7- ELGADİR

04 December 2025 51 dk okuma 12 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 3 / 12

Çeşitli İslam beldelerinden gelen insanlar onun etrafında toplanmaya başlamış ve bu gruplardan ayrılanlar tekrar geriye çağrılmış ve geride kalanların da gelmesi beklenmişti. Bu hadis böylece orada bulunan herkesin kulağına çarpmış ve Hz. Nebi'nin emri ile orada olanlar bu konunun duyulması için olmayanlara haber vermekle yükümlendirilmiş ve sonuçta orada bulunan tüm bu insanlar birer ravi oluvermişlerdi. Bu da yüz bini aşkın bir ravi kitlesi demek oluyordu.

Ne varki Yüce Allah bununla da yetinmemiş ve ayetlerle de bu konuyu ölümsüzleştirmiştir. Bu şekilde cereyan eden hadise sabah-akşam yeni nesil Müslümanlar tarafından tilavet edilmiş ve her asırda yaşayan insanlar için olayın tekrar tekrar hatırlanması ve onların hidayet ve kemal yolunda ilerlenmesi ve dini konuda kendilerine önderlik edecek insanın tanıtılması sağlanmıştır.

Gadir hadisesinin iyice duyulup, yayılması konusunda Yüce İslam Peygamberi de özel bir inayet ve çaba göstermiştir; Hz. Nebi, o seneki Hac vazifesine katılması için birçok gruba ve kabileye haber vermiş, mümkün olduğunca insanlara ulaşma gayretinde bulunmuştu. Çünkü bu yolculuğun sonunda İlahi bir emrin ve büyük bir haberin kendisine iletilip, duyurması gerektiğini biliyordu.

Bu öyle büyük bir haber olmalıydı ki; dinin kalesi, en sağlam haline bürünmeli ve onun bunca zaman bünyesinde barındırdığı tüm kanunlar tekmil olmalıydı. Artık bu toplumun bireyleri ellerinde olan bu değerli formülle doğudan batıya her yere hükmedebilir ve diğer tüm insanların efendileri olabilirlerdi. Elbette basiretli davranıp, ellerinde olan bu değerli hazinenin kıymetini bilselerdi.

Ehl-i Beyt İmamları bu doğrultuda kendilerinin selefi olan Hz. Ali'nin önderliği konusunda hiç aralıksız bu konuyu her daim canlı tutmuş ve bunun için bir çok deliller sunmuşlardır. Aynı şekilde Müminlerin Emiri Ali de, Hz. Nebi'den sonra yaşadığı o değerli ömürleri boyunca halkla yaptığı toplantılarda özellikle de Gadir-i Hum'da Veda Hutbesini işitip, hali hazırda hayatta olan sahabelerden bu ictimai toplantılarda defaatla konunun doğruluğu hakkında tastik almıştır.

Aslında tüm bunların hepsi Gadir-i Hum konusunun üzerinden geçecek olan yüzyılların yorgunluğu ile unutulup gitmemesi ve ilk günkü canlılığını koruması içindi. Bu yüzden, Ehl-i Beyt İmamları kendi taraftarlarına Gadir gününü bayram olarak geçirmeleri, birbirlerini tebrik etmeleri ve o günü mutluluk içinde geçirmeleri yönünde emir verilmiş ve bu şekilde her sene bu heyecan tekrar tekrar yaşanmış oluyordu.

İmamiye Şiileri bunu bir gelenek haline getirerek her sene Necef'te Hz. Ali türbesinde bu etkinliği uzak-yakın dünyanın birçok yerinden gelen ziyaretçiler, İslam dünyasının önde gelen isimleri ile kutlamaktadırlar.

Hatta bu konuda Ehl-i Beyt İmamlarından nakledilen, içerisinde Hz. Ali'nin imametine ve Peygamber Efendimizin halefi olduğuna dair Kuran, Sünnet ve akli birçok delilin geçtiği, Gadir-i Hum'da cereyan eden o tarihi olayın önemli kesitlerine değinildiği bir ziyaretname de okunmaktadır. Hatta Şiiler arasında bu konu o denli önemlidir ki; bugüne özgü yapılan namaz ve oruç gibi dini içerikli ibadetler de vardır.

Ama eğer sıra hadis, tefsir, tarih ve kelam konularında kaleme alınmış Şii kaynak kitaplarına gelirse; işte o zaman bu konun ne denli mühim olduğu ve bu yazılı metinlerde konunun ne şekilde çok yer tuttuğu bariz bir şekilde müşahede edilecektir.

Bu konuda Ehl-i Sünnet'in geneli de kaynak kitaplarında bu meseleye ilişkin birçok hadis ve rivayeti getirmiş, onun sıhhat ve muteber olduğuna dair eserler kaleme almıştır. Ama bir kısım art niyetli ve içlerinde Ehl-i Beyt'e karşı kin olan taassup dolu ruhlar; bu cereyan eden olayı ya kelime oyunlarına çevirerek ya da görmezlikten gelerek tahrif etmeye çalışmışlardır. Onların bu görüşü özünde Ehl-i Sünnet'in değil bilakis kendi şahsi görüşleridir.

Ashabtan Gadir Hadisinin Ravileri

"el-Gadir" adlı eserinde Gadir hadisini nakleden 110 kişilik sahabenin büyüklerinin isimleri detaylı bir şekilde nakledilmiştir:

Şimdi biz de burada özetlemek kastıyla yalnız bu ravilerden sadece 25 tanesinin adını kayda düşmekle iktifa edceğiz:

1- Ebû Hüreyre Abdurrahmân bin Sahr ed-Devsî (ö.678/Medine) 78 sene yaşamıştır.

2- Esma bint-i Ümeys eI Has'amiyye.

İbn Ukde Kûfi, Kitabü’l Velayet adlı eserinde kaynakları ile ondan rivayette bulunmaktadır.

3- Allah Resûlü'nün eşi Ümmü Seleme

4- Ebû Talib'in kızı Ümmü Hani

5- Hz. Nebi'nin hizmetlilerinden Ebû Hamza Enes bin Malik bin Nadr el-Ensari el-Hazreci (ö.709/Basra) 103 sene yaşamıştır.

6- Cabir bin Abdullah-i Ensari, (ö.697/Medine) 94 sene yaşamıştır.

7- Ebûzer Cündub bin Cünade bin Sekan el-Gifari (ö.652/Rebeze)

8- Hassan Bin Sabit (ö. 682/Medine)

Bu ravinin konuyla ilgili yazdığı şiirleri ve ayrıca hicretin birinci yüzyılında Gadir-i Hum hakkında şiir yazan diğer şairler için ilgili bölüme bakınız.

9- Allah Resûlü'nün torunu İmam Hasan el-Mücteba

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar