Peygamber (s.a.a), tarlasına ağaç eken bir adamın yanından geçiyordu. Durdu ve ona şöyle buyurdu: “Seni sürekli olan, daha çabuk ürün veren, meyveleri daha lezzetli ve kalıcı olan ağaçlara yönlendirmemi ister misin?” Adam “Evet, beni yönlendir” dedi. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: “Sabah ve akşam Subhanellahi ve’l-hamdulillahi ve la ilahe illallahu vallahu ekber de. Eğer bu zikri söylersen her teşbihe karşılık meyveleri daimi olan çeşitli ağaçlardan on tanesi cennette sana verilecek.” Adam dedi ki: “Ey Resulullah! Bu tarlayı fakirlere vakfettiğime dair seni şahit tutuyorum.”
2- Zikir ve dua ehli kimselerin teşvik edilmesi
Masumlar (a.s) bazen zikreden ve dua eden kişileri teşvik ediyorlardı. Sekunî şöyle diyor:
Peygamber (s.a.a), namazında Allah’ı anan, yüce bir içerik ve derin ibarelerle Allah’a yakınlaşmaya çalışan bir Arap gördü. Sağlam kelimeleri ve ibarelerinin üslubu, onun bilgisini ve imanının ve kemâlinin derecesini gösteriyordu. Peygamber (s.a.a), namazını tamamladıktan sonra onu alıp kendi yanına getirmesi için birisini belirledi. Arap namazını bitirince Peygamber’İn (s.a.a) yanına geldi. Peygamber (s.a.a) ona bir parça altın hediye etti… Sonra şöyle buyurdu: “Sana bu altını neden hediye ettiğimi anladın mı?” Arap “Akrabalık ve yakınlık sebebiyle” dedi. Peygamber (s.a.a) buyurdu ki: “Yakınlığın bir hakkı vardır ama ben bu altını sana, Allah Teâla’ya güzel hamdettiğin için hediye ettim.”
3- Dua ve zikir öğretimi
Masumlar (a.s) bazı durumlarda kişilere özel bir dua veya zikir öğretiyorlardı ve onlardan yapmalarını istiyorlardı. Örneğin İmam Sadık’ın (a.s) şöyle buyurduğu nakledilmiştir:
Babamın oğullarından birinin (rahatsızlık ve acıdan) şikâyeti vardı. Babam yanına gitti ve şöyle buyurdu: “On defa Ya Allah de. Bir mümin yoktur ki bunu desin ve Allah tebarek ve teâla ona “Lebbeyk ey kulum! Hacetini iste” demesin.”
Yine İmam Rıza’nın (a.s) şöyle buyurduğu nakledilmiştir:
“Şükür secdesinde bu duayı eden kimse, Peygamber’in (s.a.a) yanında Bedir günü savaşmış gibidir.” Dedik ki: “Yazalım mı?” İmam (a.s) “Yazın” buyurdu.
Sonra duayı söyledi ve muhatapları da yazdılar.
4- Çocukları zikir ve duaya alıştırmak
Masumlar (a.s), evlatlarını duaya ve Allah’ı zikretmeye alıştırıyorlardı. İmam Sadık’ın (a.s) şöyle buyurduğu rivayet edilmektedir:
“(Babam) Bizi bir araya topluyordu ve güneş doğana kadar Allah’ı zikretmemizi emrediyordu.”
İmam Zeynelabidin’in (a.s) oğlu Zeyd de şöyle diyor:
“İmam Zeynelabidin 15 Şaban gecesi hepimizi bir araya topluyordu ve geceyi üçe bölüyordu. Sonra ilk kısmında bizimle namaz kılıyordu; ardından dua ediyordu ve biz de âmin diyorduk; sonra istiğfar ediyordu ve biz de istiğfar ediyor, Allah’tan cenneti istiyorduk. Böylece fecir doğuyordu.”
Şöyle nakledilmiştir:
İmam Sadık (a.s), Ebu Harun’a şöyle buyurdu: “Ey Ebu Harun! Biz çocuklarımıza, namazı emrettiğimiz gibi, Fatıma (a.s) tesbihatını da emrediyoruz. (Bu zikre) Bağlı ol çünkü bu zikri bırakıp da bedbaht olmamış hiçbir kul yoktur.”
Özet
Masumların (a.s) siyerinde dua ve zikir öğretimi şöyleydi:
1- Diğerlerine zikir ve duayı tavsiye ediyorlardı.
2- Dua edenleri ve zikredenleri teşvik ediyorlardı.
3- Bazı zikirleri ve duaları diğerlerine öğretiyorlardı.
4- Çocukları zikire ve duaya alıştırıyorlardı.
Dördüncü bölüm
Oruç Öğretimi
Oruç, önemli İslami ibadetlerden biridir ve İslami metinlerde üzerinde çok durulmuştur. Peygamber’den (s.a.a) nakledilen bir rivayette şöyle buyuruyor:
“Oruç tutunuz çünkü ateşe karşı bir siperdir.”
Bu sebeple Masumlar (a.s) orucun ve oruç tutma öğretiminin üzerinde duruyorlardı. Bu bölümde Masumların (a.s) siyerinde oruç tutma öğretimini inceleyeceğiz. Bu araştırmada hedefimiz, onların oruç tutma öğretiminde kullandıkları noktalara ulaşmaktır. Bu bölümün konuları şu başlıklar altında sunulacaktır: 1- İnsanları Ramazan ayına girmeye hazırlamak. 2- Çocuklarda oruç tutma öğretimine başlama yaşı. 3- Oruç tutma öğretimi yöntemi.
1- İnsanları Ramazan ayına girmeye hazırlamak
Masumlar (a.s) Ramazan ayı gelmeden önce bu ayın önemini insanlara anlatıyorlardı ve onlardan kendilerini Ramazan ayından faydalanabilmek için hazırlamalarını istiyorlardı. İmam Bâkır (a.s) şöyle buyuruyor:
Peygamber (s.a.a) Ramazan’a üç gün kala Bilal’e şöyle buyurdu: “İnsanların arasında selâ oku.” Sonra halk toplandı. Sonra Peygamber (s.a.a) minbere çıktı ve Allah’a hamd ve sena etti. Sonra şöyle buyurdu: “Ey insanlar! Bu, Allah’ın size mahsus kıldığı bir aydır ve tüm aylardan daha üstündür. Onda, bin aydan daha hayırlı olan bir gece vardır. Bu ayda ateş kapıları kapalı ve cennet kapıları açıktır. Bu ayı geçiren ama bağışlanmayan kimse Allah’ın rahmetinden uzak olsun.”
Yine bir başka rivayette şöyle nakledilmiştir: