Kur’an-ı Kerim ve Peygamberlerin Müjdeleri

04 December 2025 32 dk okuma 8 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 7 / 8

Bu konunun sonunda, bu konuyla irtibatlı başka bir meseleye değinmek iyi olacaktır: Acaba İslam’ın doğduğu sıralarda Hicaz’da yaşayan Hıristiyanlar ve Yahudiler, o bölgede bir peygamberin ortaya çıkmasını bekliyorlar mıydı? Yahudilerle ilgili olarak bu soruya cevap vermek daha kolaydır. Çünkü daha önce de söylendiği gibi Hz. Musa bir peygamberin geleceğini söylemişti ve yine daha önce söylendiği gibi Yahudiler onun Hz. İsa’dan başkası olduğuna inanıyorlardı. Hatta buna dair tarihî bir delilimiz olmasaydı da sorun olmazdı. Ancak Hıristiyanlar konusunda durum başka türlüdür. Yeni Ahit’te iki tür ilahiyat vardır. Onlardan birine göre Mesih, Allah’ın peygamberlerinden biridir, diğerine göreyse Mesih Tanrı’nın bedenlenmiş halidir. İlk inanca göre Hz. İsa’dan sonra bir peygamberin gelmesi bir sorun çıkarmıyor ama ikinci inanca göre Mesih’in gelmesiyle birlikte nübüvvet dönemi sona ermiştir ve Tanrı’nın gelişinden sonra bir peygamberin gelmesinin anlamı yoktur. Sorun, daha Hıristiyanlığın ilk yüzyıllarında ve İslam’dan önce ikinci tür inancın kesin zafere ulaşarak Hıristiyanların tamamına yakınının bu inancı kabul etmiş olmasıdır. Bununla beraber onlar, inançları gereği başka bir peygamberi bekliyor olamazlardı.

Bu durumla birlikte onlar ciddi bir sorunla yüz yüzedirler. O da onların, Hz. Musa’nın Yasanın Tekrarında verdiği vaadin doğruluğuna inanmalarıdır. Diğer taraftan “Musa gibi bir peygamber” tabiri bu inançlarıyla uyuşmamaktadır. Öyleyse eğer bu peygamberin Mesih’ten başkası olduğunu düşünüyorlarsa bu inançlarından vazgeçmeleri gerekir ve eğer revaçta olan bu inançlarını sürdürmek istiyorlarsa Hz. Musa’nın (a.s) vaadine göre Musa gibi bir peygamberin gelişi gibi bir sorunla karşı karşıyadırlar. Oysa onların inancına göre Hz. Mesih ne Hz. Musa’yla (a.s) ne de başka hiçbir peygamberle mukayese edilemez.

Yuhanna İncilinin yazarı da kesinlikle bu sorunla karşı karşıya kalmıştı. Bu İncil’e göre –diğer üç İncil’in aksine- Mesih, özel bir zamanda bedenlenmiş ve insan şekline girmiş bir Tanrı’dır. Hal böyleyken İncil’in yazarı nasıl vaat edilen peygamberin Mesih olabileceğini düşünmüştür?

Bununla beraber Hz. İsa’nın Tanrı olduğu veya teslis inancı sultası, yavaş yavaş ilerleyen bir süreçti. Bu inancın nihaî sultası, dördüncü yüzyılın sonlarında M.S.381 yılında Konstantiniyye Şurasından sonra ortaya çıkmıştır. Bu şurada alınan nihaî kararla teslis inancına dayanan Hristiyanlık tasvip edilmiştir. İmparator Theodosius bunu imparatorluğun resmî dini ilan etti ve buna muhalif olanları izlemeye aldı:

“Teslis inancına dayalı bu Hıristiyanlık, Theodosius tarafından imparatorluğun tek resmi dini haline getirildi. O, idaresi altındaki halkın hepsinin “ilahi resul Patros’un Rumîlere verdiği” dine göre yaşamaları gerektiğini söyledi. Onlar “Baba, oğul ve Kutsal Ruh’un kutsal tesliste şanları birbirine eşit bir tanrı olduğuna” inanmalıdırlar… Bidat çıkaranlar ve müşrikler cezaya maruz kaldılar… Arius, ölümünden sonra kâmil kelimenin uluhiyetini inkâr suçuyla mahkûm edildi.”

Bu Hıristiyan yazarın sözlerinden de anlaşılacağı gibi teslis inancı hükümetin zor kullanmasıyla nihaî zafere ulaşmıştır ve buna muhalefet edenler ağır bir baskıyla karşı karşıya kalmışlardır. Bu ağır şartlar altında bu inancı kabul etmeyen kimselerin Roma İmparatorluğundan firar etmekten başka bir çaresi yoktu. Bu inanca muhalif olanlardan bazılarının uzak bir mıntıka olan Hicaz’a göç etmiş ve Mesih’in sadece bir insan ve Allah’ın kulu ve peygamberi olduğu inancıyla başka bir peygamberi beklemiş olmaları mümkündür.

Kaynaklar

Kur’an-ı Kerim ve Kutsal Kitaba ilaveten

1- Tabatabaî, Muhammed Hüseyin, Tef­siru’l-Mizan, c. 19, Gum, Camei Muderrisin.

2- Michel, Thomas, Kelam-ı Mesihî, Hüseyin Tevfikî tercümesi, Gum, Merkez-i Mütalaat ve Tahkikat-ı Edyan ve Mezahib, 1. Baskı, 1377.

3- Reşit Rıza, Muhammed, Tefsiru’l-Kurani’l-Hekîm Eş-Şehir Bitefsiru’l-Menar, c. 9, Beyrut, Daru’l-Marifet, h.k.1342.

4- Miller, V.M., Tarih-i Kilisayi Kadim der İmparatoriyi Rum ve İran, Ali Nohostin Tercümesi, İntişarat-ı Hayat-ı Ebedî, 2. Baskı, 1981.

5- E. Garaudy, John, Mesihiyet ve Bidatha, Abdurrahim Süleymanî Erdestanî tercümesi, Gum, Müessese-i Ferhengiyi Taha, 1. Baskı, 1377.

6- Elder, John, Bastanşinasiyi Kitab-ı Mukaddes, Süheyl Azerî tercümesi, İntişarat-ı Nur-i Cihan, 1335.

7- Davud, Abdulehed, Muhammed (s.a.a) der Tevrat ve İncil, Fazlullah Nikayin tercümesi, Tahran, İntişarat-ı Neşr-i Nu, 1361.

8- Subhanî, Cafer, Ahmed Mevud-i İncil, İntişarat-ı Tevhid, 1361.

9- Bir gurup yazar, Muhammed Hatem-i Peyamberan, c. 1, 10. Baskı, Tahran, İntişarat-ı Hüseyniyeyi İrşad, 1363.

10- Cemaatu mine’l-Lahutîn, Tefsiru’l-Kitabi’l-Mukaddes, c. 2 ve 5, Beyrut, Ermenşuratu’n-Nefir, 2. Baskı, 1990.

11- Barclay, William, Tefsiru’l-Ahdi’l-Cedidu Şerh-i Beşareti Yuhanna, 1. Bölüm, Arapçaya çeviri İzzet Zeki, Kahire, Daru’l-Cemil.

12- Eddie, William, El-Kenzu’l-Celil fi Tefsiru’l-İncil, c. 3, Beyrut, Mecmeu’l-Kanais fi’l-Şarku’l-Udna, 1973.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar