İmam Hasan’ın Barıştan Sonraki Siyasî Tutumu

04 December 2025 51 dk okuma 12 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 5 / 12

Toplumsal karşılaşmalarda Muaviye’nin ve hükümet mekanizmasının tüm çabası, Hasan b. Ali (a.s) ile ilişkisinin iyi olduğunun düşünülmesini sağlamak ve Ehl-i Beyt’in (a.s) nüfuzundan kendi faydasına istifade etmekti. Haşimoğulları ile yakınlık ve akrabalık tesis edebilmek için bu yolda çok uğraştı. Hatta Medine valisi Mervan b. Hakem’i Abdullah b. Ca’fer’in kızı Zeyneb’i kendi oğlu Yezid’e alabilmek için gönderdi. Mervan’a dedi ki: “Bu akrabalıkta ısrar ettiğimize göre mehir konusunda herhangi bir kısıtlaman yok. Abdullah b. Ca’fer’in borçlarını ödeyeceğine de güvence ver. Mervan b. Hakem konuyu Abdullah b. Ca’fer’e açtı. Abdullah cevabında şöyle dedi: “Bu işte büyüğümüz Hasan b. Ali (a.s) ile istişare etmem lazım. Onun uygun gördüğü şekilde davranacağım.” Mervan bu amaçla bir meclis tertipledi ve Haşimoğulları ile Ümeyyeoğullarının büyüklerini davet etti. Hasan b. Ali’ye (a.s) ayırdığı yeri mecliste yükseğe koydu ve emin bir şekilde Muaviye’nin talebini gündeme getirdi: “Babası mehri istediği miktarda tayin edebilir. Aynı zamanda Abdullah’ın bütün borçlarını ödeyeceğiz. Böylece Haşimoğulları ile Ümeyyeoğulları arasında daimi bir barış kurulmuş olacaktır.” Sonra devam etti: “Bilin ki bu evlilikte Ümeyyeoğullarının nasibi olmaktan çok Haşimoğullarının nasibi olacak bir iftihar var.” Mervan’ın konuşması bu noktaya gelince İmam Mücteba (a.s) ayağa kalktı ve Muaviye b. Ebi Süfyan’ın kız istemedeki siyasî planını ifşa etti ve akamete uğrattı. Birkaç cümleyle Mervan b. Hakem’in aslı esası olmayan konularına cevap verdi:

“Zeyneb’in mehrini babasının ne kadar tayin ederse o kadar ödeyeceğinizi söyledin. Biz çocuklarımızı evlendirirken Allah Rasülü’nün (s.a.a) sünnetinin dışına çıkmayacağımızı hatırlatırım. Mehirdeki sünnet neyse ona bağlıyız. Kızlarımızın mehri olarak borçlarımızın ödenmesi daha önce görülmedik bir şey. Eğer Haşimoğulları ile Ümeyyeoğulları arasında düşmanlık varsa bu Allah içindir. Öyleyse dünya için barış ve uzlaşma yapmayacağız. Bu evlilikte Haşimoğullarının iftiharının Ümeyyeoğullarından fazla olduğunu söylediğin şeye gelince; eğer hilafet nübüvvete üstünse bu konuda iftihar bizim nasibimiz olur. Ama nübüvvet, hilafetten öncelikli ve daha şereflidir.”

 Böylelikle bu siyasî evlilik girişimi bozuldu ve Muaviye şeytanî emellerine ulaşamadı.[22]

4. İslam’ın Asil Kültürünü Yayma

İmam Mücteba’nın (a.s) en iyi şekilde yerine getirdiği ve ona büyük önem verdiği diğer temel işler arasında Emevî hâkimlerin, özellikle de Muaviye’nin kültürel saldırı ve tahrifatları karşısında İslam’ın asil kültürünü yaymak vardır. Zira Emevi hanedan, İslam’a ve Allah Rasülü’ne (s.a.a) en büyük düşmanlığı reva görmüştür. Muaviye Irak hükümetine ve Ehl-i Beyt-i ismet ve taharete (a.s) karşı kazandığı askerî zaferden sonra risalet kültürünü ve Şia’nın dosdoğru imamlarının imametini imha etmek üzere saldırılar başlattı.

Muaviye kendi hükümeti günlerinde kırk gün Cuma namazında Allah Rasülü’ne (s.a.a) selam ve salavatı kaldırdı. Ona neden böyle yaptığı sorulduğunda dedi ki: “Peygamber’in adını dile getirmiyorum ki onun Ehl-i Beyt’i gözümüzde büyümesin.” Faizli işlemleri caiz ilan etti. Nitekim Ebu Derda karşısına dikildi ve dedi ki: “Allah Rasülü’nün (s.a.a) insanları faizli işlemlerden men ettiğini işittim. İki cinsin ağırlığının birbirine denk olması dışında.” Muaviye aldırış etmedi ve uygulamayı sürdürdü. Ebu Derda, Muaviye’nin Allah’ın dinine karşı küstahlık etmesinden öfkelendi ve Dımeşk kadısıyken görevi bırakıp Medine’ye doğru yola çıktı. Şöyle dedi: “Muaviye ile işbirliği yapmanın benim için hiçbir mazereti kalmadı. Çünkü o, Allah Rasülü’nün (s.a.a) buyruğu karşısında kendi reyiyle amel ediyor.”[23]

Allah’ın hadlerini iptal etti. Zira faili tespit edilmiş hırsızlık için olaya katılan ve işbirlikçi dokuz kişi için had belirlenmesine karşın onlara aracı oldu ve haddin uygulanmasını engelledi. El-Bidaye ve’n-Nihaye yazarı şöyle yazar: “İslam’da icrası engellenen ilk had buydu.” Hac ahkamının da bazı hükümlerini değiştirdi. İhram sırasında koku sürmek gibi. Ramazan ve Kurban bayramlarının namazlarına ezan ve kamet ekledi. Bayram namazı hutbelerini namazdan önce okuma, altın tabakta yemek yeme, ipek giysi giyme, hutbelerden birini dinleme ve diğerinde dikilme vs. gibi bidatler icat etti.[24]

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar