Molla Sadrâ’da Vâcibü’l-Vücûd’un İspatında Burhan-ı Nefs

04 December 2025 41 dk okuma 10 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 7 / 10

5.2. İnsan Nefsinin İlâhî Fiili Sıfatlara Delaleti

Düşünürler Allah’tan sadır olan fiilleri ibdâ‘, ihtirâ‘ ve tekvîn olmak üzere üç kısma ayırmışlardır. Sudûru için ne maddeye ve ne de zamana muhtaç olmayan fiillere ibdâ‘î, sudûru için maddeye muhtaç olan ama zamana muhtaç olmayan fiillere ihtirâî, ve sudûru için hem maddeye hem de zamana muhtaç olan ve zamanda vuku bulun fiillere tekvînî fiiller denilmektedir. Akıllar âleminin sudûru ibdâ‘î fiillere, bir bütün olarak madde âleminin veya feleklerin sudûru ihtirâ‘î fiillere ve madde âlemindeki olaylar da tekvînî fiillere örnektir. Molla Sadrâ’ya göre bütün bu fiillerin asıl numuneleri insan nefsinde mevcuttur. İnsanın hiçbir vesile ve harekete ihtiyaç duymadan bir ilmi disiplini idrak etmesi veya istediği zaman bir tümeli nefsinde hazır kılması nefsin ibdâ‘ fiillerine, hayal yetisinin istediği zaman bir şekli tasavvur etmesi nefsin ihtirâ‘ fiillerine ve insanın yemek yemesi gibi hareket ve vesilelere muhtaç olan ve zamanda vuku bulan fiiller de nefsin tekvîni fiillerine örnektir.[48]

Buna ilave olarak İslam dünyasındaki farklı felsefi ve kelami ekoller Allah’a farklı fâillik türlerini nispet etmişlerdir. Mütekellimler Allah’ın bi’l-kasd fâil, İşrâkîler Allah’ın bi’r-rıza fâil, Meşşâîler Allah’ın bi’l-inâye fâil, Hikmet-i Müte’âliye filozofları ise Allah’ın bi’t-tecellî fâil olduğunu söylemişlerdir. Ancak bütün bu ekoller ilâhî failiyetin niteliği için insan nefsinden örnekler zikretmişlerdir. Molla Sadrâ’ya göre bütün bu fâillik türleri insan nefsinde mevcuttur.

Yani insan nefsi bazı fiillerine nispetle bi’l-kasd fâil, bazı fiillerine nispetle bi’r-rıza fâil, bazı fiillerine nispetle bi’l-inâye fâil ve bazı fiillerine nispetle bi’t-tecellî fâildir.[49]

Sonuç

Vâcibü’l-Vücûd’un varlığını ispatlayan burhanlar arasında pek bilinmeyen ama muhkem olması açısından çok önemli olan nefs burhanı açıklandığı üzere ilk defa İslam dünyasında Müslüman filozoflar tarafından dile getirilmiştir. Meşşâî filozoflar bunun ilk kıvılcımlarını yakmışlardır. Ancak bunu İşrakî bir filozof olan Sühreverdî ilk defa dile getirmiştir. O, Meşşâî filozofların faal aklın varlığını ispatlamak için öncül kıldıkları insan nefsinden ve niteliklerinden istifade ederek Vâcibü’l-Vücûd’un varlığını ispatlayan nefs burhanını açıklamıştır. Ancak onun bu husustaki esin kaynağı nefs hakkındaki ayet ve hâdislerdir. Sühreverdî’den sonra onun etkisiyle Mîr Dâmâd yeni bir nefs burhanı dillendirmiştir. Molla Sadrâ da Sühreverdî ve Mîr Dâmâd’ın nefs burhanlarını Hikmet-i Müte’âliye ekolünün ilkeleri çerçevesinde tekrar ele almış ve bunu başka öncüller üzerine bina ederek her iki filozoftan farklı nefs hakkında yeni burhanlar açıklamıştır.

Nefs burhanlarının en önemli özelliği yol ve yolcunun bir olması ve salikin başka yerde değil kendi zâtında Allah’ı aramasıdır. Bu, saliki ilme’l-yakin makamından ayne’l-yakin makamına ulaştırır. Oysa sıddıkîn dışındaki diğer burhanlarda salik sadece kavramlarla meşgul olduğundan en fazla ilme’l-yakin makamına ulaşabilir. Bu yüzden Molla Sadrâ bu burhanın sıddıkîn burhanından sonra en önemli ve değerli burhan olduğunu söylemektedir. Bu burhanın bir diğer özelliği Vâcibü’l-Vücûd’un varlığını ispatlamakla birlikte zâti ve fiili sıfatlarını da ispatlamasıdır. Bu, sıddıkîn burhanı dışındaki hiçbir burhanın sahip olmadığı bir özelliktir.

Molla Sadrâ’nın açıkladığı nefs burhanları her ne kadar şekil olarak hareket ve hudûs burhanlarına benzese de bu burhanlardan farklıdır. Öncelikle nefs burhanında hâdis olan ve hareket eden mücerret bir varlıktır. Bu yüzden muharrik ve muhdisi de mücerrettir. Ancak hareket ve hudûs burhanlarında öncelikle maddi muharrik ve muhdisler ele alınır. Akabinde de teselsül probleminin çözümü için mücerret olan muharrik ve muhdis dillendirilir. Bu yönüyle nefs burhanı maksada ulaştıran yolu kısaltarak daha az öncüllerle Vâcibü’l-Vücûd’un varlığını ispatlar. Buna ilave olarak nefs burhanı Vâcibü’l-Vücûd’un hem varlığını hem de zâtî ve fiili sıfatlarını ispatlar. Ancak hem hareket burhanının hem de hudûs burhanının böyle bir özelliği yoktur.

 

Kaynakça

Amulî, Abdullah Cevadî. Rahikayı Maktum. 10 Cilt. Kum: Merkez-i Neşr-i İsra, 1389/2010. Atay, Hüseyin. “Nefis”. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 37/1, 1997: 1-58.

Baran, Sedat. “Molla Sadrâ’da İlahi Fâiliyetin Niteliği”. e-Şarkiyat İlmi Araştırmalar Dergisi 11/2, Ağustos, 2017: 598-613.

Çapak, İbrahim. Gazâlî’nin Mantık Anlayışı. Ankara: Elis Yayınları, 2011.

Çetin, Ali. “Beş Sanat ve Öncülleri”. Toplum Bilimler Dergisi 5/10, Temmuz 2011: 145-156. Dinanî, Gulam Hüseyin İbrahimî. Kavaid-i Külli-i Felsefi Der Felsefe İslami. 2 Cilt. Tahran: Pejûheşgâh-ı Ulûm-i İnsânî ve Mütâlaât-i Ferhengî, 1380/2001.

Efşarpur, Müçteba. Burhan-ı Marifet-i Nefs Ber İspat-ı Vucud-i Huda. Tahran: İntişârât-ı Hikmet-i İslamî, 1396/2017.

Esterabadî, Mîr Dâmâd Muhammed Bakır b. Muhammed Hüseynî. el-Kabesat, Thk. Mehdi Muhakkık. Tahran: İntişârât-ı Danışgah-ı Tahran, 1367/1988.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar