“…Kimdir o ki adalet onu ayaklarına çağıracak… Ve onu padişahlara musallat edecektir…”
Hinduizm: “Zaman, ahiru’z-zamanda adaletli bir padişaha ulaşacaktır ki; …”
5- Salihler ve Mazlumlar, Yeryüzünün Varisleri:
Bu konu da çoğu dinlerde söz konusu edilmiştir ve herkesin ümidi, görünürde güçlü ve kudretli zulüm cephesinin parçalanacağı ve mazlum ve mustazafların (zayıfların) kudrete ulaşacağı günedir.
İslâm:
“Biz ise, o yerde güçsüz düşürülenlere lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve onları (mukaddes topraklara) vâris kılmak istiyorduk.”
“Andolsun ki, Zikir’den (Tevrat) sonra Zebur’da da: Yeryüzüne iyi kullarım vâris olacaktır diye yazmıştık.”
Yahudilik: Zebur’da şöyle geçmektedir: “…Ancak Allah’a tevekkül edenler yeryüzünün varisleri olacaklardır… Ancak mütevazı olanlar yeryüzünün varisleri olacaklardır ve selamette olmaktan lezzet alacaklardır… Sadıklar yeryüzünün varisleri olacak ve onda ebedî olarak yaşayacaklardır.”
Zerdüştlük: “…ki galip Suşiyant’a ve onun diğer dostlarına ait olacaktır… Suçlular ve aldatıcılar ortadan kaldırılacaktır.” Suşiyant, Zerdüşt ayininin kurtarıcısıdır.
b) Dinlerin Bu Konudaki Farklı Görüşleri:
Cevapların hacminin uzamaması için, mektep ve dinler arasındaki en önemli ve asıl farklılıklardan ikisine kısaca değineceğiz.
1- Vaat Edilen Kurtarıcının Kimliği ve Lakapları
Her doğru inanç gibi mehdilik konusunda da çeşitli farklılıklar söz konusu olmuştur. Bu, o inancın sağlam olmadığının delili değil aksine bu inancın temelinin insanın fıtratına uygun ve Peygamberler tarafında sürekli insanlara açıklanmış olduğunu gösterir. Ancak gerçekler çeşitli faktörler yüzünden tahrife uğradığına göre bu inanç da zamanla tahrife uğramıştır. Nitekim insanlık, tarihin bütün dönemleri boyunca sığınmak ve tapmak için bir ilah ve sığınak arayışında olmuşlardır, ancak çoğunlukla yanlış yollara ve sapıklıklara doğru sürüklenmiş ve Allah’a şirk koşmuşlardır.
Vaat edilen kurtarıcı konusu da insanların ideal ve amaçları için böyle önem ve konuma sahiptir. İnsanlık, her zaman için hakkın zafere ulaşacağı günün bekleyişinde olmuş ancak yine vaat edilen kurtarıcıyı tanımada yanlışa düşmüş ve zihinlerinin algılayabileceği kapasitede bir takım kişileri kurtarıcı olarak farz etmişlerdir.
Bu arada Hz. Mehdi (a.f) hakkındaki en sağlam ve en net açıklama İslâm dininde ve Ehl-i Beyt mezhebinde yer alır. Bu mezhebe göre Hz. Mehdi’nin tam kişiliği açıktır O, Ehlibeyt İmamlarının (on iki imam) sonuncusu ve halen hayatta ancak gözlerden saklıdır. İslâm dininde bu hazret için birçok isim ve lakap zikredilmiştir. En önemli lakabı Mehdi’dir.
Yahudilik ayininde daha çok “Maşiyeh” ismi meşhurdur. Hıristiyanlar da Hz. İsa’nın (a.s) zuhurunun bekleyişindedirler ve Mukaddes Kitap’ta onun hakkında çoğunlukla “Şilu”, “Doğruluk Ruhu”, “Allah’ın Oğlu” ve “İnsanoğlu” lakapları zikredilmiştir.
Zerdüştler sonuncu suşiyantlarını (kurtarıcılarını) “İstut Erte” olarak adlandırmaktadırlar. Hinduizm’de ise “Kaliki” vaat edilen kurtarıcıdır.
2- Beklenilen Kurtarıcının Dinlerdeki Konumu ve Dinlerin Ona Olan Teveccühleri
Maalesef, kurtarıcının zuhur etmesi oldukça önemli ve hayatî bir konu olmasına rağmen, İslâm dini dışındaki diğer dinlerde bu konuya yeterince önem verilmemekte ve bahis konusu olmamaktadır. Ancak İslâm dini, hem Hz. Mehdi’nin (a.f) yüksek bir konum ve azamete sahip olduğuna inanmakta ve hem de onun bekleyicileri için önemli ve ağır sorumluluklar karar kılmıştır. İslâm dini açısından, Hz. Mehdi (a.f) masum (her türlü hata ve günahtan beri ve arınmış) bir imamdır. Kur’ân’ın her âyetinin gerçek manasına ve tefsirine vakıftır. İlahî vehbî ilimle donanmıştır. Zamanın imamıdır. İlahi feyzin vasıtasıdır. Yüce Allah’ın nimet ve bereketlerinin nazil olduğu kapıdır, varlık âleminin kutbu ve huzur kaynağıdır. Öyle ki eğer bir an bile yeryüzünde bulunmasa, yeryüzü üzerinde bulunan her şeyi yutar ve dağılıp gider Çünkü yeryüzü hüccetsiz varlığını devam ettiremez. Her dönemde mutlaka bir ilahî hüccet vardır Nitekim Kur’ân şöyle buyurur:
“Sen ancak bir uyarıcısın ve her kavmin bir hidayet edeni vardır.”
İmam Mehdi (a.f) Peygamber değildir ancak Peygamber’in vasisidir ve on iki imamın on ikincisidir. Liyakat sahibi insanlara nerede olurlarsa olsunlar onun vasıtasıyla manevî feyiz yetişir.
Hz. Mehdi’nin Yaşadığına Dair Deliller
Hz. Mehdi’nin (a.s) varlığı ve imameti “imamet-i hasse” konularındandır. Bu konu için aklî delillerden direkt olarak faydalanılmaz. Aklî deliller genel olarak imameti ve İmam’ın her zamanda olması gerektiğini ispat eder. Aklî deliller, genel imameti yani her zaman masum bir insanın ve ilahî hüccetin yeryüzünde olması gerektiğini ortaya koyar. İmam Mehdi’nin (a.s) dünyaya geldiği ve yaşadığı konusundaki hadisler ve tarihi deliller ilk mukaddimeye eklendiğinde, bu zamanda yalnızca İmam Mehdi’nin (a.s) ilahî feyze vasıta olduğu ve şu anda da yaşadığı ortaya çıkacaktır.
İki Delilin İncelenmesi
1- İmamın bütün zamanlarda oluşuna aklî delil: