Devamında muhterem eleştirmen İslâm felsefesi geleneğindeki “nefsü’l-emr” nazariyesine işaret etmiş ve onu bağımlı ve bağımsız –olmak üzere– iki nazariyeye ayırmıştır. Bağımsız görüşü şehit Sadr’a nispet etmiş ve bu görüşe (bağımsız görüş) göre Allâme’nin burhanının eksik olduğunu iddia etmiştir.[11] Sonrasında nefsü’l-emrin bağımlı nazariyesine yönelerek Allâme’yi bu nazariyenin en önemli taraftarlarından biri olarak tanıtmıştır. Aynı zamanda Allâme’nin varlık âleminde her nefsü’l-emrî önermeye (örneğin, “İlletin yokluğu, malûlün yokluğunun illetidir” önermesi gibi) karşılık gelen/uygun düşen başka bir doğru önermenin (örneğin, “İlletin varlığı, malûlün varlığının illetidir” gibi) olduğuna inandığını iddia etmiştir. Birinci önermenin mutabık olduğu şey, ikinci önermenin mutabık olduğu şeye göre [veya şey esasınca] var olmaktadır.[12] Eleştirmene göre Allâme Tabâtabâî’nin argümanı nefsü’l-emrin bağımlı nazariyesine göre tamdır ve burada söz konusu nazariyenin olumsuz heliyye-i basîtelerin doğrulanmasına uygun bir açıklama teşkil etmediği [gerçeği] dışında eleştirilecek bir husus bulunmamaktadır.[13] O bu minvalde şunları söylemiştir:
Bu bakış açısı da birtakım problemlerle karşı karşıyadır. Zira Allâme’nin “İlletin yokluğu, malûlün yokluğunun illetidir” gibi önermeler hakkındaki görüşünü/nazariyesini kabul etsek dahi, bu kabul diğer önermeler için işlevsiz olacaktır. Örneğin “Simurg mevcut değildir” önermesini dikkate alınız! Bu önermenin mutabık olduğu şey hangi mevcut gerçekliğe dayanmaktadır?[14]
Allâme’nin Burhanı Nazariyeler İçin Bir Ölçüdür (Referans Noktasıdır); Tersi Değil
Allâme’nin iddiası, argümanının öncüllerinin doğru evvelî önermelerden oluştuğu ve [kullandığı] “burhan” formunun da mantıken doğru olduğu yönündedir. Dolayısıyla bunun neticesi de mantıken doğru olacaktır. O halde bu iddianın doğru olduğunu ve gerçekte Allâme’nin argümanının hiçbir nazariyeye dayanmadığını ispatlamak gerekir.
Gerçekte Allâme’nin burhanı bir nazariyeyi temel almaz. Aksine burhanının (ve benzeri) doğruluğu zorunlu akla dayanıyor olması nedeniyle nazariyeleri ölçen bir mihenk taşı niteliğinde olabilir. Eğer bir nazariye bu gibi burhanlara ters düşüyorsa, söz konusu burhanlar değil, nazariyeler tereddüt konusu haline geleceklerdir. Çünkü bu burhan evveliyâta dayanmıştır. Eğer burhan bir tereddüt konusu haline gelirse, [öncelikle] onun bu zaafını öncüllerinde aramak gerekir. Dolayısıyla Allâme’nin burhanının nefsü’l-emrin bağımsız nazariyesine göre eksik olduğu öne sürülemez. Aksine nefsü’l-emrin bağımsız teorisinin zorunlu akla dayanan muteber bir burhanla uyuşmadığından dolayı – eğer uyumsuzsa– geçersiz olduğunu söylemek gerekir.
Yine nefsü’l-emrin bağımlı teorisinin de olumsuz heliyye-i basîteleri yorumlama biçimi nedeniyle zorunlu akla dayanan muteber bir burhanla çatışmasından –eğer uyuşmuyorsa– mütevellit hükümsüz olacağını ya da işlevsiz kalacağını da eklemek gerekir. Nitekim bir burhanın işlevselliğini veya işlevsizliğini, suret ya da maddesinin mantıken problemli olup olmaması belirler. Eğer bir istidlâlde evveliyâttan faydalanıldığı ve bu minvalde/buna bağlı olarak kesin (yakînî) bir sonuç verdiği iddia ediliyorsa onu eleştirirken ya öncüllerinin evveliyâttan olmadığı (en azından bunlardan birinin doğru olmadığı) ispatlanmalı ya da burhanın suretinin eksik olduğu ortaya konulmalıdır. Dolayısıyla sonucun kesin olacağı belli değildir… Belki de yanlış olacaktır.
Söylenenlere teveccühle, Allâme’nin burhanının ve benzerlerinin doğruluğunun “sıdk” nazariyesine bile bağlı olmadıkları, aksine bu grup burhanların kendilerinin nazariyelerin doğruluk(larının) ölçütü oldukları anlaşılmaktadır.
Burada dikkate şayan bir diğer husus da saygıdeğer eleştirmenin, devamında Russel’in “olumsuz gerçeklik”, Wittgenstein’ın “atomik önermeler” ve Armstrong’un “ikinci derece gerçeklik” nazariyelerine dikkat çekerek şunları söylemesidir:
Hatta totolojiler ( “p~ p v ” gibi) hakkındaki “uygunluk” nazariyesini kabul etmesek dahi, yine de her mümkün evrene karşılık ondaki w ya da p’nin veya p~’nin doğru olduğunu söyleyebiliriz. Her iki durumda da w’de, p ya da p~ önermelerini doğru kılan bir gerçeklik mevcuttur.[15]
Elbette ki bu durum sadece totolojiye özgü değildir. Aksine bedîhiyât-ı evveliyeye ve ilk doğru önermelere dayanan her istidlâl bu şekildedir. Bu olgular hiçbir şekilde nazariyelere dayanmamaktadırlar. Aksine teoriler ve nazariyeler bu esaslara göre kurulmaktadırlar.
Allâme’nin Burhanının Yeniden Şekillendirilmesi
Allâme’nin ikinci burhanına bakıldığında, onun sıddîkîn burhanının aşağıdaki gibi şekilleneceği görülecektir: