İmam Hasan Hilafet Dönemi ve Barışa Götüren Süreç

04 December 2025 47 dk okuma 10 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 2 / 10

Saptırılmışlardan ve muhterislerden oluşan bu askerî güç Muaviye’ye sağlanınca, onları Irak’a doğru hareket ettirdi ve ordunun komutasını kendi üzerine aldı. Başkentte yerine vekil olarak, Dahhak b. Kays el-Fehrî’yi bıraktı. Kendisi ile birlikte sefere çıkan ordunun mevcudu, altmış bin kişi idi. Bundan daha fazla olduğunu söyleyenler de vardır. Asker sayısı ne olursa olsun, ordusu; sözüne uymaya hazır, emirlerine amade ve arzularını gerçekleştirmeye teşne bir güçtü…

Muaviye, tozu dumana katan ordusunun başında çölü geçti. Menbic köprüsüne[8] varınca, orada mola verdi ve işini sağlamlaştırmaya koyuldu…[9]

Öte yanda İmam Hasan (a.s) Muaviye’nin Irak üstüne yürüdüğünü haber aldıktan sonra Kûfe’yi cihat için ve Muaviye’ye savaş amaçlı sefere çıkmak için harekete geçirmeye başladı.

Hücr b. Adi’yi valilerine ve halka göndererek sefere çıkmaya hazırlanmalarını emretti. Yüksek sesli biri halkı cemaatle namaz kılmaya çağırdı. Bu ilânı işiten insanlar koşuşmaya ve toplanmaya başladılar. İmam Hasan (a.s), duyuruyu yapan kişiye: “İnsanların toplanmasından hoşnut olduğun zaman bana haber ver.” dedi. Az sonraSaid b. Kays elHemdanî İmam’ın yanına gelerek: “Cemaatin karşısına çık.” dedi. İmam (a.s) da evinden ayrılarak minbere çıktı. Allah’a hamdüsenadan sonra şöyle dedi:

…İmdi, yüce Allah, cihadı kullarına farz kıldı ve onu, “istenmeyen bir iş” olarak adlandırdı. Sonra cihada çıkan müminlere: “Sabredin, hiç şüphesiz Allah sabredenler ile beraberdir.” dedi.[10]

Ey insanlar! Hoşunuza gitmeyen durumlara karşı sabretmedikçe, isteklerinizi elde edemezsin. Aldığım habere göre Muaviye, üzerine yürümeye karar verdiğimiz yolunda bir haber almış ve bunun için harekete geçmiştir. Allah’ın rahmeti üzerinize olsun, Nuhayle’deki karargâhınıza çıkın…

İmam’ın bu çağrısına cemaat suskunlukla cevap verdi, hiç kimseden ses çıkmadı.[11]

Kalleşliğe Karşı Yadırgama

Böylece Kûfe halkı, komutanlarına ve imamlarına karşı kalleşçe bir tutum takındı. Çünkü İmam Hasan’ın (a.s) Nuhayle’deki karargâha çıkmaları yolundaki çağrısına suskun kalmakla karşılık verdiler. Gözleri dönmüş, kalplerine korku sinmişti.

Adiy b. Hatem et-Taî bu durumu görünce, ayağa kalktı ve şöyle dedi:

Ben Hatem’in oğluyum. Subhanellah, hayret doğrusu! Ne çirkin bir durum bu! İmamınıza ve Peygamberinizin kızının oğlunun çağrısına cevap vermiyor musunuz? Dilleri rahat zamanlarda pabuç gibi (keskin kılıç gibi), fakat iş ciddiye binince tilkiler gibi oradan oraya kaçan (hile yapıp yan çizen) Mısır hatipleri nerede?! Allah’ın gazabından korkmuyor musunuz?! Bu davranışınızın ayıbını ve utancını hiç düşünmüyor musunuz?

Arkasından yüzünü İmam Hasan’a (a.s) çevirerek şöyle dedi:

Allah seni doğru istikametlere yöneltsin. Seni istenmeyen durumlardan uzak tutsun. Seni girişi ve çıkışı övülen sonuçlara muvaffak etsin. Konuşmanı duyduk, emrine kilitlendik, seni işittik ve söylediklerinle görüşlerinde sana itaat ettik. Şimdi bu yüzüm karargâhıma dönüktür, oraya gidiyorum. Kim bana katılmak isterse, peşimden gelsin.

Adiy bu sözleri söyledikten sonra yerinden kalkıp hareket etti ve mescitten çıktı. Binek hayvanı kapıda idi; sırtına atladı ve Nuhayle’ye doğru ilerledi. Kölesine, kendisine lâzım olacak şeyleri arkadan getirmesini emretti. Adiy b. Hatem, halkın içinden çıkan ilk asker olmuştu.[12]

Bu arada Kays b. Sa’d b. Ubade el-Ensarî, Ma’kıl b. Kays er-Riyahî ve Ziyad b. Sa’saa et-Teymî ayağa kalkarak halkı kınadılar, azarladılar, ardından savaşa teşvik ettiler ve İmam Hasan’a (a.s) da tıpkı Adiy b. Hatem gibi olumlu cevap ve kabul etme içerikli sözler söylediler. İmam da onlara şu karşılığı verdi:

Allah’ın rahmeti üzerinize olsun, doğru konuştunuz. Öteden beri sizin iyi niyetli, vefakâr, kabul edici, gerçek sevgi besleyen kişiler olduğunuzu biliyorum. Allah sizi hayırla ödüllendirsin![13]

Arkasından İmam (a.s) minberden indi. İnsanlar mescitten çıkıp askerî hazırlıklara giriştiler. Coşkulu bir şekilde sefere çıkmaya başladılar. İmam Hasan (a.s) da karargâha çıktı. Kûfe’de yerine Muğiyre b. Nevfel b. Haris b. Abdulmuttalib’i vekil bıraktı. Ona, insanları özendirip onları kendisine yönlendirmesini emretti. O da, insanları özendirip sefere çıkarmaya girişti. Sonunda asker meselesi yoluna girdi. Böylece İmam (a.s), kalabalık ve iyi donanımlı bir ordu ile yürüyüşe geçerek Nuhayle’ye ulaştı.

Sefer böyle başladı. Fakat hareketin itici faktörü; işten kaytarmaca tutumun tabii bir dayatması olarak yüksünme, ağırdan alma ve zorlanma ile birlikte bir gönüllülük değildi. Eğer hayırlı seçkinler ve az sayıdaki mümin bir kesim olmasaydı, durumun dengesi tersine döner, zaaf faktörleri daha işin başında üstün gelirdi.

Fakat söz konusu sağlam, imanları doğrultusunda hareket eden, önderin hikmetli kişiliğine ciddiyetle inanan, ona bağlılığın ve halifeliğe en lâyık kişi olduğunun bilincinde olan kimselerin varlığı, ordunun dayanışmasını ve itaatkârlığını sağlayan, askerlerde coşku ve heyecan uyandıran sebeplerin en güçlüsü olmuştu.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar