Emine

04 December 2025 32 dk okuma 7 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 6 / 7

Araştırmasının ardında yatan temel sorunun, Kur’an neden erkekleri ve dişileri bazı yerlerde ayrı ifade ederken (inanan erkekler ve inanan kadınlar’)da olduğu gibi, bazı durumlarda daha genel bir ifade (ey inananlar “eril çoğul”) kullanılıyor olması olarak açıklar. Onun kur’an anlayışıma göre, Kur’an eril çoğul kalıp her kullanılışında, sadece erkekleri kastettiğine dair belirgin bir işaret olmadıkça hem kadınları hem erkekleri eşit derecede muhatap almaktadır.

Arapça da çoğul kip, üç veya daha fazla akıllı varlığı kastetmek için kullanılır. O halde aşağıdaki Arapça cümlelerin anlamları şöyledir:

a) et-Tullab fi’l ğurfe (eril çoğul kalıp)

1. Odada, içlerinden en az birinin erkek olduğu üç veya daha fazla öğrenci

2. Odada, üç veya daha fazla sadece erkek öğrenci anlamına gelir

b) et-Talibat fi’l Ğurfe (dişil çoğul kalıp)

1. Odada üç veya daha fazla kız öğrenci anlamına gelir.

Sadece erkeklerin kast eden ayrı bir kalıp olmadığında, eril çoğul kalıbın erkekleri kastedip etmediğini ancak metindeki belirgin işaretlerin varlığı ile açıklığa kavuşabilir. O halde:

c) et-Tüllab ve talibat fi’l ğurfe cümlesinde eril çoğul kalıp (et-tullab) sadece ve sadece erkekleri kastetmektedir. Çünkü dişil çoğul kalıbının kullanılmasıyla varolan kız öğrenciler ayrıca ifade edilmiştir.

Erkeklerle birlikte ve sadece kadınlara hitap eden veya kadınlara değinen bütün ayetler geleneksel tefsirü’l-Kur’an bi’l Kur’an metoduyla tahlil edilmiştir. Fakat bu metodu ayrıntılı bir şekilde tanzim ettim: Her ayet 1) kendi çerçevesi içinde 2) Kur’an’daki benzer konuların işleniş tarzı çerçevesinde 3) Kur’an’ın herhangi başka bir yerinde kullanılan benzer dil ve nahiv yapılarının ışığında 4) Çok vurgulanan Kur’anî ilkeler ışığında 5) Kur’an’ın dünya görüşü çerçevesinde ele alınıp tahlil edilmesi

4. Dil ve Öncül Metin

Wadud’a göre, herhangi bir metni okuma ve anlamanın belirgin unsurunun, okuyan bireyin öncül-metni yani metnin okunduğu dil ve kültürel çerçeve olduğudur. O, bu durumun kaçınılmaz olduğunu ve bir taraftan okuyucular arasında doğal olarak ortaya çıkan zenginliğin çeşitliliği, diğer taraftan da her birinin eşsiz ve diğerinden farklı olduğunu gösterir.

Öncül- metin tefsirin bakış açısını çıkarılan sonuçları büyük oranda etkilediğini ve bu durumun tefsirin bireyselliğini ortaya koyduğunun altını çizer. Sadece bu kendiliğinden ne iyi ne de kötü olduğunu fakat belli bir dünya görüşüne ve belirgin bir öncül metne sahip bir okuyucu, tek mümkün ve caiz okumanın kendisininki olduğunu ifade ederse, o zaman farklı şartlar altındaki okuyucuların esas metinle ilişkilerinde belirli bir uzlaşmaya varmalarını engellemiş olacağını ifade eder.

Ortaya çıkabilecek subjektif değerlendirmeler içinde şöyle bir değerlendirmelerde bulunur.

“Rölativizmin ihtimalinden kaçınmak içinse, pek çok farklı okumanın birçok noktada birbirine yaklaşmasında görüldüğü gibi, Kur’an metninin kendi sürekliliği ve kalıcılığı yeterlidir. Fakat Kur’an’ın toplumda davranışları etkileyen bir katalizör gibi hareket amacını gerçekleştirebilmesi için her sosyal çevre önce Kur’an metninin temel ve değiştirilemez ilkelerini anlamaları ve ancak bundan sonra kendi eşsiz düşünce tarzlarına uygulanmalıdırlar. Değişen ne metin ne de metnin ilkeleridir, fakat belirli bir insan topluluğunda, metnin ilkelerinin anlaşılma ve yorumlama kapasitesi ve özgünlüğü değişmektedir.”

Böylece her okuyucunun tek metinle bire-bir ilişkiye geçebileceğini söyler. Kur’an’ın bir tek yorumunun olduğu iddiası ise metnin genişliğini sınırlamaktadır. Kur’an, evrensel olarak tüm inananlara faydalı olma iddiasını gerçekleştirebilmek için sayısız kültürel durum ve şartlara uyum sağlayacak denli esnek olmalıdır. Bu nedenle onu- Peygamber döneminde yaşayan topluluğundaki bile olsa- sadece belirli bir kültürel perspektife sahip olmaya zorlamak, uygulanmasının ciddi şekilde sınırlar ve Kitab’ın kendi beyan ettiği evrensel gayeye ters düşer.

5. Cinsiyetli Dillerin Öncül Metni

Gerek ayırt edici tarzda gerekse umumi manada kullanılmış olsun eril ve dişil kalıplar, Wadud’un analizinin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Ona göre, özellikle eril ve dişil davranış tarzlarının ve toplumda kadınların ve erkeklerin rollerinin neler olduğu ile alakalı olarak toplumsal cinsiyete bakış açıları, kişinin kültürel çevresine bağlı olarak değişir. Arapça gibi cinsiyetli diller, o dili konuşanlar için belirli bir öncül-metin yaratırlar. Her şey dişi ve erkek diye sınıflandırılır. İngilizce, malayca ve diğer birçok dilde, Arapça da varolan bu öncül okuma yoktur. Bu da Kur’an’ın ‘okuma’ları arasında farklılıkların ortaya çıkmasına neden olur. Bu farklılık metnin tefsiri sırasında ve cinsiyetle alakalı, metinden yola çıkılarak varılan sonuçlarda daha da belirgin hale gelir.

Kur’an’ın dili olan ve Arapça söz konusu olduğunda, ben metne dışarıdan yaklaşan bir konumda olduğunu söyler ve bu durumun onun için cinsiyetli bir dilin çerçevesi ile sınırlı kalmayan gözlemle yapabilmesini sağlamaktadır.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar