Amine Wadud “Kur’an ve Kadın”

04 December 2025 34 dk okuma 8 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 5 / 8

Geleneksel tefsirlerin kendisini en çok ilgilendiren yönünün, hepsinin erkekler tarafından yazılmış olmasıdır. Ona göre bu, tefsirlerde erkeklere ve onların deneyimlerinde yer verildiği, kadınlara ve onların deneyimlerine ya yer verilmediği ya da erkeklerin kadın hakkındaki görüşleri, bakış açıları, arzuları ve ihtiyaçları tarafından yorumlanmış şekliyle yer verildiği anlamına gelir. Ona göre, son tahlilde şu an Kur’an ve onun tefsirini inceleyip tartıştığımız temel paradigmalar, kadınların katılımı ve ilk elden temsilleri gerçekleşmeksizin ortaya çıkmış ve bu hatalı bir biçimde Kur’an’da kadın seslerinin olmadığı şeklinde yorumlanmıştır.

Kadın konusu ile ilgili ikinci kategori ele alınan Kur’an tefsirleri olan Tepkisel tefsirlerdir. Büyük ölçüde çağdaş düşünürlerin, kadının gerek birey ve gerekse toplumun üyesi olarak, Kitab’a nisbet edilen aşırı elverişsiz konumuna karşı çıkışlarından oluşmaktadır. Bu kategoride Kur’an mesajına tamamen karşı çıkan birçok kadın ve/veya kimseler vardır. Bunlar Müslüman toplumlardaki kadının aşağı statüde bulunmasını, “karşı çıkışları”na haklı sebep olarak kullanırlar. Bunun yanlış olduğunu şu cümlelerle ifade eder.  “Bu karşı çıkışlarda da yorum ve metnin arasında bir ayırım yapılmamıştır.”[12]

Kadın meselesi dahil birçok sosyal, ahlakî, ekonomik ve siyasi meseleyle ilgili olarak, tüm Kur’an’ın tefsirinin yeniden gözden geçirilmesi şeklinde metodu benimseyen yorumlar ise “Bütüncül” kategoriyi oluşturmaktadır. Bu kategorinin nispeten yeni olduğunu ifade eden Wadud, Kur’an’ın bütününün ve onun ana ilkeleri ışığında kadın meselesinin ele alındığı belli bir çalışmanın olmadığının altını çizer ve kendi çalışmasının amacını şu şekilde özetler: “Ben Kur’an’ın kadın deneyimi içinden ve erkeklerin yaptığı tefsirlerin çoğunun iskeletini oluşturan kalıp yargılar olmaksızın bir ‘okumasını’ yapmayı amaçlıyorum son tahlilde bu okuma bu konuda varolan birtakım yargılarla çatışacaktır. Fakat metnin yorumlarını değil, kendisini tahlil ettiğim için bu meseleyi ele alışım, bu konuda varolan çalışmaların pek çoğundan farklı olacaktır.”[13]

2.2. Wadud’un Metodolojisi

Wadud yukarıda ifade ettiği yöntemlere dair eleştirilerini kısa bir biçimde verdikten sonra metni anlama konusunda kendi metodolojisini açıklamaya çalışır. Hermenötik metodu esas aldığını ifade ettikten sonra bu metodun üç aşamasının olduğunun altını çizer:

  1. Metnin yazıldığı (Kur’an söz konusu olduğunda nazil olduğu) şartlar ve çevre,
  2. Metnin gramatik kompozisyonu (söylediği şeyi nasıl söylüyor)
  3. Metnin bütünü, onun dünya görüşü. O, çoğunlukla görüş ayrılıklarının sebebini bu üç ayrı yönden herhangi birine verilen ağırlığa bağlar.

Bu metottan yola çıkan Wadud, özellikle Kur’an’da evrensel hidayeti konu edinen ve bunu gerçekleştirmek için kullanılan sözler konusunda, geleneksel basma kalıp tefsirlerin bazısına karşı çıktığını, bugüne kadar cinsiyete dayalı olarak algılanan bazı meselelerin cinsiyetsiz terimlerle ortaya koyacağını, bugüne kadar evrensel kabul edilen bazı meselelerin de sınırlılıklarını ve 7. yy da Arabistan’ına özgü ifadelere dayandıkları için özel olduklarını göstereceğini ifade eder. Bunu yaparken de nüzul sebepleri ve vahyin indirildiği dönemin genel özellikleriyle ilgili bazı tarihi bilgiler de ele alınacağına dikkat çeker.

Fazlur Rahman’ın öğrencisi olması ve ondan ders almış olması onun metodunu kullanmasını beraberinde getirmiştir. Çünkü kendi metodunu açıklarken de hocasına atıfta bulunarak “Bu şekilde Fazlur Rahman’ın ortaya koyduğu Kur’an tefsiri metodunu kullanacağım. Fazlur Rahman, tarihin belli bir döneminde ve belirli genel ve özel çevresel şartlar dahilinde nazil olan Kur’an ayetlerinin, bu şartları dikkate alan ibarelerle ifade edildiğini savunur.”

Fakat, mesajın tarihi olarak ne o zaman ile ne de o şartlarla sınırlı olmadığı bilinen bir gerçekliktir. Bir okuyucu, Kur’an’daki ibarelerin gerçek manalarını tespit edebilmek için onların nazil olduğu dönemde neler ifade ettiğini anlamak zorunda olduğunu ifade eden Wadud, bu anlamın, belirli bir ayetteki ilke ve kuralların gerçek maksadını ortaya koyacağını söyler.

Ona göre, başka şartlar altında yaşayan mü’minler ise pratik uygulamalarını, başlangıçtaki maksadın yeni çevre ve şartlarda ortaya çıkış ve kendini gösteriş şekline göre yapmalıdır. Çağımızda Kur’an’ın ruhu ile kastedilen işte budur. Fakat bu ruhu kavrayabilmek için anlaşılır ve düzenli hermenötik modelin gerektiğinin altını çizer.[14]

3. Kur’an ve Kadın

Metodolojisini bu şekilde açıklayan Wadud’un, Kur’an ayetlerine yaklaşım biçimini ve değerlendirmelerine dair birkaç örnek vermek mümkündür.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar