6. Yüzyıla Kadar Şii ve Ehlisünnet’in Kaynaklarda İmam Hasan’ın Barışının Maddelerine İlişkin Karşılaştırmalı İncelenmesi

04 December 2025 39 dk okuma 10 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 9 / 10

Sünni tarihçilere göre ise İmam Hasan’ın (a.s) barış yapmadaki amacı, halkın genelinin hayatını korumak, Muaviye’den sonra yönetimi ele geçirmek, İmam Ali’nin adını, izzetini ve onurunu muhafaza etmek ve dünya malı kazanmaktır. Bu iki bakış açısındaki ortak olan hususlar; İmam Ali’nin (a.s) adını, izzetini, itibarını muhafaza etmek ve Şiilerin hayatını korumak; farklı olan hususlar ise maddi menfaat kazanmak ve Muaviye’den sonra yönetimi ele geçirmektir.

Kaynaklar

Ağa Bozorg, Muhammed Hasan, (1304) ez-Zeria ila Tesanifu’ş Şia.

Belazuri, Ahmed bin Yahya bin Cabir, (1417) Ensabu’l Eşraf.

Dineveri, Ebu Hanife Muhammed bin Davud (1368) Ahbaru’t Tival.

Ebu’l Ferec İsfahani, Ali bin Hüseyin, Mekatilu’t Talibin.

El Hamavi, Yakut bin Abdullah (1414) Mucemu’l Udeba İrşadu’l Erib ilâ Mârifeti’l Edib.

Emin Amili, Muhsin, (1418) Ayanu’ş Şia.

Hoi, Ebu’l Kasım (1983) Mucemu’r- Ricalu’l Hadis ve Tafsilu’t- Tabakatu’r- Rave.

İbn Abdulber Ebu Ömer, Yusuf bin Abdullah, (1412) el-İstiab fi Marifetu’l Ashab.

İbn Asakir, Ali bin Hasan, (1415)  Tarih-i Medine-yi Dımeşk.

İbn Babeveyh, (Şeyh Saduk) Muhammed bin Ali, (1375) İlelu’ş Şerai.

İbn Kuteybe, Dineveri Ebu Muhammed Abdullah bin Müslim, (1410) el-İmame ve’s- Siyase el-Maruf bi’t- Tarihu’l Hulefa.

İbn Saad el-Haşimi el-Basri, Muhammed bin Saad, (1410)  Tabakatu’l Kübra

İbn Şehr Aşub Mazenderani, Muhammed bin Ali, (1379) Menakıbı Al-i Ebu Talib (a.s).


[1] İslami ilimlerle ilgili araştırma yapanlar şunu bilirler: Fıkıh, fıkıh usulü, rical veya kelam gibi İslami ilimlerin çeşitli alanlarında farklı mezhepler arasında mukayeseli incelemeler yapmak, asırlardır iniş çıkışlı da olsa devam etmiştir. Örneğin tatbiki fıkıh konusunda (fıkh-ı mukarin veya el-hilaf) Şeyh Müfid’in “el-İ’lam”, Seyyid Murtaza’nın “el-İntisar” ve “en-Nasıriye”, Şeyh Tusi’nin “el-Hilaf”, Beyhaki Hanefi’nin “el-Hilafiyat”, Tahavi’nin “İhtilafu’l Fukaha”, Taberi’nin “İhtilafu’l Fukaha” gibi eserleri, ayrıca çağdaş dönem eserlerinden Muhammed Cevad Muğniye’nin “el-Fıkhu alel Mezahibu’l Hamse” adlı eseri zikredilebilir. Fıkıh usulündeki mukayeseli araştırmalar, fıkıhtaki mukayeseli araştırmalar kadar değilse de bu alanda da özellikle çağımızda değerli eserler ortaya konmuştur. Onlardan bazılarına şöyle işaret etmek mümkündür: “el-Mehzebu fi’l İlm-i Usuli’l Fıkıh el-Mukarin” Abdulkerim Nemle, “el-Usulu’l Amme li’l Fıkhu’l Mukarin” Muhammed Taki Tabatabai Hekim, “Movsuatu Usulu’l Fıkhu’l Mukarin” bu eser Mezhepleri Yakınlaştırma Kurumu tarafından yayımlandı. Bu konuda yine ayrıca birçok eser adı zikredilebilir. Tefsir alanında da son asırlarda özellikle de İslami mezhepler arsında üzerinde ihtilaf edilen ayetlerin tefsiriyle ilgili olarak tatbiki çalışmalar ve araştırmalar yapılmıştır. Bu cümleden olmak üzere “Tefsir-i Tatbiki” Fethullah Neccarzadegan, “Berresi-yi Tatbiki-yi Ayat-ı Hudud” Ali Rıza Cemşidi ve Seyyid Cafer Hüseyni, “Tefsir-i Tatbiki-yi Ayatu’l Ahkam” Muhammed Fakir Meybedi’yi saymak mümkündür. Elbette şunu da belirtmek gerekir ki tatbiki (mukayeseli) çalışmalar, İslami mezheplerin her biri; fıkıh, fıkıh usulü, tefsir, rical, hadis, kelam gibi alanlarda kendine özgü kitaplara sahiptirler. Ayrıca bu kitaplarda ortak ve farklı noktalar ve bunların temel sebepleri ele alınmıştır. Fakat İslam tarihi ve tarih yazıcılığı alanına baktığımızda şunu görüyoruz: tarih alanında kaynaklar, tarihçilerin veya haberleri rivayet edenlerin mezheplerine göre sınıflandırılmamıştır. İslam tarihin belirli dönemlerinin belirli mezheplere mensup ravilerin bakış açısıyla incelenmesi yapılmamıştır. Bu eser, Şii ve Sünni raviler açısından İmam Hasan’ın (a.s) barışına dair haberlerin geniş çaplı bir incelemesinden alınmıştır. Bu çalışmayla belirli bir konuda ve belirli bir mesele ekseninde tarih bilimi alanında mezhepler arasında tatbiki çalışma ve araştırmaların yapılmasının zaruretini ispat etmeye çalışmaktadır. Araştırmacılara da bu konuda şimdiye kadar gaflet gösterildiği hatırlatılmaktadır.            

[2] Yazar bu makalede, Müminlerin Emiri Ali bin Ebu Talib’in (a.s) vesayetine ve imametine inanan herkesi İslami yazılı kaynaklardaki Şia ıstılahının kapsamı içerisinde görmektedir. Hatta onların vesayetin ispatı konusundaki yöntemler (açın nasla veya gizli nasla), halifelerin hilafetinin meşruiyetini kabul edip etmeme ve İmam Ali’nin (a.s) çocuklarının vesayeti ve imameti konusunda geniş çaplı ihtilaflar olmakla birlikte, bu tarif metni içerisinde Şia terimiyle ifade edilmiştir. Doğal olarak Sünni terimi de bu makalede yukarıdaki Şia tarifine uymayan Müslümanları ifade etmektedir. Tarihçilerin mezheplerinin beyanı konusunda da yalnızca Şiilikleri veya Sünnilikleri konusunda ihtilaf olanlarınki açıklanacaktır. Dolayısıyla hangi mezhebe mensup oldukları konusunda ihtilaf bulunmayan tarihçilerle ilgili olarak ise herhangi bir şey söylenmeyecektir.   

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar