5- İçkinin Tedricen Haram Kılındığı Teorisine Eleştiri

04 December 2025 46 dk okuma 13 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 9 / 13

İmam Sâdık'tan (a.s) ulaşan bir rivayet de ortaya koymaktadır ki, bu ayet hakkında son zikredilen nüzul sebebi sahihtir. İmam Sâdık (a.s) şöyle buyurmaktadır: Kudame b. Maz'ûn'u Ömer'in yanına getirdiler. Şarap içiyordu ve buna şahit olan da vardı. Ömer, seksen kırbaç cezası verip vermemeyi Emirulmüminin'e (a.s) sordu. Kudame dedi ki: “Bana kırbaç vuramazsın. Ben ‘لَيْسَ عَلَى الَّذِينَ آمَنُواْ وَعَمِلُواْ الصَّالِحَاتِ جُنَاحٌ فِيمَا طَعِمُواْ’ ayetindeki insanlardanım.” Hz. Emir (a.s) şöyle buyurdu: “Yalan söylüyorsun. Sen bu ayette bahsedilen kimselerden değilsin. Bu ayette bahsi geçen kişilerin yediği onlara helaldi. Onlar Allah'ın helal kıldığından başkasını yemiyor ve içmiyorlardı.” (Eş'ârî, 1408: 153; Ayyaşî, 1380: 1/341; Kuleynî, 1407: 7/215; Tûsî, Tehzibu'l-Ahkam, 1407: 10/93). Belirtildiği gibi şarap hiçbir zaman helal olmadı. Bu ayetin nüzul konusu olan kimseler de hiç şarap içmedi ve bu durum, ayetin nüzul sebebi gösterilen ilk iki rivayetin delil kullanılmasına aykırıdır.

Şeyh Tûsî de “فِيمَا طَعِمُواْ” ifadesinin manasını açıklarken şöyle demektedir: Bu ibare hakkında iki tefsir gelmiştir:

1. Kastedilen “hamr”dır. Lakin bu mübahlık kaldırılmış ve neshedilmiştir.

2. Kastedilen helal ve temiz rızıktır. (Tûsî, 1387: 8/59).

Şeyh Tabersî de iki anlamı nakletmiş ve ikincisini Ehl-i Beyt'in (a.s) tefsiri olarak tanıtmıştır. (Tabersî, 1372: 3/372). Kutb Râvendî ve Fâzıl Mikdad da aynı manayı daha sahih bulmuş ve ayetin nüzul sebebinin, bazı temiz yiyecekleri terketmeye ahdetmiş Osman b. Maz'ûn ve yârânı olduğunu savunmuştur. (Kutb Râvendî, 1405: 2/276 ve 271; Fâzıl Mikdad, tarihsiz: 2/316).

2.2. Nahl Suresi 67. Ayetine Tutunmak

Ehl-i Sünnet'in şarabın helal olduğuna inanç için ortaya koyduğu deliller arasında zaman geçtikçe aşağıdaki ayete de tutunulduğu görülmektedir.

“وَمِن ثَمَرَاتِ النَّخِيلِ وَالأَعْنَابِ تَتَّخِذُونَ مِنْهُ سَكَرًا وَرِزْقًا حَسَنًا إِنَّ فِي ذَلِكَ لآيَةً لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ

"Hurmalıkların ve üzümlüklerin meyvelerinden kurdukları çardaklarda hem sarhoşluk verici içki, hem güzel bir rızık edinmektesiniz. Şüphesiz aklını kullanabilen bir topluluk için, gerçekten bunda bir ayet vardır."” (Nahl 67)

Ehl-i Sünnet'in çoğu, bu ayetteki “sekr”i “hamr” manasında almış ve bunu temel yaparak bu ayetin nüzulü sırasında “hamr”ın mübah olduğuna delil kabul etmiştir. Bu anlayışın doğal sonucu, bu ayetin Maide suresinin ayetleriyle neshedildiğini inanılmasıdır. (Bkz: Tüsterî, 1423: 91; İbn Ebi Hâtim, 1419: 7/2288; Cassâs, 1415: 5/4). Yine İbn Abbas'tan da şöyle nakledilmiştir: Bu ayet, “hamr” kendilerine helal olduğu sırada nazil olmuştur. (Semerkandî, 1416: 2/280). Oysa başka bir rivayette İbn Abbas'tan şöyle nakledilmiştir: “Sekr” içilmesi haram olan şeydir. Güzel rızık ise helal meyvelerdir. (Taberî, 1412: 14/90; Sa'lebî, 1422: 6/27; İbn Kesir, 1419: 4/498). Beydavî şöyle demektedir: Bu ayet içkinin haram kılınmasından önce nazil olmuşsa “hamr”ın kerahatine delalet eder. Değilse itab ve minneti kapsar. (1418: 3/232).

Eleştiri:

Bir: “Sekr” sadece sarhoş edici içecek anlamında kullanılmaz. Ebu Ubeyde şöyle demektedir: “تَتَّخِذُونَ مِنْهُ سَكَرًا” yiycek demektir. Çünkü Cendel “جعلت عیب الأکرمین سکراً” demiştir. Yani “Cömertlerin ayıbını aramayı kendine gıda yaptı.” (Ebu Ubeyde, 1381: 1/363).

Şeyh Tûsî de, “Asıl olan, [sarhoş edici] bu içeceklerin mübah olmasıdır. Biz sadece ‘hamr’ı delil nedeniyle bu ilkenin dışında tutuyor ve diğer şeyleri aynı ilkeye dayanarak yerinde bırakıyoruz.” diyenlere cevaben şöyle demektedir:

Onlar, Allah'ın “تَتَّخِذُونَ مِنْهُ سَكَرًا وَرِزْقًا حَسَنًا” kavlini ve İbn Abbas'ın “sekr”den maksadı “nebiz” (hurma veya üzüm şarabı) saymasını delil göstermektedir. Halbuki İbn Abbas'tan iki tür rivayet nakledilmiştir: Birincisinde şöyle der: “Sekr”, “nebiz”dir ve bu da içkinin haram kılınmasından önce olmuştur. Bu görüşte Hasan Basri, Atâ, Mücahid, Katade, İbrahim Neha'î ve Ebu Rezin de onu takip etmiştir. İkinci rivayette ise şöyle der: “Sekr” haram rızıklardır. Sonuç itibariyle ayetin manası şöyle olur: Ondan helal ve haram olanı alıyorsunuz.

İki: Şeyh'in açıklamasında geçtiği üzere, varsayalım ki “sekr”den kasıt sarhoş edici şarap olsun, yine de ayet “hamr”ın mübahlığına delalet etmemektedir. Elbette ki bazı kimseler bu ayetteki minnet üslubunu “sekr”in helal olduğuna delil kabul etmiştir. Ama bu istidlal de üç sebeple reddedilmektedir:

Birinci, müfessirlerin söylediğine aykırıdır. Müfessirler “sekr”den kasdın haram kılınmış şarap olduğunu söylemiştir.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar