Doç. Dr. Sedat Baran [1]
Özet
İslam dünyasında Vâcibü’l-Vücûd’un varlığını ispatlayan birçok burhan zikredilmiştir. Bu burhanlardan biri pek bilinmeyen nefs burhanıdır. Bu burhanın tam olarak gelişmemiş formları Meşşâî filozoflar tarafından dile getirilmiş olsa da tam ve kâmil olarak ifadesini Sühreverdî’de bulmaktayız. Sühreverdî’den sonra ve onun etkisiyle Mîr Dâmâd başka bir nefs burhanı açıklar. İslam düşünce geleneğinde nefs vesilesiyle Vâcibü’l-Vücûd’un varlığını ispatlayan bir diğer filozof da Molla Sadrâ’dır. O, bu iki filozofun nefs burhanlarını benimsememiş ve Hikmet-i Müte’âliye ekolünün ilkeleri çerçevesinde yeni burhanlar dile getirmiştir. İlk burhanında nefsin kuvveden fiile yani heyûlânî akıldan bilfiil akla doğru hareket etmesini ikinci burhanında ise nefsin hudûsunu orta terim kılar. Mefatihü’l-Gayb adlı eserinde de bu iki burhanı birleştirir ve tek bir burhan olarak ifade eder. Molla Sadrâ, Allah’ın varlığını ispatlayan burhanları üç gruba ayırır ve nefs burhanının sıddıkîn burhanından sonra en önemli ve en üstün burhan olduğunu söyler. Molla Sadrâ’nın dillendirdiği nefs burhanlarının en önemli özelliği Allah’ın varlığını ispatlamakla beraber sıfatlarını ve fiillerini de ispatlamasıdır. Bu çalışmada Molla Sadrâ’nın nefs burhanı ile diğer nefs burhanlarının farkı ele alınacak ve Molla Sadrâ’nın bu burhan vesilesiyle Vâcibü’l-Vücûd’u ve sıfatlarını nasıl ispatladığı ve konu hakkında ne gibi yenilikler getirdiği açıklanacaktır.
Anahtar Kelimeler: İslam Felsefesi, Vâcibü’l-Vücûd, Nefs, Hudûs, Molla Sadrâ.
Giriş
İslam felsefesi geleneğinde Vâcibü’l-Vücûd’un varlığını ispatlayan birçok delil zikredilmiştir. Bu deliller arasında muhkem olmakla beraber meşhur olmayan burhanlar vardır. Bu burhanlardan biri İslam düşünce geleneğinde ortaya çıkan nefs burhanıdır. Bazı Müslüman filozoflar insan nefsinden ve özelliklerinden istifade ederek Vâcibü’l-Vücûd’un zâtını ispatlamaya çalışmışlardır. İnsanın her şeyden şüphe etse de kendi varlığından şüphe etmeyeceği ve kendisini tanımadan başkasını tanıyamayacağı gerçeği nefs burhanının hareket noktasıdır. Bu yüzden ancak kendisini idrak eden kimse Allah’ın varlığını idrak edebilir. İslami metinlerde de nefsi tanıma Allah’ı tanımanın gereksinimi olarak zikredilmiş ve insanın nefsini tanımadıkça Allah’ı tanıyamayacağı ifade edilmiştir. İslami metinlerdeki bu ifadeler aynı zamanda Müslüman filozofların nefs burhanını dillendirmelerindeki esin kaynağı olmuştur.[2]
İslam felsefesi geleneğinde nefs burhanı vesilesiyle Vâcibü’l-Vücûd’un zâtını ispatlayan filozoflardan biri Molla Sadrâ diye bilinen Molla Sadrüddîn Muhammed b. İbrâhîm b. Yahyâ Kavâmî Şîrâzî’dir (ö. 1050/1641). Molla Sadrâ isbât-ı vâcib meselesinde en önemli burhanı olan sıddıkîn burhanını açıkladıktan sonra bazı Müslüman filozofların dillendirdiği nefs burhanlarını ele alır. Ancak onların bu burhanlarını ikna edici görmediğinden öncüsü olduğu Hikmet-i Müte’âliye ekolünün ilkeleri çerçevesinde sıddıkîn burhanından sonra en sağlam ve en güvenilir dediği yeni nefs burhanları açıklar.[3]
Molla Sadrâ kendisinden önceki filozoflardan farklı olarak nefs meselesini tabiat felsefesinde ele almaz. Metafiziğin konuları içinde ele alır.[4] Bu yüzden nefs hakkındaki burhanı da kozmolojik bir argüman olmayıp ontolojik bir argümandır.[5] O, nefs ve yetilerinin tanınması ve bunların birbiriyle olan ilişkilerinin bilinmesi durumunda hem Vâcibü’l-Vücûd’un ispatlanacağını hem de sıfatlarının bilineceğini iddia eder.
İsbât-ı vâcib meselesinde Türkiye’de birçok akademik çalışma yapılmasına rağmen yaptığımız araştırmada nefs burhanı hakkında hiçbir çalışmaya rastlamadık. Bundan ötürü bu çalışmanın alana önemli katkılar yapacağı kanaatindeyiz.
1. Etimolojik İnceleme
Molla Sadrâ’nın nefs burhanı incelenmeden önce nefs ve burhan kavramlarının etimolojik incelenmesi yapılacak, burhan türleri açıklanacak ve nefs burhanının hangi burhan türü içinde yer aldığı belirlenecektir.
Sözlükte açığa kavuşturma, delil getirme ve kesin hüccet anlamlarına gelen burhan[6] mantık ve felsefe literatüründe yakini öncüllerden oluşmuş ve yakini sonuçlara ulaşmayı amaçlayan bir istidlal ve kıyas türüdür.[7] Burhanın en önemli şartı kesin sonuç elde etmek için bütün öncüllerinin yakini olmasıdır. Eğer öncüllerinden bir tanesi bile yakini olmazsa söz konusu kıyas burhan olmaz. Burhan bütün kıyaslar gibi büyük, küçük ve orta terimden oluşur ve orta terimin konumuna göre innî ve limmî olmak üzere iki kısma ayrılır. Limmî burhan illetten ma’lûle, innî burhan ise ma’lûlden illete götüren bir çıkarımdır. [8]