Adaletçilik Modeli

04 December 2025 29 dk okuma 8 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 7 / 8

Ali (a) toplumun maddi ve manevi olarak çiçeklenmesini toplumsal adaletin yaygınlaştırılıp genişletilmesine bağlar. Adaletin icrasını ise sadece adil memurların onun gerçekleşmesi için dik durması halinde mümkün görür. Çünkü Ali'nin (a) ifadesiyle, “العدل سائس عام” Adalet umumi bir kanundur, idare eden ve çekip çeviren şeydir. Bütünseldir ve tüm toplumu kapsar. İbn Ebi'l-Hadid bu sözü açıklarken şöyle der:

“ان العدل سائس عام فی جمیع الامور الدینیة و الدنیویة و به نظام العالم و قوام الوجود”

Adalet, dünya ve ahirete ait tüm alanlarda umumi bir tedbirdir. Varlık nizamı ve mevcudatın ayakta durması ona bağlıdır. (İbn Ebi'l-Hadid: c. 20, s. 85).

Ali (a), birey ve toplumun ıslahını adil bir toplum oluşturma ve adaletin tahakkuku sayesinde mümkün görür. Bu ilkeyi çeşitli ifadelerle beyan etmiştir. Örnekleri aşağıda verilmiştir.

“العدل یصلح الریة” Adalet vesilesiyle toplumlar ve insanlar ıslah olur. (Temimi: hadis 7748). Başka bir yerde ise şöyle buyurur: “العدل قوام الرعیة” İnsanların dayanağı ve desteği adalettir. (Temimi: hadis 7750). İmam Ali (a) adaleti, tespih tanelerini birbirine bağlayan ve devlet-millet uyumu sağlayan sicim gibi görür. “العدل نظام الإمرة” Adalet, hükümet ve mülkü birbirine bağlayan sicim ve nizamdır. (Temimi: hadis 7749). Muttakilerin mevlası, insanların ve devletlerin ıslahını ve kıvamının, dünya ve ahiret işlerinin gelişmesinin adaletin tahakkuku ölçüsünde mümkün gördüğü gibi, devletler ve hükümetlerin sağlamlık ve kalıcı olmasını da adaletin tesisi ve icrası halinde mümkün kabul eder. Şöyle buyurur:

“ما عمرت البلدان بمثل العدل”

Adalet gibi hiçbir etken şehirleri ve ülkeleri abad edemez. (Temimi: hadis 7778). Bu sözde ülkelerin ve şehirlerin ümran ve bayındırlık hali adaletin tahakkuku ve icrasına bağlanmıştır. Bayındırlığa ek olarak adalet, şehirlerin ve hükümetlerin korunması ve güvenliği için en önemli etken sayılmıştır.

“ما حصّن الدولة بمثل العدل”

Adalet gibi hiçbir etken devletlerin kimlik ve asaletini koruyamaz. (Temimi: hadis 7779). Diğer bir ifadede şöyle buyurur:

“لن تحصن الدولة بمثله استعمال العدل فیها”

Mülkün muhtelif işlerinde adaletin kullanılması gibi bir etken olmadıkça devletler asla ayakta kalmaz ve hükümetleri koruyacak hiçbir amil bulunamaz. (Temimi: hadis 7769). Bütün hükümetlere ve devletlere önemli bir tarihsel tavsiyesi vardır:

“اعدل تدم لک القدرة”

İktidarda kalabilmen, hükümet ve devletin bekası için adaleti uygula ve her işte adalete riayet et. (Temimi: hadis 7760). Çünkü “ثبات الدول باقامة سنن العدل” Devletlerin istikrarı ve bekası, birey ve toplumda adil kural ve yasaların tesis edilmesiyle mümkündür. (Temimi: hadis 7761).

Sonuç

Adaletin mevzuu, tüm peygamberler ve ıslahçıların en önemli bahislerinden biridir. Aynı şekilde hakimler ve düşünürler de bu konuda söz söylemiş, adaletin birey ve toplumda tahakkuku için çokça çaba sarfetmişlerdir. Fakat muttakilerin mevlası ve Müminlerin Emiri Ali b. Ebi Talib'in (a) düşünceleri ve kelimelerine göz gezdirildiğinde, ama aynı zamanda onun davranış ve sireti incelendiğinde çıkan sonuç şudur ki, kendisinin ortaya koyduğu üslup ve tarz oldukça kapsamlı ve mükemmeldir. Çünkü görüş ve düşünce alanında: Birincisi, adalet itikadi bir öğedir ve tevhidin yanında yeralır. İkincisi, adalet diğer fazilet ve değerlerin temeli ve altyapısıdır. Üçüncüsü, adalet ölçüm kriteri ve terazisidir. Dördüncüsü, adalet bireysel ve şahsi bir mevzu değildir. Pratik ve önerilen üslup alanında: Toplumsal adaletin tahakkukunun peşindeki birey ve toplum mecburen birtakım aşamaları katetmelidir:

1) Adalet, tevhidin yanında itikadi bir mevzudur. Bu nedenle adaletin sâliki adaletçilik mecrasında hareket etmeyi din kabul etmelidir.

2) Adaletin ilk muhatabı bireyin kendisidir. Dolayısıyla kişi, şahsen adil olması durumunda adaletin sâliki olabilir.

3) Adaletin ikinci muhatabı akrabalar ve yakınlardır. Bu nedenle adaletin akrabalar ve yakınlar arasında izlenmesi kaçınılmazdır.

4) Dördüncü aşama hükümetin asli memurlarına nezaret edilmesi ve onların kontrol altında tutulmasıdır.

5) Önceki aşamaların geçilmesinden sonra adaletin insanlar arasında icra edilmesi için adalete dayalı hükümet kurmak, beşinci aşama olarak adaletin küresel ölçekte tahakkukuna zemin hazırlar. Fakat eğer sözkonusu aşamalar katedilmezse ona ulaşmak imkansızdır.

KAYNAKLAR

- Kur'an-ı Kerim

- Nehcu'l-Belağa, Subhi Salih

- İbn Ebi'l-Hadid, Abdulhamid b. Hibbetullah, Şerhu Nehci'l-Belağa li-İbn Ebi'l-Hadid, Mektebetu Ayetillahi'l-Mer'eşi el-Necefi, Kum, birinci baskı, hicri kameri 1404.

- Émile Bréhier, Tarih-i Felsefe, tercüme: Ali Murad Davudi, Merkez-i Neşr-i Danişgahi, Tehran, ikinci baskı, 1374.

- Temimi Amidi, Abdülvahid b. Muhammed, Tasnif Gureri'l-Hikem ve Düreri'l-Kelim, İran, Defter-i Tebligat-i İslami, Kum, birinci baskı, 1366.

- Theodor Gomperz, Yunanlı mütefekkir, mütercim: Muhammed Hasan Latifi, Şirket-i Sehhami-yi İntişarat-i Harezmi, Tehran, birinci baskı, 1375.

- Hakimi, Muhammed Rıza, el-Hayat, Defter-i Neşr-i Ferheng-i İslami, Tehran, 1367.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar