5- İçkinin Tedricen Haram Kılındığı Teorisine Eleştiri

04 December 2025 46 dk okuma 13 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 12 / 13

Şârinin içkiyi haram kılmada tedricî davranması, haram kılmada tedricî seyri izlenmesi manasında tenzihten kerahata geçilmesi ve sonra da aşikar haramlığın duyurulması şeklinde değildir. Dolayısıyla nesih manasına gelmez. Ayrıca bu tedric, şer'î ahkamın uygulanmasında siyasî-dinî maslahat gözetilmesi nedeniyle beyanda müphemlikten açık beyana ya da gizli kinayeden sarih anlama doğru bir seyir de değildir. Zira “وَالإِثْمَ” (A'raf 33) Mekkî bir ayettir ve Medenî ayet olan “قُلْ فِيهِمَا إِثْمٌ كَبِيرٌ” (Bakara 219) ayetinin eklenmesiyle bariz biçimde içkinin haramlığına delalet eder ve kimse için mazerete yer kalmaz. Bilakis bu tedric, “وَالإِثْمَ” (A'raf 33) ayetindeki genel anlamıyla haramlıktan, “قُلْ فِيهِمَا إِثْمٌ كَبِيرٌ وَمَنَافِعُ لِلنَّاسِ وَإِثْمُهُمَآ أَكْبَرُ مِن نَّفْعِهِمَا” (Bakara 219) ve “لاَ تَقْرَبُواْ الصَّلاَةَ وَأَنتُمْ سُكَارَى حَتَّىَ تَعْلَمُواْ مَا تَقُولُونَ” (Nisa 43) ayetleriyle nasihat biçiminde özel anlamıyla haramlığa, nihayet sonra da “إِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالأَنصَابُ وَالأَزْلاَمُ رِجْسٌ... فَهَلْ أَنتُم مُّنتَهُونَ” (Maide 90-91) ayetiyle şiddeti artmış olarak daha özel anlamıyla haramlığa intikal manasına gelmektedir.

Allame'nin tedriciliğe getirdiği tarif ayetlerin siyakıyla bağdaşsa da özel bir pratikle sonuçlanmamaktadır. Her halükarda din içkinin haramlığını ilan etmiştir. Öyleyse içki meselesinde varolan yumuşaklık ve hoşgörüden kasıt nedir? Her ne kadar bu konu daha detaylı incelemeye muhtaçsa da en azından denebilir ki, İslam'ın başlangıcındaki hoşgörü şarap içmeye had uygulanması hususundaydı, onun haram kılınmasında değil. Mekke döneminde yeni Müslümanların had olarak cezayı kabul etmeye henüz hazır olmamalarına ilaveten, cezayı uygulama zemini de yoktu. Bu zeminin Medine'de hazırlanmasıyla Peygamber'in (s.a.a) haddi uygulamada insanların durumuna riayet etmekle emrolunduğu anlaşılmaktadır. İmam Sâdık'a (a.s) içki içene Allah Rasülü (s.a.a) tarafından haddin nasıl uygulandığı soruldu. Buyurdu ki:

“Terliğiyle onlara vururdu. Bunu az veya çok miktarda yapardı. İnsanlar da kendisinden sonra az veya çok yaptılar. Belirli bir had yoktu. Ta ki Emrulmüminin (a.s) seksen kırbaç cezasını içki içmenin haddi olarak karar kılana edene dek.” (Ayyaşî, 1380: 1/342).

Bu hükmün durdurulması Ömer zamanında Hz. Ali'nin (a.s) işaretiyle olmuştur. (A.g.e.: 1/341).

5. Sonuç

İçkinin tedricen haram kılındığını savunan teori, Ehl-i Sünnet ulemasın tarafından ortaya atılmış meşhur görüştür. Ama bu araştırmanın kazanımı olarak işaret edilebilecek şey, içkinin haram kılınmasında tedricilik olmadığıdır. Ehl-i Sünnet âlimleri arasında da sahabenin adaletine inanç, içkiyi haram kılan ayetlerin nüzul sebebi de ilave edildiğinde “hamr”ın tedricen haram kılındığı inancına zemin hazırladı. Onlar “hamr”ın hükmünü içren ayetlerin nüzulüne rağmen bazı sahabelerin içki içmesini ayetlerin haramlığa delalet etmediğine yormuş, şarabın İslam'ın ilk yıllarında helal olduğuna ve haramlığın duyurulmasının Medine döneminin sonlarına ertelendiğine inanmışlardır. Bu teori, Ehl-i Sünnet'in tefsir ve Kur'an ilimleri kitaplarında çokça nakledilmesi nedeniyle bazı Şii âlimleri nezdinde de makbul bulunmuştur. Halbuki Şia'nın hadislerine göre şarap hiçbir zaman helal olmamıştır. Bundan da önemlisi Şii alimler içkinin haramlığının duyurulması konusunda da sahabenin adaletine inanılmaması nedeniyle Medine'de içki hakkında nazil olmuş ayetlerin tamamından içkinin haramlığını çıkarabilmişlerdir. Ayrıca Şii âlimlerin çoğu, Mekkî A'raf suresinin 33. ayetini ve başka bazı karineleri esas alarak haramlığın duyurulmasını Mekke dönemiyle irtibatlı kabul etmişlerdir.

Bazı rivayetlerin zâhirinden anlaşılan tedricilik de içki içilmesine had uygulamasının niteliği konusunda gösterilen hoşgörü sayılabilir.

Kaynakça

Allame Hıllî, Hasan b. Yusuf, Tahriru'l-Ahkami'ş-Şer'iyye alâ Mezhebi'l-İmamiyye, Müessesetu Âli Beyt (a.s), tarihsiz.

Askalanî, İbn Hacer, Fethu'l-Bari Şerhu Sahihi Buharî, ikinci baskı, Beyrut, Dâru'l-Ma'rife, tarihsiz.

Ayyaşî, Muhammed b. Mes'ud, Kitabu't-Tefsir, tahkik: Seyyid Haşim Resulî Mahallatî, Tehran, Çaphane-i İlmiyye, 1380 Kamerî.

Bahranî, Yusuf b. Ahmed, el-Hadaiku'n-Nadira fi Ahkami'l-Merreti't-Tahira, tahkik: Muhammed Taki İrevanî ve Seyyid Abdurrezzak Makram, Kum, Defter-i İntişarat-i İslamî, 1405 kamerî.

Beğavî, Hüseyin b. Mes'ud, Mealimu't-Tenzil fi Tefsiri'l-Kur'an, tahkik: Abdurrezzak el-Mehdi, Beyrut, Dâru İhyai't-Turasi'l-Arabi, 1420 kamerî.

Belazurî, Ahmed b. Yahya, Ensabu'l-Eşraf, tahkik: Muhammed Hamidullah, Mısır, Dâru'l-Mearif, 1959.

Beydavî, Abdullah b. Ömer, Envaru't-Tenzil ve Esraru't-Te'vil, tahkik: Muhammed Abdurrahman el-Mer'aşlî, Beyrut, Dâru İhyai't-Turasi'l-Arabi, 1422 kamerî.

Cassâs, Ahmed b. Ali, Ahkamu'l-Kur'an, Beyrut, Dâru'l-Kütübi'l-İlmiyye, 1415 kamerî.

Deylemî, Hasan b. Ebi'l-Hasan, İrşadu'l-Kulûb, İntişarat-i Şerif Radıyy, 1412 kamerî.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar