[6] Zeynüddin Ömer b. Sehlan Sâvî, Tebsere (Tahran: İntişârât-ı Danışgah-ı Tahran, 1337/1958), 113.
[7] Allâme Muhammed Hüseyin b. Muhammed b. Muhammed Hüseyin Tabâtabâî, Mecmua-i Resail “Burhan” (Kum: Bustan-ı Kitap, 1392/2013), 2:
[8] İbrahim Çapak, Gazâlî’nin Mantık Anlayışı (Ankara: Elis Yayınları, 2011), 256.
[9] Hüseyin Atay, “Nefis”, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 37/1 (1997): 3.
[10] Gulâm Rızâ Feyyazî, İlmü’l-Nefs-i Felsefi (Kum: İntişârât-ı Müessese-i Amuzeş ve Pejuhiş-i İmam, 1389/2010), 31.
[11] Gulâm Rızâ Rahmanî, Hud Şinasi-i Felsefî (Kum: Bustan-ı Kitap, 1381/2002), 39.
[12] Molla Sadrâ, el-Esfârü’l-Erbaa, 8: 17.
[13] Zeynelabidin Hüseyni, “Esîrüddin Ebherî Felsefesinde İnsani Nefs”, e-Şarkiyat İlmi Araştırmalar Dergisi 9/2 (Kasım 2017): 1036.
[14] Ebu Nasr Muallim-i Sani Muhammed b. Muhammed b. Tarhan Fârâbî, Risale fi İsbati’l-Müfarikat (Haydarâbâd: Dâiretü’l-Maârifi’l-Osmaniyye, 1345/1966), 5-6.
[15] Ebû Alî Hüseyn b. Abdillâh b. Alî b. Sînâ, eş-Şifâ: et-Tabîiyyât (Kum: Mektebetu Âyetullah Mer’aşî, 1404/1984), 2: 208; Muhammed Zebihî, Felsefeyi Meşşâ, 2. Baskı (Tahran: İntişârât-ı Semt, 1387/2008), 297-298.
[16] Müçteba Efşarpur, Burhan-ı Marifet-i Nefs Ber İspat-ı Vucud-i Huda (Tahran: İntişârât-ı Hikmet-i İslamî, 1396/2017), 52.
[17] Sühreverdî felekî nefs vesilesiyle Vâcibü’l-Vücûd’un zâtını kısaca şu şekilde ispatlar: Her hareket eden bir hareket ettiriciye muhtaçtır. Felekler de hareket halindedir ve dairesel olan hareketleri tabîi olmayıp nefsanidir. Aynı şekilde her hareketin bir gayesi vardır. Feleklerin hareket gayesi varlıksal derece olarak daha düşük mertebede yer alan cisim değildir. Bu gayenin kendisi ya Vâcibü’l-Vücûd’dur veya sonunda Vâcibü’l-Vücûd ile son bulacaktır. Bk. Ebü’l-Fütuh Şehabeddin Yahyâ b. Habeş Sühreverdî, Mecmua-i Müsannefat-ı Şeyh-i İşrak, thk. Henry Corbin (Tahran: Pejûhışgâh-ı Ulûm-i İnsânî ve Mütâlaât-i Ferhengî, 1380/2001), 1: 389.
[18] Sühreverdî, Mecmua-i Müsannefat-ı Şeyh-i İşrak, 2: 121.
[19] Sühreverdî, Mecmua-i Müsannefat-ı Şeyh-i İşrak, 3: 35-36; 3: 139.
[20] Bkz. Şemseddin Muhammed b. Mahmûd İşraki Şehrezuri, Resailü’ş-Şecereti’l-İlahiyye fî Ulumi’l-Hakaiki’r-Rabbaniyye, thk. Necefkuli Habibî (Tahran: Müessese-i Pejuhışi Hikmet ve Felsefe-i İran, 1385/2006), 3: 249.
[21] Bkz. Kutbüddîn Mahmûd b. Mes’ûd Kazerûnî Şîrâzî, Şerhu Hikmeti’l-İşrak-ı Sühreverdî, thk. Abdullah Nurani, Mehdi Muhakkık (Tahran: Müessese-i Mutalaat-ı İslami Danişgah-ı McGill Şube-i Tahran, 1380/2002), 297-298.
[22] Mîr Dâmâd Muhammed Bakır b. Muhammed Hüseynî Esterabadî, el-Kabesat, thk. Mehdi Muhakkık (Tahran: İntişârât-ı Danışgah-ı Tahran, 1367/1988), 381.
[23] Sadrüddîn Muhammed b. İbrâhîm b. Yahyâ Kavâmî Şîrazî Molla Sadrâ, Mefatihü’l-Gayb (Tahran: Müessese-i Mütalaat ve Tahkikat-ı Ferhengi Encümen-i İslami-i Hikmet ve Felsefe-i İran, 1363/1984), 248; Sadrüddîn Muhammed b. İbrâhîm
- Yahyâ Kavâmî Şîrâzî Molla Sadrâ, eş-Şevâhidü’r-Rubûbiyye fi’l-Menâhici’s-Sülûkiyye (Meşhed: Müessese-i Matbuât-ı Dinî, 1388/2009), 1: 45; Murtazâ Mutahharî, Şerh-i Manzume (Tahran: İntişârât-ı Sadrâ, 1382/2003), 339.
[24] Abdullah Cevadi Amuli, Rahikayı Maktum (Kum: Merkez-i Neşr-i İsra, 1389/2010), 6: 241.
[25] Sadrüddîn Muhammed b. İbrâhîm b. Yahyâ Kavâmî Şîrazî Molla Sadrâ, el-Mebde ve’l-Meâd (Tahran: Encümen-i Hikmet ve Felsefe-i İran, 1354/1975), 310-311; Abdulresul Ubudiyet, Nizam-ı Hikmet-i Sadrâî (Tahran: İntişârât-ı Semt, 1395/2016), 3: 282-284.
[26] Molla Sadrâ, el-Mebde ve’l-Meâd, 21.
[27] Meşşâî filozoflara göre nebâtî ve hayvanî nefs maddidir. Bu yüzden cismin zevali ile yok olurlar. Ancak insanî nefs hem hudûsunda ve hem de bekasında mücerrettir. Bedenin hâdis olmasıyla Allah tarafından insan bedenine yerleştirilir. Böylece bedeni, uzuvlarıyla birlikte kontrolü altına alır ve beden üzerinde tasarrufta bulunur. Ancak Molla Sadrâ’ya göre sadece nebâtî nefs maddidir ve hiçbir zaman mücerret olmaz. Hayvanî ve insanî nefs ilk başlarda maddidir ama sonunda mücerret olur. Bk. Molla Sadrâ, el-Esfârü’l-Erbaa, 8: 347; Feyyazî, İlmü’l-Nefs, 186-187.
[28] Ubudiyet, Nizam-ı Hikmet-i Sadrâî, 3: 291-292.
[29] Eflatun ve taraftarları bedenin hudûsundan önce nefsin idealar âleminde madde ve maddenin niteliklerinden ari mücerret bir şekilde mevcut olduğuna inanıyorlardı. Aristo ve taraftarları da nefsin bedenin hudûsundan önce mevcut olmadığına ve bedenin hudûsu ile mücerret bir şekilde hâdis olduğuna inanıyorlardı. Molla Sadrâ’dan önceki Müslüman filozoflar da Aristo gibi nefsin mücerret ve hâdis olduğuna inanıyorlardı. Ancak Molla Sadrâ her ne kadar nefsin hâdis olduğunu söylese de selef filozofların aksine nefsin hudûsu anında mücerret değil maddi olduğuna ve cevheri hareket ile aşamalı bir şekilde mücerret olduğuna inanmaktadır. Molla Sadrâ bu düşüncesini “Nefs hudûsu açısından cismanî, bekası açısından ruhanîdir” şeklinde formüle etmiştir. Bk. Molla Sadrâ, el-Esfârü’l-Erbaa, 3: 330; Molla Sadrâ, el-Mebde ve’l-Meâd, 310-311.
[30] Feyyazî, İlmü’l-Nefs, 272