Bu birkaç ayetin nüzul sebepleri topluca tespit etmektedir ki, bazı sahabeler Maide suresinin ayetleri nazil olana kadar aşikar biçimde şarap içiyordu. Bu nüzul sebepleri sadece sahabenin adaleti ilkesi eklenerek Ehl-i Sünnet'in içkinin haram kılınmasında tedricîlik bulunduğuna ilişkin görüşünü ispatlayabilir. Halbuki bu ilke Şia'nın nazarında makbul değildir. Neticede bu görüşü bu vesileyle ispatlamak mümkün değildir. Bu nazariyenin Ehl-i Sünnet tarafından ortaya atılması da anlaşıldığı kadarıyla yalnızca bazı sahablerin fısk işlediklerini itiraftan kaçınmaktır. Konu, bu ayetlerin nüzulüne sebep oluşturan bazı kimseler arasında sonraları önemle siyasi mevkilere gelen kişilerin isimlerini gördüğümüzde mesele daha bir açıklık kaznmaktadır. En basit şahit şudur ki, Ömer her olaydan sonra tekrar Allah'tan içkinin hükmünü açıklamasını istemekte ve her ayetin nüzulünden sonra Nebiyy-i Ekrem (s.a.a) Ömer'i özellikle çağırıp ayeti ona okumaktadır. En son ayetle birlikte de Ömer artık “انتهینا انتهینا” demiştir. (Bkz: Vahidî, 1411: 209; İbn Kesir, 1419: 1/433).
d) “لَيْسَ عَلَى الَّذِينَ آمَنُواْ وَعَمِلُواْ الصَّالِحَاتِ جُنَاحٌ فِيمَا طَعِمُواْ إِذَا مَا اتَّقَواْ وَّآمَنُواْ وَعَمِلُواْ الصَّالِحَاتِ ثُمَّ اتَّقَواْ وَّآمَنُواْ ثُمَّ اتَّقَواْ وَّأَحْسَنُواْ وَاللّهُ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ”
“İman edip salih amellerde bulunanlara [daha önce] yediklerinden günah yoktur. Takvalı olmaları, iman etmeleri ve salih ameller işlemeleri durumunda. Sonra da takvalı oldukları ve iman ettikleri, sonra yine takvalı oldukları ve ihsanda bulundukları takdirde. Allah iyilik yapanları sever.” (Maide 93).
Bu ayetin nüzul sebebine dair, Ehl-i Sünnet'in, Maide suresi 90 ve 91. ayetlerin nüzulüne kadar şarabın helal olduğu hakkında istidlalde bulunduğu birtakım rivayetler nakledilmiştir. Bu rivayetlere göre insanlar, Maide suresi 90 ve 91. ayetlerin nazil olmasından sonra dedi ki: “Ey Allah'ın Rasülü (s.a.a), yataklarında can verenler veya şehit olanlar şarap içiyorken öldükleri halde ne olacaklar?” Bunun üzerine “لَيْسَ عَلَى الَّذِينَ آمَنُواْ وَعَمِلُواْ الصَّالِحَاتِ جُنَاحٌ فِيمَا طَعِمُواْ إِذَا مَا اتَّقَواْ وَّآمَنُواْ وَعَمِلُواْ الصَّالِحَاتِ ثُمَّ اتَّقَواْ وَّآمَنُواْ ثُمَّ اتَّقَواْ وَّأَحْسَنُواْ وَاللّهُ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ” ayeti nazil oldu. (İbn Hanbel, tarihsiz: 2/352; Semerkandî, 1416: 1/417; Tûsî, tarihsiz: 4/20; Vahidî, 1411: 212; Tûsî, 1372: 3/372). Sonra Allah Rasülü (s.a.a) şöyle buyurdu: “Onlara da haram olsaydı sizin gibi onu terkederlerdi.” (İbn Hanbel, tarihsiz: 2/352). Bazı rivayetlerde buna ilaveten şöyle de geçmektedir: “Ayrıca biz de içki içiyorduk, bize ne olacak?” dediler, bunun üzerine ayet nazil oldu. (Taberî, 1412: 7/24).
Aynı şekilde bazı sahabelerin yolculukta olduğu ve içki haram kılındıktan sonra şarap içtikleri, ama içkinin haram kılındığından haberleri olmadığı, dönünce kendi hallerini Allah Rasülü'ne (s.a.a) sordukları ve bunun üzerine “لَيْسَ عَلَى الَّذِينَ آمَنُواْ وَعَمِلُواْ الصَّالِحَاتِ جُنَاحٌ فِيمَا طَعِمُواْ” ayetinin nazil olduğu rivayet edilmiştir. (Semerkandî, 1416: 1/417).
Bu iki nüzul sebebi, şarabın Maide suresi 90 ve 91. ayetler nazil olana kadar helal olduğuna delalet etmektedir. Bu ayetle ilgili istidlalin önceki ayetlerden farkı işte buradadır. Bu ayette nüzul sebepleri tek başına Ehl-i Sünnet'in içkinin tedricen haram kılındığına dayanan inancına delalet etmektedir. Zira insanlar yalnızca geçmişte içki içen kimselerin hali hakkında soru sormakta ve Kur'an bu konuda artık yeni bir hükmün geldiği cevabını vermektedir. Oysa daha önce geçen ve ileride gelecek olan sebep bunun aksini göstermektedir. Zira şarabın haram kılınması Mekke'de açıklanmış bir hükümdür. Bu nedenle bu nüzul sebepleri sahih gözükmemektedir.
Buna mukabil başka bir nüzul sebebinde şöyle geçmektedir: Bu ayet, Osman b. Maz'ûn ve onun durumundaki bir kesim hakkında nazil olmuştur. Çünkü o eti kendisine yasaklamıştı ve ruhbanlık yolunu tutmuştu. Bunun üzerine bu ayet nazil oldu. (Belazurî, 1959: 10/255; Tabersî, 1372: 3/372).