Eğitmenlerin Söz ve Eylemlerinin Farklı Olması

04 December 2025 43 dk okuma 10 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 5 / 10

Izutsu Mefahim-i Ahlâkî ve Dinî der Kur’ân-ı Mecid adlı eserinde bu konuda şöyle demektedir: "Konuşmak ama amel etmemek ve sözle ihlası dillendirmek ama eylemde onun tersini yapmak temeli, öyle geliyor ki Kur’ân ayetlerinde önemli bir role sahiptir ve fasık bir insanın diğerlerinden ayrımında ciddi bir belirleyici özelliktir."

Bundan dolayı, fısk ve fasıkları tanımlayan birçok ayet, genel olarak tüm müminleri çok geniş olan fısk dairesine dâhil olmaktan men etmektedir.

3-Eylemsiz Söyleme Hadislerin Bakış Açısı

Masumlardan nakledilen hadislerde, başta dinî ilimler olmak üzere ilim ve bilimin öğrenilmesi tavsiye edilmiş ve bazı durumlarda da vacib-i kifayî ve şer’î sorumluluk olduğu beyan edilmiştir. Bununla birlikte, insanların ıslahı, hidayeti, onlara iyiliği emretme ve onları kötülükten sakındırma âlimlerin görevi olarak beyan edilmiş ve buna ciddiyetle vurgu yapılmıştır. Bunun karşısında ise amelsiz âlim ve eylemsiz söylemle insanlara tebliğ etmek şiddetle yerilmiş ve bunu yapanların azaba uğrayacağı beyan edilmiştir. İmam Cafer Sadık’tan (a.s) nakledilen hadiste şöyle geçmektedir:

"İnsanlar arasında kıyamette en şiddetli azaba duçar olanlar, insanlara iyi olanı anlatıp kendileri tersini yapanlardır."

Başka bir hadiste de amelsiz âlimlerin insanların en kötüsü olduğu beyan edilmektedir. Hz. İsa (a.s) şöyle buyurmaktadır:

"İnsanların en kötüsü halk arasında ilmi ile meşhur olup, ameli meçhul olandır."

Diğer bir hadiste de insanlara iyi şeyleri yapmalarını söyleyip kendisi yapmayan veya insanları kötü olandan sakındırıp kendisi sakınmayan kimseye İmam Ali (a.s) lanet etmektedir. Bu tür insanların kıyamette nasıl bir azaba uğrayacakları Hz. Peygamberin mübarek dilinden şöyle dökülmektedir:

"Miraca çıktığım gece dudakları ateşten makasla kesilen ve sonra ateşe atılan bir grup gördüm. Ey Cebrail! Bunlar kimdir? diye sordum. ‘Senin ümmetinin nasihat edicileridirler. İnsanları iyiliğe çağırıp kendilerini unutanlardır. Kur’ân okudukları halde hiç düşünmezler mi?’ dedi."

Bu şahıslar için üzüntü ve pişmanlığın ardından gelen en acılı azap, kıyamet gününde kendileri sayesinde cennetin âli makamlarına yerleşenleri görmeleridir. Kendileri de cehennemin en dibinde azaptadırlar. Cennetlikler "Sizin cehenneme düşmenize sebep nedir? Hâlbuki biz sizin eğitim ve öğretiminizin bereketiyle cennete girdik." dediklerinde onların cevabı da "Biz size iyiliği emrederken kendimiz o iyilikleri yapmazdık." olacaktır.

Eylemsiz söylem hakkında çok fazla hadis nakledilmiştir. Yalan, nifak, ahde vefasızlık, emanete ihanet ve amelsiz âlimler ve nasihatçiler hakkında nakledilen tüm hadisler, şeriatın bu davranıştan nefret ettiğine işaret etmektedir. Dolayısıyla müminlerin ve özellikle ebeveynlerin, eğitmenlerin, hükümdarların, önderlerin ve topluma örnek teşkil eden insanların davranışları arasından çıkarılması gerekmektedir. Zira bu sayılan grubun insan üzerindeki etkileri çok açıktır ve bunların davranışları toplumun büyük bir bölümünün ya hidayetine veya yollarını kaybetmelerine sebep olacaktır. İmam Ali’den (a.s) nakledilen bir hadiste şöyle geçmektedir:

"Âlimin ayağının kayması, bir geminin parçalanıp içindekilerle batması gibidir."

İmam başka bir hadiste de şöyle buyurmaktadır: "Âlimin ayağının kayması, âlemi bozar." Âlemin bozulması belki de âlimin hatasının kalıcı olmasından ve nesiller boyu devam edip onların yoldan çıkmasına sebep olacağından dolayıdır.

Şimdi bu davranışın kötü sonuçlarını inceleyeceğiz.

4-Söz ve Eylem Çelişkisi ve Sonuçları

Konuşmak ve hayır işlere davet etmek, konuşanın sözlerini eylemle tasdik ettiği zaman etkili olur. Yani şahıs söylediği şeyi yapıyor olmalıdır, hatta söylemeden önce onu uyguluyor olması gerekir. Şehit Mutahharî bu konuda şöyle demektedir: "Halkın peygamberlere ve evliyalara pek fazla tâbi olduklarını ancak filozoflara ve ilim adamlarına pek de o kadar bağlı olmadıklarını görüyorsunuz. Niçin? Çünkü filozoflar yalnızca konuşurlar. Yalnızca öğretileri vardır, yalnızca teori üretirler. Odalarının bir köşesinde oturur durmadan kitap yazar ve halka dağıtırlar. Fakat peygamberler ve evliyalar, sadece teorilere sahip değiller, amele de sahiptirler. Söyledikleri şeye ilk önce kendileri amel ederler, hatta önce söyleyip sonra amel etmezler, önce amel edip sonra başkalarına söylerler. Bu durumda söylediklerinin etkisi kat kat fazla olur (ve bu yüzden tâbileri çoktur).

Sözle birlikte eylem de olmazsa, etkisi olmaz. Allah Resulü eylemsiz söylemi, oku olmadan ok atmaya çalışan okçuya benzetmektedir:

"Ey Ebu Zer! Amelsiz dua eden, yaysız ok atana benzer."

Ok yaya yerleştirilip ipi gerilmedikçe ok atmaya çalışmak beyhudedir. Eylemsiz söylem de etkisizdir ve kalplere ulaşmaz. İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurmaktadır:

"Ne zaman bir âlim, ilmine amel etmezse, yağmurun düz kayaya etki etmediği gibi sözleri ve nasihatleri kalplere etki etmez."

Sadî’nin dediği gibi:

Sadece konuşsa ameli olmasa âlimin

Kimse almaz nasihat ne derse desin

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar