çağdaş

04 December 2025 44 dk okuma 11 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 6 / 11

Genel olarak İtizalî İslamolojisi hem geleneksel tipinde hem de Neo-Mutezili tipinde, tepetaklak bir yaklaşıma sahiptir; İslam semavî bir din ve ilâhî bir hakikattir ve onu tanımanın tek sahih yolu da Yüce Allah tarafından çizilen yoldur. Bu arada, bu din ile ilahî hakikati arasındaki ana iletişim kanalı olan vahiy, İslam'ın temel direği olarak görülmeli ve dikkatleri kendisine yöneltmelidir. Her ne kadar şari’ mukaddes, vahiy ile birlikte dine ulaşmanın kapıları olarak akıl ve sezgiyi vurgulamış olsa da, dinin esas özünü, en üstün akıl olan ve en bilge insanlara verilen vahiy kanalından almak gerekir.

Şimdi, İslam'ın esas özünü tarihin mezbahasına bırakıp, dinin hakikatini güvenilmez insan kazanımlarının kesimhanesine götürürsek, ilâhî ve semavi bir hakikat olarak İslam'dan geriye bir eser kalmayacaktır. Bu, İslamî vahyin en yüce ilahî hakikat unvanı ile kriter olarak kabul edilmesi ve çağdaş insanın kendini ona sunması, hatalarını ve başarılarını bu hakikate olan yakınlığına ve uzaklığına göre belirlemesi yerine, tersine çevirmenin doruk noktasıdır. İslam'ın ilahî hakikati, tarihe ve çağdaş insana iki orijinal ve yeri doldurulamaz standart olarak sunulmalıdır. Böylece o ilahî hakikatin bir kısmı, insana ve çağdaş tarihe tatbik edilecek olursa, baki kalabilir, aksi taktirde değişime uğrar!

5. Görünüşçülük (Zahircilik) ve Kur’ân-ı Kerîm'i Anlamadaki Uygulaması

Dini bilgi terimindeki "zahir/dış", "batın/iç" teriminin zıttıdır; bu iki kelime arasındaki ayrım anlamsal bir ayrımdır ve bu, metnin çeşitli düzeylerde tutarlı açık, gizli ve birbirlerinin boylamı manalarına sahip olabileceği anlamına gelir. Bâtıni mana, bâtıni olması hasebiyle kolay anlaşılmamayı gerektirmekte ve dolayısıyla metnin dışındaki unsurlardan da istifadeye ihtiyaç duymaktadır. Bazı İslam alimleri, zahiri ve görünen mana dışında bir manayı anlamak için metnin dışında herhangi bir faktörün kullanılmasının İslam'ın saf bilgisinden bir sapma olduğuna ve metin dışı bu faktörlerden kaçınılması gerektiğine inanırlar; ilerleyen paragraflarda Yeni Selefî yaklaşımın açıklamasına odaklanarak, önce bu yaklaşımın soy kütüğüyle karşılaşacağız, ardından eleştirel bir şekilde konuyu ele alacağız.

5.1. Selefîliğin Görünüşçülük (Zahiri) Eğilimi

İslamî grupların akış biliminde "Selefîyye", tekfirî, cihadî, tebliğî, siyasî ve tenvirî Selefîlik gibi kolları olan farklı bir akımı ifade eder. Bunların ortak noktası, dinî metinlerin tefsiri ve tevili konusunda hicri ilk üç asırda yaşamış sahabe ve tabiin ve tabiin-i tabiinin otoritesine yapılan vurgudur. (el-Buti, 1375: 21.) Ve bu temelde Selefîlik, Müslümanların ilk üç kuşağının inançlarına ve yaşam tarzlarına dönmeyi amaçlayan ve yöntem açısından Kur'an ve Sünneti tek güvenilir referans olarak kabul eden ve her türlü yeniliğe karşı olan dini ve sosyal bir akım olarak görülebilir (İbn Teymiye, 1419 b: 2/693-694; ayrıca: İbn Bedran: 10; Heykel, 2009: 38; Viktorovich, 2006: 209.) Ne yazık ki bu İslamî oluşum, barındırdığı radikal inancı nedeniyle fikirlerini tüm İslam ülkelerine yayma konusunda, görünüşçü zahir eğilimli inançlarını empoze edip dayatmak için şiddet kullanmakta ve saldırgan bir şekilde Selefî inançlarını yaymaya çalışmaktadır. (Bakaî, 2011: 242.)

Selefîler, Selef'in otoritesini kanıtlamak için birkaç faktöre işaret ederler; Selefîlerin gözünde Hz. Peygamber Efendimize (s.a.a) olan tarihsel yakınlığı, Selef’in İslam'ı ve Kur'an'ı daha iyi anlamasının sebeplerinden biridir. (İbn Teymiye, 1419 A: 96/4) Kur’ân-ı Kerîm'den bazı ayetlerin ve bazı rivayetlerin zahirine dayanarak Peygamber Efendimiz'in (s.a.a) tüm ashabına adalet ve fazilet atfedilmesi, Selefîlerin, Selef anlayışının kriter ve üstünlüğüne dair iddialarından bir başkasıdır. (Şafi'i, 1425: 265; Alusi, 1415: 28; Şatibi, 1420: 458 ve 519.)

Selefîler, haber sıfatlarının semantiğinde Selef’in merkezilik görüşüne dayanarak, bu sıfatların zahirini onların manalarını anlamak için bir ölçüt olarak kabul ederler (İbn-Teymiye, 2000: 69; Alivi: 31; Bin Baz, 1404: 288.) ve bu sıfatların manası karşısında her türlü tevil ve yoruma karşıdırlar. (İbn Teymiyyah, 1998b: 67.) Bu nedenle bilgi ve bilime ulaşılamamasına rağmen tek bir habere (haber-i vahit) güvenmek Selefîler arasında yaygın bir yaklaşım olarak kabul edilir; (Albani, 1425: 3.) Çünkü mütevatirler çok azdır ve mütevatirle yetinilirse, Selefîn merkeziliği görüşü ciddi bir şekilde zedelenir.

Selefîlik metodolojisinde dikkate değer noktalardan biri de Selef anlayışının merkeziliğini korurken taklit karşıtlığına ve içtihat kapısının açık olduğuna da vurgu yapılmasıdır. Buna dayanarak geleneksel Selefîler, din ve şeriat anlayışının Sünni fıkhının dört ünlü şahsına münhasır olmadığına ve Kitap ve Sünnet'i anlamanın yolunun hala açık olduğuna inanırlar. (Şevkani: 69; Albani, 1425: 72-78.)

5.1.1. Selefîliğin Görünüşçülüğüne (Zahirciliğine) Yönelik Eleştiri

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar