İstişrakın Anlamı, Tarihçesi ve Dönemleri

04 December 2025 28 dk okuma 7 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 2 / 7

2. Doğu Ülkelerinin Dil, Sanat, Edebiyat ve Diğer Özellikleri

Şarkiyatçılığın bu kısmı istişrak merkezlerinin faaliyetinin dikkat çekici hacmini oluşturmasına ve şarkiyat anabilim dalları, fakülteleri ve bu alanın dillerini kapsamasına ilaveten, müsteşrikin yetiştirilmesi ve müsteşriklerin Doğu ülkelerinde inceleme araştırma yapmasına imkan sağlamak için kaçınılmaz bir başlangıçtır.

Oxford, istişrakı tarif çerçevesinin özünü Doğuluların dil ve sanatına verir. Daha sonra Doğu ülkelerinin diğer özelliklerini beyan eder. Müsteşriki de şöyle tanımlar: “The person who studies the language art etc of oriental countries.”[10]

Amerikan New Jersey Ansiklopedisi de tariflerinden birinde şarkiyatçılığın çerçevesini Doğuluların dil ve edebiyatı şeklinde belirler. (Oriental languages and literature[11]).

3. Doğuluların Bilim, Teknik ve Medeniyetinin Tamamı

Bu tarif, şarkiyat biliminin en geniş alanını gösterir. Doğu dilleri, şehirlerdeki nüfusun coğrafî bilgisi, Doğu ülkelerinin bayındırlığı, ırklar, kabileler, lehçe türleri, millî âdâp ve gelenekler, uygarlıkların gelişim tarihi, hurafeler, bilimsel gelişmeler, inançlar, dinler, mezhepler, düşünce ekolleri, devlet çeşitleri ve Doğulu insanın psikolojisini kapsar.

Günümüzde dünyada Ortadoğu araştırmalarının anabilim dalları, fakülteleri ve bilimsel merkezlerinin dikkate aldığı, işte bu genel ve kapsayıcı anlamdır.

El-Müncid şöyle yazar:

 “الاستشراق: العلم باللغات و الاداب و العلوم الشرقیة”[12]

Münir el-Ba’albekî el-Mevrid‘de şöyle tarif eder: “Orientalist, المستشرق الدراس للغاة الشرق و فنونه و حضارته”[13]

New Jersey Ansiklopedisi de bir tanımında aynı genel anlamı (Doğu insanının halleri, düşünce tarzı ve kendine has özellikleri) sözkonusu etmiştir. (Peculiraty or idiosynerasy or 1) The Oriental peoples, 2) The character of…”[14] Yani Doğlu insanın kendine has sıfatları, halleri, düşünce tarzı, hayat şekli ve onun yapıları.

Zikredilen farklı tarifler incelendiğinde Ortadoğu araştırmaları hareketinin başta belki sadece coğrafî ve tarihî bilgi ve Doğulu kavimlerin dilini gözönünde bulundurduğu, ama zamanla aralarında dinler, mezhepler, inançlar, gelenekler, merasimler, sanat, edebiyat, eğilimler, etnik yapılar, uygarlıklar, hassasiyetler ve milletlerin âdâbının da yer aldığı kültürün tüm durumlarını kapsamına aldığı tahmin edilebilir. Bu nedenle de, bu malumattan veya bir kısmından külliyata sahip kimseye “müsteşrik” denir.

4. İslamiyatçılık

İslamiyatçılık şarkiyatçılık genel ilminin bir bölümü olmakla birlikte çok sayıda müsteşrik, istişrakın bin yıllık tarihi boyunca, hatta miladi yedinci yüzyıldan günümüze kadar araştırmalarını “İslamiyat”, Kur’an, Sünnet ve hadisleri tahkik ve tanıma, Peygamber-i Ekrem’in (s.a.a) siretini, halifeleri, imamları, mezhep önderlerini, İslam tarihinin seçkin âlimlerini, İslamî hareketleri, Müslüman toplumları ve dünya sathında yerleştikleri merkezleri, akaid, fıkıh, ahlak, felsefe ve irfandan oluşan İslamî maarifin güçlü ve zayıf noktalarını, İslam maarifinin tehlike yaratan ve harekete geçiren unsurlarını, İslam dininin ve Müslüman ümmetin isabet alacağı noktaları inceleme üzerinde yoğunlaştırdı. Bunları tanımaya, tenkit ve tahlile odaklandı.

Zamanımızda din ulemasının, İslam’ın ıslahatçı bilginlerinin ve İslam kültürünün samimi müdafilerinin kaygısı işte bu tür kendine has istişrakı, yani Batılıların İslamiyatçılığını detaylı biçimde tanıma ve onun tenkidini yapmaktır. Dinî medreselerde ve İslamî üniversitelerde tenkidine yöneldikleri istişraktan kasıt net olarak bu tür istişraktır. Yani Batılıların İslamiyatçılık yöntemi. Bu kelime İslamî ilim meclislerinde özellikli bir kavram haline geldiğinden istişrakın bazı yazar ve uzmanları bu tanımı tercih etmişlerdir.[15] Galiba büyük müsteşrik Maxime Rodinson’un “اتّجاه علمی لدراسة الشرق الاسلامی و حضارته” tarifi bu tür istişraka dönüktür.[16]

Müsteşrikin Milliyeti

Müsteşrik, çoğunlukla Batılı ve Avrupalı ya da Amerikalı milliyetinde olan şarkiyatçılara denir. Ama Çin, Japonya ve Hindistan gibi Doğu ülkelerindeki gayri Müslim şarkiyatçıların bir kesimi Batılı şarkiyatçılarla birlikte İslam, Kur’an, Müslümanlar ve İslam ülkelerinin özellikleri hakkında olumlu ve olumsuz çalışmalara yönelip yargılarda bulunduklarından ve her iki grubun bilimsel çabası da ortak mahiyet arzettiğinden; öte yandan her iki grubun bilimsel eserleri aynı kriterlerle Müslüman düşünürlerin tenkit ajandasında yer aldığından ve onların da coğrafya ve milliyet farklılığı görüşleri üzerinde hiçbir rol oynamadığından müsteşrikin Batılı olma özelliği, yerini gayri Müslim olma vasfına bırakmıştır.[17]

Dr. Abdülmun’im Fuad -el-Ezher Üniversitesi ve Riyad İmam Muhammed b. Suud Üniversitesi hocası- şöyle yazar:

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar