6. Yüzyıla Kadar Şii ve Ehlisünnet’in Kaynaklarda İmam Hasan’ın Barışının Maddelerine İlişkin Karşılaştırmalı İncelenmesi

04 December 2025 39 dk okuma 10 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 8 / 10

Görüldüğü gibi Sünni tarihçilerin haberlerindeki barış anlaşması maddeleri incelendiğinde maddeler konusundaki ihtilaf ve karmaşanın azaldığı görülse de yine de ihtilaflar ve çelişkiler bulunmaktadır. Birinci maddeden onuncu maddeye kadar birden fazla kaynak tarafından aktarılmıştır. Onuncu maddeden on altıncı maddeye kadar ise her biri sadece bir kaynak tarafından rivayet edilmiştir. Normalde her iki mezhebin barış anlaşmasının maddelerine dair bahsi, aynı şekilde sadece Şii kaynaklardaki bahis vakanın gösterilmesindeki zayıflık ve haberlerin güvenilir olmaması yönüyle yalnızca bir kaynakta yer almıştır ve ilk altı asırdaki diğer tarihçiler bunları dikkate almamıştır. Vahit haberleri çıkararak bu karmaşa ve ihtilafları azaltabiliyoruz. Sonuç itibariyle diyebiliriz ki ilk altı asırdaki Sünni tarihçilerin kaynakları açısından barış anlaşmasının maddeleri şu şekildedir:

1- Şiiler, Kufeliler veya tüm halk güvende olacak. Muaviye, Şamlılarla savaşa katılanlara yönelik bir takibatta bulunma hakkına sahip olmayacak. (Belazuri, 1417, c.3, 42; Gerdizi, 1363, 234; Makdisi, tarihsiz, c. 5: 236; İbn Abdulber, 1412, c1.: 385; Ebu Hanife Dineveri, 1368, 218)

2- Yönetimin Muaviye’den sonra İmam Hasan’da (a.s) olması (Makdisi, tarihsiz, c. 5: 236; İbn Abdulber, 1412, İbn Asakir, 1415, c. 13: 261; İbn Kuteybe Dineveri, 1410, c.1; 174) 

3- Muaviye, İmam Hasan’ın (a.s) işiteceği şekilde İmam Ali’ye (a.s) sövmeyecek. (İbn Saad, 1410, Hamise 1. 322; Taberi, 1387, c.5: 159; İbn Asakir, 1415, c. 13: 262)

4- Kufe’nin beytülmali, İmam Hasan’a (a.s) ait olacak. (İbn Saad, 1410, Hamise 1. 322; Taberi, 1387, c.5: 159; İbn Asakir, 1415, c. 13: 262)

5- Fesa ve Darabecerd vergileri yıllık olarak İmam Hasan’a verilecek. (İbn Saad, 1410, Hamise 1. 322; Taberi, 1387, c.5: 159; İbn Asakir, 1415, c. 13: 262)

6- Muaviye yönetimde Allah’ın kitabına, Peygamber’in sünnetine ve sâlih halifelerin uygulamalarına göre hareket edecek. (Belazuri, 1417, c.3, 42; Makdisi, tarihsiz, c. 5: 236.)

7- Muaviye’den sonra hükümet işi şuraya bırakılacak. (Belazuri, 1417, c.3, 42; Makdisi, tarihsiz, c. 5: 236.)

8- Halka adaletle muamele edilecek. (Gerdizi, 1363, 234; İbn Saad, 1410, Hamise 1. 322.)

9- Muaviye, halkın ‘fey’ini halka verecek. (Gerdizi, 1363, 234; İbn Saad, 1410, Hamise 1. 322.)

Yukarıdaki düzene göre birinci madde beş kaynakta, ikinci madde dört kaynakta, yer almıştır. 3, 4 ve 5. maddedeki taahhütler, söz konusu kaynakların üçünde yer almıştır. Ancak altıncı maddeden dokuzuncu maddeye kadar olan taahhütler, iki kaynakta ifade edilmiştir. Onların fazla aktarılması bir yana, tek bir kaynaktan gelen haberler kaldırıldıktan sonra ve aynı şekilde Şii tarihçilerin haberleri ve ravilerin güvenilirlikleri incelenmeden önce sonuç itibariyle yukarıdaki maddelerden iki madde arasında çelişki mevcuttur. Yani Muaviye’den sonraki yöneticinin yapacakları ve seçim durumu ile ilgili maddeler. Beş kaynakta zikredilen birinci maddede yönetimin Muaviye’den sonra İmam Hasan’a (a.s) ait olacağı ve iki kaynakta belirtilen yedinci maddede ise yönetici seçiminin Müslümanların şurasına bırakılacağı ifade ediliyor. Bu bölümde de görüldüğü üzere sadece Sünni tarihçilerin haberlerini ele aldığımızda da her iki mezhebe mensup kaynaklarda yer alan barışın maddelerine ilişkin haberlerdeki çelişkiler çok açık bir şekilde azalmaktadır.

Sonuç

Yukarıda anlatılanlar sonrasında görülmektedir ki barışa ilişkin haberleri belirli bir mezhebin ravileri açısından ele aldığımızda haberlere hâkim olan ihtilaflar veya karışıklıklar, ya tamamen ortadan kalkmakta (Şii kaynaklarında) veya Ciddi bir şekilde azalmaktadır (Sünni kaynaklarda). İki mezhebin haberlerindeki ihtilafların varlığı ve her bir mezhebin haberleri kendi başına ele alındığında bunların ortadan kalkması, şunu ortaya koyuyor:

İmam Hasan Mücteba’nın (a.s) Muaviye’yle yaptığı barışla ilgili haberler, tarihçilerin ve ravilerin mezhebi eğilimlerinden ciddi bir şekilde etkilenmiştir. Bu meselenin ispatı son derece açıktır ve istidlalde bulunmayı da gerektirmemektedir. Ayrıca haberlerin tarihin seyri incelendiğinde şu ortaya çıkıyor ki zamanın geçmesiyle haberler anlamlı bir değişime uğramamıştır ve haberlere hâkim olan asli çelişkiler tarihçilerin mezhebi eğilimlerinden etkilenmiştir. Şii ve Sünni tarihçilerin barış meselesine bakışlarındaki farklılıkla ilgili olarak şunu söylemek gerekir: Şii tarihçilerin haberlerine göre İmam Hasan’ın (a.s) barış yapma konusundaki amacı kendisinin ve Şiilerinin hayatını korumak, İmam Ali’nin adını, itibarını ve onurunu muhafaza etmek ve adaletin uygulanmasını sağlamaktır.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar