7- KAHRAMANCA İTİDAL- İMAM HASAN'IN (A) ZAFER STRATEJİSİ

04 December 2025 43 dk okuma 11 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 10 / 11

Ziyad da buna cevaben şöyle yazdı: “Ziyad b. Ebi Süfyan'dan Hasan b. Fatıma'ya. Mektubun bana ulaştı. Neden adını benim adımdan önce yazdın? Halbuki sen muhtaçsın, bense muktedirim. Sen sıradan insanlardan birisiyken muktedir bir valiye nasıl talimat verebilirsin? Sana sığınan ve senin de hoşnutlukla sığınmasını kabul ettiğin kötü düşünceli birini nasıl himaye edebilirsin? Allah'a yemin olsun ki onu postlar ve etler arasına saklasan bile koruyamayacaksın. Sana ulaşmak istediğimde hiçbir kurala riayet etmeyeceğim. Yemek için en leziz eti senin etin kabul edeceğim. Said'i başka birine ver. Eğer onu bağışlarsam senin aracılığınla olmayacak. Öldürürsem de babana olan muhabbeti yüzünden olacak. Vesselam.”

Bu ifadeler üzerine İmam Mücteba (a) Muaviye'ye mektup yazdı ve valisinin mektubunu da kendi mektubuna ekleyip ona gönderdi. Muaviye de çeşitli mülahazalarla Ziyad'a şöyle bir mektup yazdı: “Hasan'a bir mektup yazmışsın. Mektupta babasına sövüyor ve fasık olarak niteliyorsun. Oysa canım elinde olana yeminle, sen kendin fasıklığa daha layıksın... Mektubum eline geçer geçmez Said b. Ebi Serh'in ailesini serbest bırak. Evini inşa et. Mallarını geri ver. Bir daha da ona eziyet etme.”

2. Değerleri savunma

İmam Mücteba (a) en değerli ilkelerden velayet ve imameti savunuyordu. Muaviye ise çeşitli yollarla onu ortadan kaldırmanın peşindeydi. Böylece hedefine, yani kendi hanedanının hakimiyetini tesis etmeyi başarabilecekti. İmam bu önemli mesele karşısında birçok tavır geliştirdi. Bazılarına işaret edelim:

2.1. Emirülmüninin'in (a) pâk ve mukaddes şahsiyetini beyan

Muaviye, etrafının vesvesesiyle Kufe'de bir meclis oluşturduğu ve Muaviye'nin çevresindekiler İmam Hasan (a) ve Emirülmüminin'e (a) hakaretler ettiklerinde Hazret, İmam Ali'nin (a) ve evlatlarının imamet ve hakimiyetinin meşruiyetini savunurken şöyle dedi: Allah'a yemin olsun ki Peygamber'in Veda Haccında ahaliye hitap ederken söylediklerini bilmiyor ve hatırlamıyorsunuz. Demişti ki: “ایها النـاس انـی قـد ترکـت فـیکم مـالم تضلوا بعده کتاب الله فاحلوا حلاله و حرموا حرامه و اعلموا بمحکمه و آمنوا بمتشابهه و قولوا آمنا بما انزل الله من الکتاب و احبوا اهـل بیتـی و عترتـی و والوا من والاهم و انصروهم علی من عاداهم و انهما لم یزالا فیکم حتی یـردا علی الحوض یوم القیامه ثم دعا و هو علی المنبر علیـا فاجتذبـه بیـده فقـال: اللهم و آل من والاه و عاد من عاداه. اللهم من عادي علیا فلا تجعـل لـه فـی الارض مقصدا و لا فی السماء مصعدا واجعله فی اسفل درك مـن النـار انـت الذائذ عن حوض یوم القیامه تذود عنه کما یذود. احدکم الغربیـه مـن وسـط ابله ... انما مثل اهل بیتی فیکم کسفینه نوح من دخل فیها نجی و من تخلف عنها غرق”

2.2. Liyakatsizler hükümetini kötüleme

İmam'ın bir diğer yöntemi de Muaviye'nin liyakatsizliğini ifşa etmekti. Bu nedenle bir mektupta Muaviye'ye şöyle yazdı: Vallahi eğer Peygamber'in (s) rıhletinden sonra insanlar babama biat etseydi gök yağmurunu onların üzerine yağdırırdı. Yer onlara bereketini bahşederdi. Sen ey Muaviye, hilafete tamah edemezdin. Fakat hilafet asıl kaynağından saptığında Kureyş bu işte münakaşa etti. Sonunda da tuleka ve evlatları ona tamah edebildi. Halbuki Peygamber (s) buyurmuştu ki: “Hiçbir ümmet, aralarında daha âlimler olduğu halde hükümet işini liyakatsiz kimselere bırakmadı. İşleri yozlaşıp bozulanlar hariç.”

Aynı şekilde Muaviye'nin kendisine liyakatsiz olduğunu hatırlattı ve şöyle dedi: “اما الخلیفه فمن سار بسیره رسول الله و عمل بطاعه الله عـز وجـل و لـیس الخلیفه سار بالجور و عطل السنن و اتخذ الدنیا اما و ابـا و عبـاد الله خـولا و ماله دولا و لکن ذلک امر ملک اصاب ملکا فتمنع منه قلیلا و کان قـد انقطـع عنه”, “Halife, Peygamber'in siretine göre yol yürüyen ve Allah'a itaatle amel eden kimsedir. Halife insanlara zorbaca davranan, sünneti iptal eden, dünyayı anne ve babası yapan, Allah'ın kullarını köleleştiren ve mallarını kendi devleti sayan kişi değildir. Çünkü böyle bir kişi saltanata ulaşmış ve kısa süreliğin ondan yararlanan padişahtır. Sonra bunun hazzı kesilip gitmiştir.”

2.3. Pâk olmayanların hükümetinden şikâyet

İmam, defalarca pâk olmayanların hükümetinin meşruiyetini sorguladı ve onların memurlarından şikayetini dile getirdi.

Hazret bir gün Mescid- Haram'da tavaf yapıyordu. Habib b. Mesleme Fehrî'yi gördü. Ona dedi ki: “Ey Habib, seçtiğin yol Allah'ın yolu değil.” Yüzünde alaycı gülümsemeyle cevap verdi: “Babanın yolundan yürürken Allah'a itaat mecrasındaydım yani.”

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar