Ayetlerin kevnî ilimlere delalet etmesi: Tarihte din-bilim ilişkisi her zaman netameli bir konu olmuştur. Ortaçağda kilise-bilim adamları arasındaki gerilim önce din ile bilim arasında bir çatışmaya sonra karşıtlığa neden oldu. Batı’da kilisenin baskısından kurtulan bilim, oldukça büyük ilerleme kat etti. Bu ilerleme, kilisenin bilime engel olduğu düşüncesini teyit etmiş oldu. Bundan sonra Batı’daki bu tecrübenin aynısının İslâm-ilim ilişkisine taşınması yönünde bazı seküler yaklaşımlar ortaya çıkmaya başladı. Oysa bu kıyas hem referans hem de gerçeklik açısından doğru değildir. Zira Kur’an ile ilim arasında bir çatışmadan söz edilemeyeceği gibi tarihin herhangi bir döneminde –bazı tikel örnekleri istisna edersek- Ortaçağ Batı’sında olduğu şekliyle dinin ilmin gelişimine engel olduğu fikriyatı, gerilimi veya çatışması Müslüman kamuoyunda hakim bir dünya görüşü olmamıştır. Müslüman dünyada son dönemlerde Batı aleminde gelişim kaydeden sosyal ve tabii ilimlerin İslâmi bir nitelik kazanmasına ve İslâmî bilginin inşa edilmesine yönelik çalışmalar artmaktadır. Öte taraftan Kur’an’ı anlama çabasında diğer beşerî ve kevnî disiplinlerden ne kadar çok istifade edilirse bazı ayetlerin anlaşılması da o kadar kolay hale gelecektir. Konunun çok geniş uzantıları olduğundan burada bazı ilimlere dair belirli ayetlere yer verilmekle iktifa edilecektir:
Kur’an insanın yaratılış serüveninden bahsetmektedir. Allah insanı çeşitli merhaleler halinde,[155] en güzel bir şekilde[156] kan pıhtısından yaratmış[157] ve ona şekil vermiştir.[158] Bu ayetlere fizyoloji, anatomi ve embriyoloji mütehassıslarının perspektifi ile de bakılmalıdır.
Kur’an, kâinattaki hâdiselerin Allah’ın ilmi ile gerçekleştiğinden bahsetmektedir. Buna göre, Allah dane ve çekirdeği çatlatmış,[159] karanlığı yarıp sabahı çıkarmış, geceyi dinlenme vakti yapmış, güneşi ve ayı vakitleri tayin için bir hesap ölçüsü kılmış,[160] karanın ve denizin zifiri karanlığında yolumuzu bulalım diye yıldızları var etmiş,[161] gökten yağmur yağdırıp o yağmurla bitkileri tomurcuklandırmış, hurma tomurcuklarından salkımları, zeytin, nar ve bağ-bahçeleri yaratmıştır.[162] Bu ayetleri konularına göre botanik, coğrafya ve kozmolojinin verileri ile de okumak farklı bakış açılarının ortaya çıkmasına kapı aralayacaktır.
Kur’an’da madenler, bitkiler, hayvanlar ve ziraatla alakalı ayetler bulunmaktadır. Alanın uzmanları tarafından bu ayetler tetkik edilmelidir. Bunlardan bazıları şöyledir:
“O gün gökyüzü, erimiş maden gibi olur.”[163]; “Sizin için yeryüzünü döşeyen, yollar açan, gökten su indiren O’dur. Biz o su ile türlü türlü, çift çift bitkiler yetiştirdik.”[164]; “Orada meyveler, salkımlı hurma ağaçları, kabuklu taneler, güzel kokulu otlar vardır.”[165]; “Hayvanlardan yük taşıyanları ve tüyünden sergi yapılanları da (yaratan O’dur).”[166]; “O, (senin yanından) ayrılınca yeryüzünde bozgunculuk yapmaya, ekin ve nesli yok etmeye çalışır. Allah ise bozgunculuğu sevmez.”[167]
Kur’an ile psikoloji arasında da ciddi bir irtibat bulunmaktadır.[168] Kur’an, çeşitli inanç gruplarının halet-i ruhiyelerinden, insanların zor ve kolay zamanlarındaki reflekslerinden, davranış biçimlerinden, bu davranışları tetikleyen saiklerden kimi zaman doğrudan kimi zaman da dolaylı olarak bahsetmiştir:
“İnsana bir zarar geldiği zaman, yan yatarak, oturarak veya ayakta durarak (o zararın giderilmesi için) bize dua eder; fakat biz ondan sıkıntısını kaldırınca, sanki kendisine dokunan bir sıkıntıdan ötürü bize dua etmemiş gibi geçip gider. İşte böylece haddi aşanlara yapmakta oldukları şeyler güzel gösterildi.”[169]; “İnsan aceleci olarak yaratılmıştır.”[170]; “İnsan ise Rabbi onu deneyip de kendisine ikramda bulunduğunda, ona bol bol nimetler verdiğinde, ‘Rabbim bana ikram etti’ der. Onu imtihan edip rızkını daralttığında ise ‘Rabbim beni önemsemedi’ der.”
Kur’an koruyucu hekimlik, beden ve elbise temizliği, temiz gıda ve dengeli beslenme gibi insan sağlığına ilişkin bazı hususlardan da bahsetmektedir:
“Ey iman edenler! Eğer siz ancak Allah’a kulluk ediyorsanız, size verdiğimiz rızıkların iyi ve temizlerinden yiyin ve Allah’a şükredin.”[171]; “Yiyin için fakat israf etmeyin.”[172]; “Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın.”[173]
Ayetlerin dinî ilimlere işaret etmesi: Yukarıda ifade ettiğimiz gibi dinî ilimler ifadesi insana, topluma, canlılara, kâinata dair bütün müsbet ilimleri içine alan şemsiye bir kavramdır. Ancak bir vakıa olarak dinî ilimler ifadesi çoğunlukla tefsir, hadis, fıkıh, kelam, tasavvuf, Arap dili vb. branşlara tahsis edilmiştir. Murad-ı ilâhînin ne olduğuna yönelik İslâmi disiplinlerin nitelikli bir şekilde ta’lim ve tedris edilmesi de oldukça önemlidir. Dinî ilimler üzerine mesainin teksif edilmesine işaret eden ayetlerden biri şöyledir:
“Müminlerin hepsinin toptan sefere çıkmaları doğru değildir. Onların her kesiminden bir grup dinde (dinî ilimlerde) geniş bilgi elde etmek ve kavimleri (savaştan) döndüklerinde onları ikaz etmek için geride kalmalıdır. Umulur ki sakınırlar.”[174]