Kur'an'daki Medeniyet Temellerinin Analizi

04 December 2025 36 dk okuma 9 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 2 / 9

Medeniyet kavramı için terminolojide farklı tanımlar ve yaklaşımlar ifade edilmiştir. Bazı tanımlar dini yaklaşımla yapılmışken bazıları din dışı saikle, bazıları tamamen materyalist ve hümanist bakış açısıyla, bir kısmı ise etik ve maneviyata dayalı olarak yapılmıştır.

Henry Thomas ve Edward Taylor gibi kimseler, medeniyetin; ahlak, maneviyat ve dinin müdahil olmadığı tamamen hümanist ve materyalist bir kavram olduğuna inanırlar; zira onlar medeniyeti sosyal, ekonomik ve siyasi tüm olayları, hatta sanat ve edebiyatı içine alan iç içe geçmiş bir olgu olarak görmektedirler. (Cafer Lengerudi: 1367, c.3, s.15) Will Durant ve Yukichi gibi bazıları ise medeniyete, manevi ve ahlakî değerleri de ekleyerek onu, bir dizi sistemden oluşmuş bir mecmua olarak tanımlamışlardır. (Bkz. Barnard, 1373, s.84 ve Will Durant, 1996, c.1, s.8).

Durant, medeniyetin veya medeniyet mirasının bir dizi ekonomik, politik, entelektüel ve sosyal sistem ve alışkanlık olduğuna inanır. (Will Durant, aynı kaynak, s.4) Yukichi, medeniyetin artan tüketimin ve hayatın günlük ihtiyaçlarının ötesinde olduğuna, dolayısıyla insan hayatını daha yüksek bir seviyeye çıkaracak şekilde bilgiyi arıtmaya ve erdemi geliştirmeye ihtiyaç olduğuna inanıyor. (Yukichi, 1379, s.118-120 ve bkz. Mehdi Nejad, 27, 1399, s.33-34).

İran İslam Cumhuriyeti Rehberi Seyyid Ali Hamaney (Hamaney 06/02/1395 tarihinde Merkezi Olguyu İslamî/İslamî Model Merkezi Yüksek Konseyi ile olan görüşmesinde) ve Allame Muhammed Taki Caferi (Allame Caferi, 1390, c.5/162, Allame Caferi, 1392, s.80-120) gibi İslam âlimlerinin görüşüne göre hem Kur’an hem de din, en iyi insanı ve en iyi toplumu yetiştirmekle yükümlüdür. Din sadece namaz ve oruç gibi bireysel emir ve ibadetler için değildir. (Rehberin sözleri, 14/03/1399, İmam Humeyni’nin vefatının otuz birinci yıl dönümü münasebetiyle yaptığı konuşmasından) Çağdaş İslam medeniyetinde maddiyatın yanında maneviyat, maddi hayatın gelişmesinin yanında da ahlâkî, manevî ve ruhanî yükseliş, dua ve tevazu vardır. (Rehberin sözleri, 12/041398 ve bkz. Leader.ir).

Anlatılanlardan hareketle, medeniyetin oluşturulmasında insanoğlunun manevi ihtiyaçlarından dolayı ahlakî ve manevi boyutunun da dikkate alınmasının gereği ortaya çıkmaktadır. Ayrıca din, gerçek vakalar şeklinde medeniyet yaratma söylemi olabilir; zira İslam dini medeniyet oluşturan bir mekteptir. Ayetler ve rivayetler medeniyeti şekillendiren unsurlar olarak odak noktası olmuş ve insan hayatının farklı yönlerini kapsamına almıştır. İslam dini, insanın kültürünü, inançlarını, maneviyatını ve insani davranışlarını dikkate almış, onun siyasi, ekonomik, ahlakî ve hukuki tüm ihtiyaçları üzerinde titizlikle durmuştur. Oysaki Will Durant ve Yukichi gibi insanlar medeniyetin oluşumunda dinin böyle bir yere sahip olduğunu düşünmemektedirler. Gerçi onlardan bazıları manevi ve ahlakî değerleri vurgulamaktadırlar.

3. Kur’ân-ı Kerîm'de Çağdaş İslam Medeniyetinin Temelleri:

Medeniyetin en önemli temelleri şunlardır: 1. İlim ve araştırma, 2. Ahlak ve maneviyat, 3. Ekonomi, 4. Adalet ve yolsuzlukla mücadele, 5. Bağımsızlık ve hürriyet, 6. Milli onur, dış ilişkiler, düşmanla olan sınır, 7. Yaşam tarzı. Birçok Batılı bilim adamı, ekonomiyi medeniyetin ana unsuru olarak görmektedir. Halbuki ekonomi önemli bir yere sahip olmasına rağmen, çağdaş İslam medeniyetinde ilk sırayı almamaktadır. Ahlak ve adalet olmaksızın sadece ekonomiyle medeni bir toplum kurulamaz.

Burada Kur’ân-ı Kerîm'de medeniyetin temellerini oluşturan ilkeleri tek tek inceleyeceğiz:

3.1. İlim ve Araştırma

Bilim, epistemolojide temel bir konu olduğundan dolayı medeniyet ve kültürde temel role sahiptir. Teknolojiye ulaşmada, ilerleme ve gelişmenin sağlanmasında ve bir medeniyetin yayılmasında ilim ve bilimin ehemmiyeti inkârı gayri mümkün, tartışma götürmeyecek bir konudur. Beşeriyetin çeşitli alanlardaki tüm gelişimi bilgi ve ilim adamlarının sayesinde olmuştur.

3.1.1. Kur’an’da Bilginin Önemi

Bilgiyi dikkate almak ve ilmin güçleriyle donanmak, yüce İslam medeniyetinin inşasında önemli paya sahip olmuştur. Bu, Kur’ân-ı Kerîm ve Ehlibeyt rivayetlerinde vurgulanan önemli bir unsurdur. Nitekim Yüce Allah’ın vahiy kalıbında gelen ilk mesajında “ilimden” söz edilmiştir:

اقْرَأْ وَ رَبُّكَ الْأَكْرَمُ * الَّذِى عَلَّمَ بِالْقَلَمِ * عَلَّمَ الْانسَانَ مَا لَمْ يَعْلَم

“Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir. O Rab ki kalemle yazmayı öğretti. İnsana bilmediği şeyleri öğretti. (Alak 3-5)”

Kur’an farklı bölümlerinde bu öğretmeyi vurgulamıştır. Rahman suresinin 1 ila 4. ayetlerinde şöyle buyurmuştur:

“Rahmân, Kur'an'ı öğretti. İnsanı yarattı. Ona anlayıp açıkça anlatmayı öğretti.”

Peygamberlerin gönderiliş amacı insanları kötülüklerden arındırmak ve onlara ilim öğretmektir. (Cuma 2, Bakara 129 ve Âli İmran 164). Öte yandan uygarlıkların çöküşü ve yok oluşundaki en önemli faktör toplumların cehaleti ve bilgisizlikleri olmuştur. (Neml 55, Ahkaf 23, Hud 29, Araf 138)

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar