e) Şimdilerde ilmî ortamlarda ve üniversitelerde sosyal zekâ ile ilgili birçok münazaralar yapılmaktadır ama sosyal zekânın eğitilmesi ve toplum içinde ve kişiler arasında kullanılması çocuklara ve ergenlere öğretilmemektedir. Gençlerimiz sosyal sorunlarla karşılaştıklarında çaresizlik hissine kapılmakta, saldırganlık ve çatışmayla karşılaşınca infial gibi uygunsuz yollarla dışavurumda bulunmaktadırlar. Psikoloji biliminin kesin ve ispatlanmış usulleri dikkate alınarak sosyal zekânın pratikte nasıl kullanılacağıyla ilgili bilgiler, ortaöğretim sosyal bilgiler kitaplarında işlenmelidir. Çocuklar ve ergenler, insan ilişkilerindeki çatışmaları makul yolla ve saldırganlık veya kaçınma (başkalarıyla iletişimden uzak durma) gibi yöntemlere başvurmadan halledebileceklerini öğrenmelidirler. Kişiler sosyal zekâyı kullanmayı başardığında sıla-i rahim süreci de dengeli biçimde gelişecektir. Kişiler ebeveynleriyle ve akrabalarıyla görüşmekten zevk alacaklar ve insan ilişkilerindeki çatışmaları akıllıca halledeceklerdir.
f) Çocuklara ve gençlere duygusal sarsıntılarını kontrol etmenin öğretilmesi zaruridir. Günümüzde bu konudan “duygusal zekâ” başlığı altında bahsedilmektedir. Okulların ve eğitimcilerin sağlık kitaplarında çocuklara ve ergenlere duygu ve duygusal sağlık eğitimi vermeleri lâzımdır. Kişilerde duygusal zekâ gelişirse, yaşadıkları öfke, nefret ve kötü ahlȃk gibi sarsıntıları kontrol etmeyi başarabileceklerdir. Bu da sıla-i rahim sürecinin daha iyi olmasını sağlayacaktır.
Sonuç
Bu makalede sıla-i rahim tanımı yapıldı ve muhtelif boyutları incelendi. İlâveten rahim kavramının gelişimi hadis bakış açısıyla incelendi. Şöyle ki sıla-i rahim sadece kan ve evlilik bağıyla kurulan akrabalıklara mahsus değildir; evliyalar, müminler ve mümin kişi üzerinde herhangi bir yolla hakkı olan her kişi veya gurup sıla-i rahimin mısdakı (onayı)'dır. Hepsinin de muhtelif boyutlarda ruhsal sağlık, mânevî gelişim, sosyal uyum ve benzerleri üzerinde rolü vardır. Aynı şekilde sıla-i rahimin ahlȃkî öğrenmeler, sosyal uyum ve kişilerin ruhsal sağlığının iyileştirilmesi üzerindeki rolü, İslȃm ve yeni psikoloji biliminin bakış açılarından incelendi. İlâveten insan ilişkilerinde sıla-i rahimin niteliği üzerinde çalışıldı. İnsan ilişkilerinde ziyaretleri zenginleştirme yöntemleri incelendi. Bu makalede sıla-i rahim hakkındaki psikoloji dalındaki muhtelif teorilerden birkaçının yanında tematik ilişkiler başlığı altında bağlılık alanı ve bunun sosyal ilişkiler, özellikle de sosyal uyum üzerindeki rolü, İslȃmî açıdan sıla-i rahimin sonuçları –ve insan ilişkilerinde sıla-i rahim ve sorun çözümü ilişkisi, aile fertleri arasında müşavere, sosyal uyum, ruh sağlığı ve mȃneviyatın artması gibi- faydaları hakkındaki teoriler incelendi.
Bu araştırmanın bulgularından biri psikolojik görüşlerde sıla-i rahimin sadece sosyal davranışlardan biri olarak işlenmiş olmasıdır. Ancak İslȃm’da sıla-i rahim, İlȃhî ve mânevî boyutu olan sosyal bir davranış olarak görülmektedir. Kişiler, Allahu Teâla onların üzerine bir hak koyduğu için akrabalarıyla irtibat kurmaktadır. Öyle ki bir kişi sıla-i rahimi kestiğinde akrabalarının haklarını yerine getirmemiş olur. Gerçekte sıla-i rahim, yapılmasını gerektiren sebebin çok kuvvetli olduğu dinî bir vazifedir. Sıla-i rahim, Allah’a yakınlaşma hedefine doğru eğitimsel hidayette anahtar davranışlardan biridir. İbadet adı altında, en üstün ibadetlerden biridir. Bu durum İmam Humeynî’nin (r.a) “Sıla-i rahim en üstün ibadetlerdendir (İmam Humeynî, 1368, s. 493)” buyruğuyla da örtüşmektedir. Sıla-i rahim, insanın cennete girmesinde ve cehennemden kurtulmasında temel role sahiptir. Bu da sıla-i rahim terk edildiğinde hiçbir amelin insanı cennete götürmede bu amelin yerini alamayacağı anlamındadır. Bu da Resulullah’ın (s.a.a.) “O hȃlde sıla-i rahim yapar ve emaneti korursa, cennete gider.” hadisinden İmam Humeynî’nin yaptığı iktibasa uygundur. İmam, hadisi tercüme ettikten sonra, sıla-i rahim terk edildiğinde hiçbir amelin fayda etmeyeceği konusuna değiniyor (a.g.e., s. 478). Yani yapılan hiçbir ibadet, sıla-i rahim kadar Sırat’ı geçme ve insanı cennete götürme üzerinde büyük role sahip değildir.
Bu konunun sonuçlarından biri de kan, evlilik ve iman bağıyla kurulan ailelerin tümündeki fertlerde sıla-i rahim ruhiyesini eğitmek için uygun yollardan faydalanılabileceğidir. Sıla-i rahimin öğretilmesi, sıla-i rahimi kesme etkenleri, duygusal sarsıntıları akıllıca kontrol, ilk ve orta öğretimdeki derslerde sıla-i rahime dayalı davranışların toplumsal ve ahlȃkî eğitim adı altında desteklenmesi gibi yöntemler dikkate alınabilir.
Kaynaklar
Kur'ân-ı Kerim
Nehcu’l-Belağa, Muhammedî, Farsça’ya çev: Seyyid Kâzım ve Deştî (1381), Mecmua