İslâm şeriatında, hırsızlık ve kazf gibi bazı suçların sadece baliğ kimselere özel cezaları vardır ve eğer bu suçlar ispatlanırsa, kimsenin cezanın uygulanmasını engellemeye hakkı yoktur. Ancak özel cezası olmayan suçları baliğ olmayan çocuklar işlerse, onlara ta’zir uygulanır ve ta’zirin ölçüsü şer’î hâkimin elindedir.
Hâkim, şartları, durumu ve suçlunun yaşını göz önünde bulundurarak işlenen suça uygun bir ceza belirler. Çocuğa dayağı caiz gören hadislere göre kötü bir şey yapmış çocuğa üç ila on darbe vurulabilir ki bu eğitmenin ve öğrencinin durumuyla ilgilidir.
d) Neler için dayak cezası verilebilir?
Bu konuda hadisler çeşitlidir. Bazıları Allah’a isyan ve büyük günahları, bazıları namazı terk etme durumunu, bazıları da velilere karşı gelme durumunu beyan ederek dayağa izin vermiştir. Elbette üçüncüsü için affetme ve görmezden gelme seçenekleri de vurgulanmıştır. Ancak bu cezayı uygulamaktaki hedef öğrencinin hal ve hareketlerini düzeltmek olduğundan şöyle diyebiliriz: öğrenci ne zaman ahlâk dışı bir hareket yapsa ve düzelmesi için dayaktan başka bir yol olmasa, o zaman dayak metodunu uygulamak caiz olur.
6- Metodun Kuralları
Geçen konular, ceza metodunun uygulamadaki çeşitli merhaleleri hakkındaydı ve görünüşe göre zikredilen sıraya göre uygulanması en doğru olandır. Ancak her merhalenin faydalı olabilmesi, bazı temel ve kaidelere uyulmasına bağlıdır. Aşağıda bunları beyan ediyoruz:
6-1 Hüsn-i Zan
Hüsn-i zan, irtibatı güçlendirir. Karşısında ise su-i zan, yani kötü fikir besleme vardır ve genelde toplumsal ilişkileri ve özelde de öğrenci ve eğitmen ilişkisini bozar. Bundan dolayı öğrenciye hüsn-i zan ile yaklaşmalı ve eğitmen elinden geldiği kadar öğrencinin görünüşte kötü olan hareketini iyiye yormalıdır. İmam Ali (as) bu konuda şöyle buyurmaktadır:
“Din kardeşinin hareketini, senin hüsn-i zannına galebe çalacak bir şeyini görmedikçe iyiye yor ve onun sözünü olumlu görebildiğin müddetçe su-i zan besleme.”
Hadislerde bu konuya oldukça fazla vurgu yapılmış ve su-i zan yerilmiştir.
6-2 Eylemlere Tepki
İslâmî eğitimde, eğitmenin öğrenciye tepki göstermesi sadece öğrenciden kaynaklanan kötü eylemlerden dolayıdır. Niyetler ve yapma isteği, eyleme dönüşmediği ve söz veya hareket kalıbına dökülmediği müddetçe eğitmenin tepki göstermeye hakkı yoktur. Hz. Peygamber’den (saa) nakledilen bir hadiste şöyle zikredilmiştir:
“Allah, ümmetimin içsel vesveselerini, söz ve eyleme dönüşmediği müddetçe benim hatırım için affetmiştir.” İmam Cafer Sadık’tan da (as) şöyle nakledilmiştir: “Eğer bir kul günaha niyet etse, amel defterine bir şey yazılmaz. Eğer niyetini eyleme dökerse, yedi saat ona mühlet verilir; pişman olursa ve tövbe ederse yine bir şey yazılmaz…”
6-3 Öğrencinin Saygınlığının Korunması
Öğrencinin saygınlığının ve şahsiyetinin korunması, kendisinden gaflet edilmemesi gereken önemli konulardan birisidir. Zira o, insandır ve ilâhî bir saygınlığı vardır. Bundan dolayı mümkün olduğu kadar bu saygınlığın korunması gerekir. Bu amaçla, eğitmen iki şey yapmak zorundadır: İlki öğrencinin hatasının ispat edilmemesi, onu gizlide yaptığı hatadan dolayı tövbeye teşvik etmesi ve öğrencinin yaptığı hatayı itiraf etmesi için eğitmenin acele etmemesi; ikincisi öğrencinin hatasının ispatlanmış olması ve eğitmenin bunu öğrenmesi durumunda bu hatayı diğer kimselerin yanında dillendirmemesi ve o hatayı gizlemek için çaba sarfetmesi. Bunun sonucu, öğrencinin gurur ve şahsiyetinin korunması olacaktır. İslâmî kaynaklarda nakledilen hadislerde buna önemle vurgu yapılmıştır. İmam Cafer Sadık (as) şöyle buyurmaktadır:
“Her kim bir müminin günahını öğrense, o günahı gizlemese ve o mümin için af dilemese, Allah katında o günahı işlemiş gibidir…”
6-4 Af ve Görmezden Gelmenin Önceliği
İslâm’ın yüce Peygamberi (saa) şöyle buyurmaktadır:
“Eğitmenin hatayı af etmekte yanlış yapması, hataya ceza vermede ve haksız yere birine ceza vermede yanlış yapmasından daha iyidir.”
Bundan dolayı hata yapan kimseye karşı ilk tepki hemen ceza vermek değil, hatayı affetmek veya görmezden gelmektir.
6-5 Öğrencinin Şartlarını ve Durumunu Göz Önünde Bulundurmak
Kötü eylemlere karşı tepki, eylemin bilinçle, kasıtla ve zorlama olmaksızın öğrenci tarafından gerçekleştirildiğinde gösterilmelidir. O halde bir davranış, hata, unutkanlık veya zorlamayla yapılmışsa, yapan kimseye tepki gösterilmemesi gerekir, hatta bu davranış görmezden gelinmeli ve affedilmelidir.