8- sadıkeyn ve şialar

04 December 2025 49 dk okuma 12 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 2 / 12

5. Zalim imamların sayısı henüz oniki kişiyi (Kufelilerin inancı) aşmamıştı.

6. İmamları peygamberlerden (a.s) üstün gören akide henüz oluşmamıştı ve deniyordu ki, Abdulmuttalib evladından cennetin efendileri şunlardır: Peygamber (s.a.a), Ali (a.s), kardeşi Cafer, amcası Hamza, Hasan ve Hüseyin (a.s), Fatıma (s.a) ve Mehdi (a.s).

2. Mutedil Fakihler

Bu zamandaki diğer bir kol, sorunlara mutedil ve ihtiyatlı bakan ve o dönemin kültürel ve ilmî iletişimleri içinde yeralan en seçkin Şii fakihlerden bir gruptu. Bunlar, Şia veya Ehl-i Sünnet nazarında yalancılıkla veya itikatlarında aşırılıkla suçlanmamış ve yalnızca Şiilikleri izah edilmiştir.

Büyük Şii ravi Eban b. Tağleb'i (vefatı hicri 141) Şia'nın bu kolunun temsilcisi saymak mümkündür. Şia ve Ehl-i Sünnet arasındaki itibarı ve mevkii öyle yüksekti ki Medine'ye geldiğinde etrafında ders halkaları oluşur ve Peygamber'in (s.a.a) yaslandığı sütun onun oturması için boş bırakılırdı. Bu durum, Eban'ın, Ehl-i Sünnet raviler ve muhaddislerle kapsamlı iletişim içinde olduğunu göstermektedir. Eban, İslamî ilimlerin kıraat, fıkıh, lugat, nahiv gibi tüm dallarında üstatlık makamındaydı ve o dönem Şiilerinin temsilcisi sayılıyordu. Eban'ın rivayetlerini Ehl-i Sünnet âlimleri de kabul ediyor; onun aşırılıkçı olmadığını ve dinde bidat uydurmadığını itiraf ediyorlardı. Çünkü Şeyheyn’e itiraz etmiyordu. Bilakis tek yaptığı, Ali'yi (a.s) bu ikisinden üstün görmekten ibaretti.

Emeviler döneminin sonlarında mutedil camiaya mensup diğer Şii raviler arasında İbn Ebi Ya'fûr Abdî'ye (vefatı hicri 131) işaret edilebilir. Daha İmamların insanların arasında bulunduğu zamandan beri Şii toplumunda, Şia'nın İmamlar konusundaki geleneksel tefekkür ve itikadıyla çelişen birtakım eğilimler vardı. Çoğu Şii, İmamların sadece ilmî merci olduğuna inanıyor ve İmamlara (a.s) insanüstü sıfatlar atfedilmesine karşı çıkıyordu. Onlar, İmamları (a.s) “ulema-i ebrar” (muttaki âlimler) görüyordu. İslam'ın lideri ve imamı olarak İmama itaati gerekli buluyor ve İmamlara (a.s) mutlak manada itaat ediyorlardı.

İbn Ebi Ya'fûr, bu kişilerin en önemlilerinden ve İmam Sâdık'ın (a.s), kendi lisanıyla nadir sıfatlarla övdüğü en yakın yârânındandı. Zeyd Şahham, Hazret'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir:

“Sözümü kabul eden, emrime itaat eden ve ecdadımın yolunda yürüyen şu iki kişi dışında kimseyi göremedim: Abdullah b. Ebi Ya'fûr ve Hamran b. A'yan. Allah, mümin ve ihlaslı Şiilerimizden olan onlara rahmet etsin. Adları yanımızda, Allah'ın Peygamber'ine verdiği ashab-ı yemin kitabında geçmektedir.”

Onunla Mualla b. Huneys arasında cereyan eden bir münazarada Mualla şöyle dedi: Peygamber'in vasileridirler. İbn Ebi Ya'fûr onları muttaki ulema-i ebrar olarak nitelemiştir. İmam Sadık (a.s) onu destekleyerek, İmamları (a.s) peygamber olarak kabul edenlerden teberri etmiştir. Eş'arî, gulatın aksine imameti inkâr edenleri kafir saymayan “Ya'furiyye” adında bir fırka zikretmiştir.

Merhum Bahru'l-Ulûm, Rical kitabında Şehid-i Sânî'den, İmamların (a.s) çoğu ashabının ve ilk dönem Şiilerin İmamları yalnızca ulema-i ebrar gördüklerini nakleder. Hatta onların masum olduklarına da inanmıyorlardı. Bununla birlikte İmamlar (a.s) onları mümin ve âdil kabul ediyordu. Sonraki dönemde, Şia'nın dördüncü yüzyıldaki saygın âlim ve kelamcılarından sayılan, kendi zamanında Şia'nın büyük reisi ve görüşleri kendisinden sonraki Şii ulemanın dayanağı olan Ebu Cafer Muhammed b. Kubbe Râzî gibi bazı Şii kelamcılarının da desteklediği görüştü bu. O, İmamları sadece Kur'an ve Sünnet'i bilen âlimler ve salih kullar olarak görüyor, gaybı bildiklerini inkâr ediyordu. Buna rağmen onun akaid çizgisi, o devirlerde Şia'nın ilim camiasında övgü konusuydu. Galiba Nevbahtîler de İmamlarla ilgili bazı konularda (mesela İmamın bütün dilleri bilmesi, gaybı bilmesi, insanların içinden geçeni bilmesi, İmamın mucizeleri gibi) kendi asırlarındaki Şiilerinkine uygun görüşlere sahip değildi. İmamların ashabından bir kesim, hatta onların fıkhî meselelerde o çağların diğer fakihleri gibi şahsî görüşleriyle (rey) serbest içtihad veya kıyasla amel ettiklerine dahi inanıyorlardı. Bu görüş de Kum muhaddislerinden bir grubun destekleyip kabul ettiği görüştü.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar