8- Muaviye, yıllık olarak İmam Hasan’a (a.s) elli bin dirhem ödeyecekti. (İbn Şehr Aşub, 1379, c.4: 33)
Barış anlaşmasının maddelerini aktaran kaynakların seyrinden anlaşıldığı üzere ilk altı asrın kaynaklarında mali taahhütler içeren toplamda sekiz bağımsız madde bildirilmiştir. Elbette Makdisi’nin haberi, diğer haberlerin toplamıdır ve onlarla çelişmemektedir. Çünkü o yalnızca mali taahhütleri bildirmiş[19] ve onun ayrıntılarına değinmemiştir. Diğer taahhütlerle ilgili olarak şu hususa değinmek gerekir: Zikredilen maddelerden iki madde ilk altı asrın kaynaklarında tekrar edilmiştir; yani Kufe’nin beytülmali ile Fesa ve Darabecerd vergileri.
Bu haberde gizli olan hususlar şunlardır: Ebu Ali Miskeveyh Razi hariç olmak üzere yukarıdaki haberleri kaynaklarında aktaran tüm tarihçiler,[20] Sünni mezhebine mensuptur. Miskeveyh’in haberi de bir Şii haberi olarak kabul edilebilir değildir. Ya onun Şiiliğinin tartışmalı olmasından dolayı veya Miskeveyh’in Şiiliği farz edilse bile – ki yazar da böyle düşünüyor – [21] Miskeveyh’in Tecaribu’l Umem’deki haberlerini senedini zikretmeksizin Taberi’den aldığı[22] ve Taberi’nin de Sünni olduğu düşünüldüğünde onun haberinin bir Şii haberi olduğu söylenemez.
Söz konusu barışın mali taahhütleri ile ilgili diğer haberler, mütekaddim kaynakların[23] yalnızca birinden aktarılmıştır ve o da şunlardır: Ahvaz’ın vergileri, İmam Hasan’a (a.s) bir milyon dirhem ödenmesi, Benî Haşim’in Benî Abdu’ş Şems’ten önde tutulması- ki yalnızca üçüncü asırdaki Ebu Hanife Dineveri’nin Ahbaru’t Tival’inde senedi belirtilmeksizin aktarılmıştır. Onun dışında diğer eski kaynaklar, onunla çelişmemiştir.- aynı şekilde İmam Hasan’a (a.s) yıllık elli bin dirhem ödenmesini de İbn Şehr Aşub, altıncı asrın sonlarında olaydan yaklaşık beş yüz yıl sonra senet zinciri zikretmeksizin nakletmiştir.
Açıktır ki böylesi bir vahit haber çok da esas alınabilecek bir haber değildir. Nihayet mali mali maddelerle ilgili haberlerin son maddesi, Cemel ve Sıffin savaşlarında şehit olanların ailelerine Darabecerd vergilerinin verilmesidir ve bu madde de yalnızca dördüncü asırda Şeyh Saduk’un haberinde yer almıştır. Bu haberdeki dikkate değer nokta şudur: Bu haber, İbn Saad, İbn Asakir ve Taberi tarafından nakledilen Muaviye’nin yıllık olarak Fesa ve Darabecerd vergilerini vermeyi taahhüt etmesine dair haberi ile aynı köke sahip olabilir. Ama bu iki haber[24] anlamlı benzerliklere ve farklılıklara da sahiptir. Bu da şudur: Bu iki haberde yararlanacak olan taraf farklıdır. Sünni kaynakların haberine göre Darabecerd vergileri İmam Hasan’a (a.s) verilecektir. Fakat Şii olan Şeyh Saduk’un haberine göre bundan yararlanacak olanlar, Cemel ve Sıffin şehitlerinin aileleridir; Darabecerd vergisi İmam Hasan’a (a.s) değil onlara ait olacaktır. Bu iki haberin onaylanması veya yalanlanmasındaki farklılık, İmam Hasan’ın (a.s) şahsiyetinin tahlili veya amacı konusunda faydalı ve etkili olacaktır.
Tarihin seyri incelendiğinde mali maddeleri haber veren kaynaklar, zamanın geçmesiyle bu haberlere arız olan anlamlı değişim geçirmemiştir; çünkü daima mali maddeler, -daha önce açıklandığı üzere- muhtelif asırlarda kaynaklarda yansıtılmıştır ve onların naklindeki yoruma açık iniş çıkışlar dikkate alınmamıştır.
C) Muaviye’den Sonra Hükümetin Yapacaklarının Belirlenmesi
Barışın maddeleriyle ilgili nakledilen haberlerdeki hususlardan biri de Muaviye’nin veliahdı meselesidir. Tüm kaynakların ittifakla belirttiği üzere Muaviye, kendisinden sonra hiç kimseyi veliaht olarak göstermemeyi taahhüt etmiştir. Ancak bu maddenin ikinci kısmında ihtilaf vardır. Bazıları diyorlar ki İmam Hasan (a.s) Muaviye’ye kendisinden sonra hükümet işini Müslümanların şurasına bırakmasını şart koşmuştur. (İbn Şehr Aşub, 1379, c.4 :34; İbn A’sem, 1411, c. 4: 291; Belazuri, 1417, c. 3: 42; Makdisi, tarihsiz, c.5: 236) Bazılarına göre ise İmam Hasan (a.s) hükümeti Muaviye’ye, Muaviye’den sonra hükümetin tekrar İmam Hasan’a ait olması şartıyla bırakmıştır. (Belazuri, 1417, c. 3: 42; İbn Abdulber, 1412, c.1: 385; İbn Asakir, 1415, c: 13: 261; İbn Kuteybe, 1410; c.1: 184) Bu iki çelişik maddede dikkat çeken nokta şudur: İmam Hasan’ın (a.s) veliaht olma şartına dair haber, yalnızca Ehlisünnet kaynaklarında yer almaktadır. Ancak Muaviye’den sonra hükümetin şûraya bırakılmasına dair haber ise hem Şii hem de Sünni tarihçiler tarafından ifade edilmiştir. Fakat tıpkı mali taahhütlerle ilgili maddelerde olduğu gibi, haberlerde zamanın geçmesinden etkilenen anlamlı bir değişim göze çarpmamaktadır. Çünkü her iki haber üçüncü asrın 70’li yıllarında kaynaklarda yer almıştır; diğer asırlarda altıncı asra kadar kaynaklarda aynı şekilde dikkati çekmemiştir.