedilmesi demektir. (Fahru'l-Muhakkikin Hıllî, 1387: 4/511; İbn Fehd Hıllî, 1407: 5/76; Fâzıl Mikdad, tarihsiz: 2/305). Bu çıkarımla birlikte, bu ayetin Maide suresindeki ayetlerle, birinin neshini gerektirecek cüz'i veya küllî hiçbir tenakuzu kalmamaktadır. Kimileri de bu ayetin, ne cevaz, ne de tahrim suretinde içkinin hükmüyle ilişkilendirilemeyeceğine inanmaktadır. (Bkz: Hoî, 1395: 335).

b) Uyku “sekr”i. İmam Bâkır'dan (a.s) bir rivayette şöyle geçmektedir:

“Halsiz, uykulu ve üstünde ağırlık varken namaz kılma. Çünkü bunlar nifakın kapakçıklarıdır ve Allah müminleri sekir halindeyken namaza durmaktan men etmiştir. Burada kastedilen, uykudan kaynaklanan sekirdir.” (Ayyaşî, 1380: 1/242).

İmam Sâdık'tan (a.s) bir rivayette bu ayet şerhedilirken de aynı görüş teyit edilmiştir. (Kuleynî, 1407: 3/371; Tûsî, 1407: 3/257). Aynı şekilde Dahhak, bu ayette “sekr”den maksadın yalnızca uyku sekiri olduğunu savunmuştur. (İbn Atıyye, 1422: 2/56).

Namazdayken sekiri men etmeyi kapsayan bu ayetin nüzulü, mutlak nehyi içeren Bakara suresi 219. ayetten sonra da “sekr”den muradın sadece uyku sarhoşluğu olduğunu desteklemektedir. (Bkz: Tabâtabâî, 1417: 4/359). Bu durumda bu ayet konusu itibariyle içkiyle irtibatlı olmaktadır.

Bu arada üçüncü bir ihtimal daha gündeme gelmektedir: “Sekr”den kasıt, şarp ve uyku sekirinin her ikisini de kapsayan anlamıdır. İmam Bâkır'dan (a.s) menkul rivayette de bu ayet zikredildikten sonra şöyle geçmektedir: “منه سُکرُ النوم” (İbn Bâbeveyh, 1413: 1/480). Bu da “sekr”den, uyku sekirinin de parçası olduğu daha kapsamlı bir anlamın murad edildiğini göstermektedir. Beydavî de “سُكَارَى”nın tefsirinde şöyle der:

“Uyku veya şarap gibi bir şeyden sarhoşluk.” (1418: 2/75).

İçkinin tedricen haram kılındığına inanan ve bu ayetin haram kılmadan önce nazil olduğuna Feyz Kâşânî, sözkonusu iki tefsirin uzlaştırılması konusunda şöyle der: “Müslümanlar şarabı haram kılan hükmün yerleşmesinden önce sarhoşken namaza duruyorlardı. Bu yüzden böyle bir hitaba muhatap oldular. İçkinin haramlığı istikrar bulduktan sonra bu şekilde hitap edilmeyi haketmeyecek kimseler haline geldiler. Çünkü Müslümanlar içkinin haram kılınmasından sonra içkiden sarhoş olamazlar. Bu nedenle denebilir ki bu ayet, içkinin haram kılınmasıyla neshedilmiştir. Şu anlamda ki, onlara artık bu sözlerle hitap edilmesi hoş olmayacaktır. Daha sonra hüküm, kalp huzuruna mani diğer konuları da kapsar hale geldiğinden onu uykudan kaynaklanan sarhoşluk ve benzeri durumlarla tefsir etmek caizdir. (1416: 1/453).

Feyz'in istidlaline temel aldığı küçük önerme [suğrâ], Bakara suresindeki ayetin içkinin haramlığına delalet etmemesini gerektirir. Bu ise Şia'nın meşhur görüşüne aykırıdır. Ama eğer bu ayetin, uyku ve şarap sekirliğinin haramlığına eşzamanlı delalet ettiği söylenebiliyorsa bu iki grup rivayetler uzlaştırılabilir ve ortada Şia'nın görüşüne aykırılık da kalmaz. Aksi takdirde ikinci tefsir, yani “sekr”in uyku sarhoşluğu olarak tefsir edilmesi, Şia'nın hadislerindeki manayla uyum içinde olması nedeniyle daha münasiptir.

c) “يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ إِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالأَنصَابُ وَالأَزْلاَمُ رِجْسٌ مِّنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ فَاجْتَنِبُوهُ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ. إِنَّمَا يُرِيدُ الشَّيْطَانُ أَن يُوقِعَ بَيْنَكُمُ الْعَدَاوَةَ وَالْبَغْضَاء فِي الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِ وَيَصُدَّكُمْ عَن ذِكْرِ اللّهِ وَعَنِ الصَّلاَةِ فَهَلْ أَنتُم مُّنتَهُونَ”

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar