8- İslamî Görüşe ve Psikolojik Çalışmalara Göre Çocukların ve Ergenlerin Cinsel Eğitimi

04 December 2025 48 dk okuma 12 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 3 / 12

Cinsel eğitim esaslarından kasıt, cinsel eğitimde riayet edilmesi gereken genel diyebileceğimiz kurallardır. Bu esaslar çoğunlukla bütün yaş sınıflarında vardır (Fakihî, 1375). Burada bu kurallardan bazılarını İslam’ın bakış açısından inceleyeceğiz.

1- Cinsel içgüdünün doğal ve temiz bir şey olduğuna teveccüh esası: Hadis metinlerinde bu ihtiyacın doğallığı, temizliği ve aşağılık olmadığı üzerinde durulmuştur. Örneğin Peygamberimize (s.a.a) Müslümanlardan bazılarının eşlerinden uzaklaştıkları ve ibadetle meşgul oldukları haberi ulaşınca, onları kınayarak şöyle buyurmuştur: “Kadınlardan yüzünüzü mü çevirdiniz? Oysa ben (sizin Peygamberiniz olduğum halde) bu işe yüz çevirmedim ve gündüz yemek yiyorum (her gün oruç tutmuyorum), gece de uyuyorum (bütün geceyi ibadetle geçirmiyorum)? Öyleyse kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir.” Bu münasebetle Allah Teala şu ayeti nazil etmiştir: “Ey inananlar, Allah'ın size helal ettiği tertemiz şeyleri haram etmeyin kendinize ve aşırı gitmeyin. Şüphe yok ki Allah, aşırı gidenleri sevmez.” (Maide/87) (Allame Tabatabaî, 1360)

Resulullah’ın (s.a.a) bu davranışı ve bununla ilgili ayet, kadın ve erkeğin birbirine meyletmesinin doğal ve iyi olduğunu göstermektedir. İnsanın yemeye ve uyumaya olan meyli gibi kendiliğinden kınanmış değildir. Aksine insan, Allah’ın yiyecek gibi nimetlerinden faydalandığı ve lezzet aldığı gibi doğal olarak cinsel içgüdülerden de zevk almalı ve onu bastırmaktan kaçınmalıdır.

2- Cinsel ihtiyaçların insanın yüce ihtiyaçlarıyla uyumuna teveccüh: İslamî bakış açısına göre bir insanın cinsel ihtiyacı, sevmek, hoşlanmak, yakınlık ve duygusal bağ gibi diğer ihtiyaçlarıyla iç içedir. Bu yüzden bu ihtiyaçların toplamını, hepsinin birlikte uyum içinde cinsel davranışa yansıdığı tek bir yapı olarak kabul etmek gerekir. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: “Eğer evlilik hakkında muhkem bir ayet ve Resulullah’ın (s.a.a)izlenen bir sünneti de olmasaydı, yine de zeminini Allah Teala’nın doğal olarak insanlara yerleştirdiği yakınlara iyilik ve yabancılarla ünsiyet konusu, gönül sahibi ve doğru düşünen akıllıların evlenmeye yönelmesi ve koşması için bir sebepti.” Muhammedî Reyşehrî, 1376, s. 2248-2249) Yine Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “İslam’da, Allah katında izdivaçtan daha sevgili ve daha aziz bir yapı yoktur.” (Meclisî, 1413, s. 222). Bu iki hadisten şu sonuç çıkarılabilir: Cinsel ilişki doğaldır ve kınanmadığı gibi, aşağılık da değildir; aksine akıllıcadır.

3- Evliliğin önemi: İnsanın ruhsal ve duygusal yapısı evlilikle ve bu doğal içgüdünün tatmin edilmesiyle huzura kavuşur ve Allah’ın katında sevilen insanî ve duygusal ilişkilere, güzel huylara sebep olur. Allah katında evliliğin akıllıca olması ve sevilmesi, evliliğin ve cinsel ilişkinin yüce insanî özelliklerle iç içe olması ve insanın amelen birçok ahlakî fazilete ve münasip toplumsal ilişkilere yönelmesine ortam hazırlaması sebebiyledir.

4- Cinsel eğitimin eğitim düzenine tabi olması: İslam açısından cinsel eğitim, genel eğitim düzeni kurallarına tabidir ve insanın tekâmülü ve Allah’a yakınlık hedefi yolunda eğitim ve öğretimin genel hedeflerine ortam hazırlamalıdır. Bu yüzden hadis metinlerinde Allah’a itaat ve müminlerin dindarlığına yardımcı olan en iyi vesile olduğu geçmektedir. Resulullah (s.a.a), Hz. Ali (a.s) ve Hz. Fatıma (s.a) evlendikten sonra Hz. Ali’ye (a.s) şöyle sordu: “Eşini nasıl buldun?” Hz. Ali (a.s) şöyle buyurdu: “Allah’a itaatte en iyi yardımcıdır.” (A.g.e., s. 117)

Evliliğe teveccüh hususunda Resulullah (s.a.a) bekâr bir genç olan ashabından birine şöyle buyurmuştur: “Ey Cuveybir! Keşke iffetini korumak için evlenseydin. Bu durum senin dinine ve dünyana da yardım ederdi.” (A.g.e., s. 118; Hürr Amulî, 1398, s. 14)

5- Eğitim alanın değerinin korunması: Ergeni yücelterek kendi büyüklüğünün farkına varmasını sağlamak ve şahsiyetine hakareti önleyerek onu aşağılamaktan şiddetle uzak durmak, bir iç kontrol mekanizması şeklinde onun aşağılık ve sapkın şehvete dayanan isteklerinin önüne geçer. Emiru’l-Muminin (a.s) şöyle buyurmuştur: “Yüce bir nefse sahip olan kimseye, sapkın şehvet ve istekler aşağılık görünür.” (Meclisî, 1413, s. 78). Kastedilen, bir kimse izzeti ve değerliliği içselleştirirse ve yüce olduğunu hissederse onda aşağılık ve uygunsuz meyillerin şekillenmeyeceğidir.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar