5) Maide suresinde içkiyi yasaklayan ayetlerin nüzulüne sebep olan hadiseler arasında Hz. Hamza (a.s) hakkındaki maceraya da değinilmiştir. Bu haberin metni özetle şöyledir: Hz. Hamza (a.s) şarap içtikten sonra ganimetlerden Emirulmüminin'in (a.s) payına düşmüş yaşlı bir dişi devenin karnını yardı ve ciğerini dışarı çıkardı. Hz. Ali (a.s) Hamza'yı (a.s) Allah Rasülü'ne (s.a.a) şikayet etti. Nebiyy-i Ekrem (s.a.a) Hamza'nın (a.s) evine gitti. O haldeyken Allah Rasülü'ne (s.a.a) yakışık almayan sözler sarfetti. Peygamber (s.a.a) sessiz kaldı ve geri döndü. Devenin tazminatını da kendisi üstlendi. Hamza (a.s) sabah özür dilemek için geldi. Allah Rasülü (s.a.a) şöyle dedi: Bunu bırak, Allah'tan senin için bağışlanma diledim. (Sa'lebî, 1422: 2/143; Vahidî, 1411: 210-211; Ayyaşî, 1380: 1/339).
Kurtubî, içki içmenin [Maide suresindeki ayetlerin nazil olmasının öncesine kadar] mübah ve normal olduğu ilkesine işaret ettikten sonra içkinin sarhoşluğa yolçacak seviyede içilmesinin de onlara caiz olup olmadığına cevap verirken şöyle yazar: Hamza hadisi bu mübahlığı ifade etmektedir. Çünkü Hamza'nın Peygamber'e (s.a.a) söylediği sözler, Peygamber'e (s.a.a) saygılı davranmak ona vacip olduğu halde aklının sarhoşluk nedeniyle ortadan kalktığını göstermektedir. Bu nedenle ravi şöyle der: Peygamber (s.a.a) ne o halde, ne de sonrasında Hamza'yı eleştirmedi ve ona sert davranmadı. (1364: 6/287).
Kurtubî'nin kendisi de bu sözün çürüklüğünün farkındadır. Nitekim devamında şöyle demektedir:
“Bu, usülcülerin söylediğinin hilafınadır. Çünkü derler ki, sarhoşluk vermek her şeriatta haramdır. Zira şeriatlar kulun maslahatını ister ve akıl tüm maslahatların köküdür. Onun ortadan kalkması her kötülüğün temelidir. Şu halde aklı iptal edecek veya başkalaştıracak herşeyin men edilmesi vaciptir. Hamza hadisinde de onun içmekten maksadının sarhoşluk olmaması mümkündür. Ama içmekte acele edince bu duruma düçar olmuştur." (A.g.e.: 6/287).
Bu haberi eleştirirken denebilir ki: Maide suresinin en son sure olarak nüzulü (Tûsî, tarihsiz: 3/413) ve Hamza'nın hicri üçüncü yılın Şevval ayının yarısında Uhud savaşında şehit olması (İbn Abdilber, 1412:1/372) bu ayetin onun hakkında nazil olmasını uzak ihtimal haline getirmektedir. Buna ilaveten “hamr” Araplar nezdinde hoşlanılan bir şey değildi. Onlar da içkinin çirkinliğini idrak ediyordu. Bu nedenle içlerinden bazıları İslam'ın zuhurundan önce içkiyi kendisine yasaklamıştı. Hamza'nın nefsinin izzet ve yüceliği bu kimselerden daha fazla değildiyse de az da değildi. Nasıl olur da onlar şarabı terkettiği halde Hamza içmeyi sürdürmüş olabilir? Hamza'nın (a.s) fazileti hakkında İslam'ın kıymetli Peygamberi'nin (s.a.a) ifadesi yeter de artar da bile:
“Eğer Hind, Hamza'nın (a.s) ciğerinden bir parçayı yeseydi asla ateşe girmezdi. Çünkü Hamza (a.s), Allah katında, bedeninden bir parça ateşe girmeyecek kadar değerlidir." (İbn Batrik, 1407: 453).
Eleştiri: Bu ayetteki ifade tarzı, her türlü mazeret ve bahaneyi ebedi olarak herkesin elinden alacak şekildedir. Ehl-i Sünnet de bu ayetlerin içkinin haramlığı hükmünü kapsadığını kabul etmiştir. Sonuçta içkinin haramlığının nüzulüne işaret edildiği her yerde kastedilen, bu ayetlerin nüzulüdür. Zira onların görüşüne göre bu ayetin nüzulü, bu ayet inene dek şarabın helal olduğunu göstermektedir. (Bkz: Semerkandî, 1416: 1/416). Ömer'in bu ayetlerin nüzulünden sonra söylediği “انتهینا انتهینا” sözü meşhurdur. (Bkz: Vahidî, 1411: 210; Kurtubî, 1364: 6/286; Askalanî, tarihsiz: 8/210). Ehl-i Sünnet aynı zamanda şöyle de demiştir: Bu ayetlerin nüzulünden sonra Allah Rasülü (s.a.a) “İçki haramdır” buyurdu. (İbn Kesir, 1419: 3/163).
Ama Şia'ya göre bu ayet, içkinin daha önce ilan edilen haramlığını vurgulamaktadır. (Bkz: Fâzıl Mikdad, tarihsiz: 2/14). Şia fukahası bu ayeti de önceki ayetler gibi, içkinin haram kılındığına ilişkin Kur'anî dayanaklar arasında saymıştır. (Bkz: Tûsî, 1387: 4/511; Fâzıl Mikdad, 1404: 4/367; İbn Fehd Hıllî, 1407: 5/77).