Dini Kaynaklara Göre İslam Mezhepleri Arasındaki Dostluğun Etken ve Engeller 2015 Eskişehir BeDeL

04 December 2025 35 dk okuma 9 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 8 / 9

Dinde yaşanan ayrılık, bölünme ve düşmanlığın en önemli faktörleri gösteriş yapmak, ruhtan uzaklaşıp, dinden kopmaktır. Bu da Allah ve kulları arasında var olan maneviyat, irfan ve mahabbetin yokluğundan kaynaklanmaktadır. Aynı zamanda bu zahire önem verenler husumet ve düşmanlık davullarını çalmış ve Müslümanların birbirlerine yakınlaşmalarına engel olmuşlardır. Bunlar dinin ancak zahirini görür ve herkesi onunla tatbik eder ve bununla uyuşmayan olursa da onları şeriat ve dinden çıkmakla suçlar, kâfir ve zındık markasını alınlarına yapıştırır ve bu şekilde insanlar arasında kin ve düşmanlığın ortaya çıkmasına yardım ederler.

Mesele aynı Peygamber Efendimizin (s.a.a) o paha biçilmez sözlerinde bu konuya birçok kez dile getirdiği gibidir. Bir gün Usema b. Zeyd, canını ve malını koruma bahanesi ile İslam'ı kabul ettiğini sandığı birisini katletmiş ve bunun üzerine de Allah Resulü (s.a.a) ona şöyle buyurmuştur:

" ما کشفت ما فی قلبه و ما قبلت ما فی کلامه"

"Onun kalbinde olanı bilemedin, onun dilinde olanı kabul etmedin ve günahsız bir Müslüman'ı katlettin."

Bizlerin İslam ve iman için zahirde olanın yeterli olduğunu bilmemiz gerekmektedir. Zaten kişinin içinde olan ve onun niyetleri Allah'tan başkasını ilgilendirmez. Bu konuda başkaları adına hüküm vermek bizlere düşmez. Dinin ruhu mahabbet ve sevgidir. Allah'a karşı, Peygambere karşı (s.a.a) Allah dostlarına, annelere, babalara, yakınlara, yetimlere, düşkünlere ve Allah'ın tüm kullarına karşı sevgi beslemek gerekir.

"الحب فی الله و البغض فی الله" Allah için sevmek ve Allah için düşmanlık etmenin ne demek olduğunu bilmek, Allah'ın rızası peşinde olmak, Allah'ın isteklerini kendi arzularımızın önüne geçirmek dinin ruhu ve özüdür. Dostluk düşmanlığın önüne geçmeli ve düşmanlıktan mutlaka uzak durulmalıdır. Çünkü birçok kin ve düşmanlığın temelinde dinin ruhuna uygun hareket etmemek ve ona dikkat etmemek yatmaktadır.

On Birinci Unsur: Akılcılıktan uzak durmak ve taklide yönelmek

Dünya üzerinde çok az din İslam kadar akıl, fikir, düşünce, meşveret ve bilgeliğe önem verip vurgu yapmıştır. Zaten İslam Peygamberi de (s.a.a) yapılan işin sevabının ölçüsünü, ameli yerine getirenin aklının ölçüsü ile alakalı görmüş ve şöyle buyurmuştur:

"لا یعجبّن کم اسلام امرء حتی تعرفوا عقده عقله"

"Birisinin Müslümanlığı sizi hayrete düşürmesin. Önce onun aklını ölçün." ama buna ve Kuran'da aklın şeriatın hedeflerinden birisi görülmesine rağmen hala Müslümanların bu konuda ne denli kusurlu olduklarını görmekteyiz. Dünya ehli ve kâfirlerin daha akılcı olduğunu dünya ve maslahatları için birbirleri etrafına toplandıklarını izlemekteyiz. Ama maalesef Müslümanlar ne dünya ne de ahiret için birbirleri ile dostluk kurmuyorlar. Sonuç itibariyle de bu yaptıkları yersiz davranışları yüzünden kendi nesillerini zillet altına sürüklemişlerdir.

Akıl dostluk ve birliktelikten yanadır aynı şeriatın da bundan yana olduğu gibi. Sanırız artık İslam toplumlarının ıslahı ve sorunların çözümü için bu İlahi hediyenin kullanılma vakti geldi de geçiyor bile. Gelin çocukça bahaneler yüzünden birbirimize düşman olmayalım.

On İkinci Unsur: Dış Mihraklar

Dış güçlerin müdahalesi Müslümanlar arasında vuku bulan ayrılık ve düşmanlığın en temel sebeplerinden birisi olduğu eskilerden beri bilinmektedir. Bu faktör çağımızda kendisini daha da hissettirmekte ve birçok farklı ülkenin değişmez siyasetleri haline gelmektedir. Ayrıca bu konunun icrası için astronomik rakamları dahi gözden çıkarmaktan çekinmemektedirler. Düşmanca doğan birçok fırka, mezhepler arasında ortaya çıkan birçok fikri, dini, kültürel, dil, coğrafya, ırk, renk ve hatta sınıf ve toplumsal olaylar bu art niyetli ve şeytanca yapılan planların birer getirisidir. İran'da Bahailik'in ortaya çıkışı, Arap ülkelerinde Vahabilik'in kendini iyiden iyiye hissettirmesi, başta Gulat ve aşırıcılık olmak üzere Nasibilik, Ahmedilik, Kadiyanilik ve benzeri sahte mezheplerin ortaya çıkması bu şeytani planların sonuçlarıdır. Bu gruplar arasında karşılıklı yayılan olumsuz mesaj ve söylemler bu planın birer parçalarıdır. Tefrika için mezhepler arasına nüfuz etmek de bunların değişmez birer oyunudur. Dinde yaşanan aşırıcılıklar da sırf Müslümanların arasını açıp, onları birbiriden koparmak için onlarca hatta yüzlerce yıldır Emperyalist devletlerin casus şebekeleri tarafından icra edilen planlardır.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar