Kahramanca İtidal: İmam Hasan’ın Zafer Stratejisi

04 December 2025 48 dk okuma 11 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 1 / 11

Özet

İmam Hasan’ın (a.s), o asırda Şiî azınlığın bekası için tek yol olarak Muaviye ile yaptığı cesur barış o kadar muazzamdır ki bugüne dek çok sayıda araştırmacıyı analiz ve izaha teşvik etmiştir. Hiç abartma olmadan denebilir ki Hz. Hasan hakkındaki makale ve araştırmaların çoğu bu barış hadisesi etrafındadır. Böyle bir bakış her ne kadar Hazret’in yaptığı barışın derinlik ve azametini açıklıyorsa da diğer döneme (imametten önce ve barıştan sonra) daha az dikkat etmiş olmaktadır. Buna bağlı olarak da insanların bu dönemlerle ilgili bilgisi daha az olacaktır. Bu itibarla bu makalede o büyük şahsiyetin tarihinin bu bölümü daha fazla tanıtılmaya çalışılacaktır.

Anahtar kelimeler: İmam Hasan, Barış, Kahramanca İtidal, Şiîler.

Emevîlerin Dinin Hâkimiyetine Nüfuzu

İmam Hasan’ın (a.s) imamet dönemi boyunca, hatta belki hayatı boyunca yüzyüze geldiği en önemli sınama Emevîlerin önceki dönemlerden gelen dinî hakimiyete nüfuz etmesi ve bunun o dönemde ortaya çıkan sonuçlarıdır. Bu, Peygamber’in (s.a.a) rıhletinden sonra başlayıp Osman’ın hilafeti sırasında zirveye çıkan nüfuzdur. Emevîlerin nüfuzunun evveliyatını İslam hükümetinin kontrolü sağladığı dönemden (Mekke’nin fethi) başlatmak doğaldır. Çünkü İslam’ın yayılmasına paralel olarak muhtelif gruplar farklı gerekçelerle İslam’ı kabul etmişlerdir. Münafıklar da çaresizlikleri nedeniyle bu coşkun sel karşısında duramazlardı. Mecburen onun yanında gözüktüler. Bu taraftarlık eğilim duyduklarından değil, zorunluluktan ve direnmenin sonuç vermeyecek olmasındandı. Onlar “Lailaheillallah” bayrağını şehrin gönderinde görür görmez dilleri şehadet getirdi ve böylelikle hayatlarının bu dönemini geçici olarak yanyana gözükme taktiğiyle sürdürdüler. Peygamber (s.a.a) bu sürüngen hareketi tam dirayetle anlamıştı. Bu nedenle onların kirli hedeflerini şöyle ifşa etti:

“اذا بلغ بنو العاص ثلاثین اتخذوا مال الله دولا و عباد الله خولا و دین الله دخلا”

 “Âs çocukları (Ümeyyeoğulları)[1] otuza ulaştığında Allah’ın malını kendi aralarında elden ele geçirecek, Allah’ın kullarını köle yapacak ve Allah’ın dinini karıştıracaklar.” [2]

İmam Hasan da bu grubun geçmişinden tamamen haberdardı. Bu nedenle Muaviye’nin meclisinde ona şöyle hitap etti:

“Muaviye, unutmuş görünüyorsun. Baban Müslüman olmaya karar verdiğinde bir şiir okumuş ve onu Müslüman olmaktan caydırmıştın. Siz ey güruh (Muaviye’nin destekçileri), Allah’a yemin olsun, Allah Rasülü’nün (s.a.a) yedi yerde Ebu Süfyan’a lanet ettiğini hatırlamıyor musunuz? İçinizden biri bile bunu inkar edebilir mi? O yedi yer şunlardı:

1. Mekke dışında Taif yakınında Peygamber (s.a.a) Benî Sakife kabilesini İslam’a davet ederken babanın öne çıktığı ve Peygamber’e yakışıksız şeyler söyleyerek onu deli ve yalancı olarak nitelendirdiği gün.

2. Kureyş kervanı Şam’dan geliyordu ve Peygamber (s.a.a) Müslümanlardan alınan malların karşılığında kervana el koymak istiyordu. Ebu Süfyan kervanı sapa yoldan Mekke’ye götürdü ve Bedir savaşına sebep olmuştu.

3. Uhud savaşı günü Peygamber (s.a.a) dağın tepesindeydi ve haykırıyordu: “Allah bizim mevlamızdır. Sizinse mevlanız yok.” Ebu Süfyan da bağırıyordu: “Yücelsin Hübel. Bizim Uzzamız var, sizinse Uzzanız yok.”

4. Ahzab savaşında da Peygamber (s.a.a) ona lanet etmişti.

5. Ebu Süfyan’ın Kureyş’in işbirliğiyle Müslümanlara yolu kapattığı ve Hac farizasını yerine getirmekten mahrum ettiği Hudeybiye barışı gününde. Peygamber (s.a.a) müşriklerin liderine ve takipçilerine lanet etti. Hazret’e dediler ki: “Onların hiçbirinin Müslüman olmasından umudun yok mu?” Şöyle cevap verdi: “Bu lanet, onların çocuklarından mümin olanlara ulaşmaz. Ama idarecileri asla kurtuluşu bulamayacak.”

6. Ebu Süfyan Huneyn savaşında Kureyş ve Hevazin kafirlerini topladı. Gatafan kabilesi Uyeyne ve Yahudilerden bir grubu biraraya getirdi. Allah onların şerrini defetti. Ey Muaviye, sen müşriktin. Babana yardım ediyordun. Ali (a.s) ise Peygamber’in (s.a.a) dininde ayakları sabitti.

7. Onbir kişinin Ebu Süfyan’la birlikte Peygamber’i (s.a.a) katletme planı yaptığı seniyye günü. (Altı kişi Ümeyyeoğullarından ve beş kişi Kureyş’in diğer kişilerinden).[3]

Peygamber (s.a.a), nefret ve lanetiyle onların inatçı ve hakka karşı savaşan kimliklerini tarif etmiş oluyordu. Fakat dinî hakimiyet mecrasından sapma (dahili inhiraf) onların tekrar harekete geçmesine zemin hazırladı ve hakimiyetin salih idarecilerin elinden çıkmasına yol açtı. Bu da ortamı nifak hizbi için uygun hale getirdi ve onları inzivadan ve tedricen ölümden kurtardı.

Ömer’in hükümeti döneminde Ebu Süfyan hizbinin nüfuzu o kadar arttı ki oğlu Muaviye, Şam ve Suriye vilayeti ele geçirdi. Hatta Ömer’in peşpeşe yönetici azletmelerine ve atamalarına rağmen o daima makamında kalmayı başardı ve insicam içindeki Ebu Süfyan hizbinin büyüyüp güçlenmesi için sabit ve emin bir üsse dönüştü.

Önceki Sayfa 1 2 3 Sonraki Sayfa

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar