ALLAME TABÂTABÂÎ'NİN BAKIŞÇISI EKSENİNDE İSLAM MEDENİYETİNİN ÖZELLİKLERİNİN TAHLİLİ

04 December 2025 41 dk okuma 11 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 2 / 11

İslam medeniyeti ve özellikleri ciddi biçimde ilginin ve faaliyetin merkezinde yer almaktadır ve onları önemsememekten kaçınılması gerekir. İnsan toplumunda derin bir dönüşüm ortaya çıkarmanın yanısıra insanın arzu edilen mükemmelliğe ulaşabilmesi yönünde maddi ve manevi rezerv külliyatı da beşeriyete sunulacaktır. Tıpkı bazı çağlarda diğer toplumların düşünürlerinin, kendi toplumlarının kültür ve uygarlığının İslam medeniyetinden etkilendiğini açıklıkla itiraf ve teyit ettikleri gibi.

Will Durant, İslam medeniyetinin üstünlüğünü ve Batı uygarlığı üzerindeki etkisini şöyle anlatır: “İslam, beş yüzyıl boyunca enerjisi, disiplini, teritoryal genişliği, güzel ahlakı, hayat standardını yükseltmesi, insancıl ve insaflı kanunları, dini hoşgörüsü, edebiyatı, bilimsel araştırmaları, tıp ve felsefesi ile dünyanın bayraktarı oldu. İslam âleminin Hıristiyan dünyasında çeşitli nüfuzları vardı... Müslüman âlimler matematiği Avrupa'ya aktardılar.” (Durant, 1343, s. 322). Bu nedenle İslam medeniyetinin özellikleri ve niteliklerinden haberdar olmak ve onu toplumda ayağa kaldırmak, bu sayede bireylerin gelişeceği, araştırmaya yöneleceği ve gerçek mükemmelliğe erişeceği güzel ve uygun bir fırsat yaratacaktır. İslam medeniyetinin bariz ve önemli özelliklerini Allame açısından incelemenin nedeni, kendisinin, İslam kültür ve medeniyeti de dahil olmak üzere beşerî toplum meselesine diğer müfessirlerden önce önem vermesi ve sosyal bir tefsir ortaya koymasıdır.

Bu araştırmanın problemi, Allame Tabâtabâî'nin bakışaçısına göre İslam medeniyetinin önemli özelliklerini analiz etmektir. Makalenin temel sorusu şudur: Allame Tabâtabâî, İslam medeniyetinin binbeşyüz yıllık süre içerisinde oluşmuş kendine has özelliklerinin neler olduğunu düşünmektedir?

Önünüzdeki araştırma, analitik-betimleyici yöntemle onun fikir sistemi üzerine derinlemesine çalışma ve inceleme sayesinde derlenip toparlanmış ve bu konunun hipotezi, Allame Tabâtabâî'nin Kur'an'a dayalı bakışında Allah merkezlilik, Allah Teala'ya dosdoğru iman (vahiy ve aklın birlikteliği), adaleti yayma, bilgi birikimi, akletme ve ahlak eksenliliğin İslam medeniyetinin özellikleri arasında yer aldığı şeklinde ortaya konmuştur.

2-1. Lugat tarifleriyle medeniyetin tanımı

“Medeniyet” Arapçada “mdn” kökünden bir yerin sakini olmak ve orada ikamet etmek anlamına gelmektedir. “Medine” kelimesi de buradan türetilmiştir. Tabii ki “medeniyet”in şehirde ikamet anlamında “el-hadara” kelimesinin muadili olduğu söylenmiştir. (İbn Manzur, 1414, c. 4, s. 196-197). Bu nedenle başka bazı lugatçılar medeniyeti, medine halkının ahlakıyla ahlaklanmak anlamı vermiştir. (Mustafavî, 1368, c. 11, s. 55).

Farsça edebiyatta medeniyet, yukarıdaki tanıma ilaveten, bir toplumun bireylerinin sosyal, iktisadi, siyasi vs. işlerde dayanışması anlamına gelmektedir. Başka bir yerde ise medeniyet, şehirlilerin ahlak ve adabına alışmak anlamına da gelir. (Muin, 1367, c. 3, s. 1139). Dehhoda şöyle der: Medeniyet, lugatta şehir halkının ahlakıyla ahlaklanmak, haşinlik ve cehaletten, şehirde zarafet, uyum ve bilgi haline intikal etmektir. Yerleşik olmak, şehrin intizamına uymak, meslek sahibi olmak. Mecazen eğitimli ve edepli olmak. (Dehhoda, 1380, medeniyet kelimesi).

2-2. Kavramsal anlamıyla medeniyetin tanımı

“Medeniyet”, kavramsal anlamıyla, yıkıcı çatışma ve anlaşmazlıkları kaldırıp onun yerine gelişme ve mükemmelleşme sürecinde rekabeti geçiren bir toplumdaki insanların ilişkilerde belli bir düzen ve ahenk içinde olmasından ibarettir. Böylelikle o toplumdaki bireylerin ve grupların sosyal hayatı, yapıcı kabiliyetlerin ortaya çıkmasını ve faal hale gelmesini sağlayacaktır. (Ca'ferî, 1373, c. 6, s. 233). Medeniyet, toplumun fikrî, bilimsel, sanatsal, edebi ve sosyal mükemmelleşmesinin bir aşamasıdır. (Can Ahmedî, 1390, s. 24).

Kimileri de “medeniyet”e, insanların toplum olması ve gıda, giysi ve konuta erişim için yardımlaşıp paylaşması anlamını vermiştir. Başkaları ise medeniyetin insanların sosyal gelişim aşamalarını katetmek ve onun yüksek aşamasına ulaşabilmek için gösterdiği kolektif çabanın ürünü olduğuna inanmaktadır. Yani akıl ve bilgiden yararlanarak uygar olmaya doğru adım atılabilen kentli hayattır. (Bostanî, tarihsiz, c. 6, s. 213).

Bills ve Hoyger medeniyet konusunda şöyle yazmaktadır: “Aralarında bugünkü ve antik çağdaki büyük uygarlıkların da bulunduğu medeniyetlerin hepsi sadece kültürün kendine has örnekleri sayılmaktadır. Nicelik açısından içerikleri kompleks ve desenleri birbirinden ayrıdır, ama nitelik bakımından sözde medeni olmayan kavimlerin kültüründen farklı değildir.” (Keremî Fekahî, 1386, s. 33-39).

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar