El-İstişrak ve’l-Halfiyye kitabında Dr. Mahmud Hamdi Zakzûk ve diğer yazarlar ise İslam dininin zuhuru ve Peygamber-i Hatem’in (s.a.a) diğer dinleri nesheden davetinin Batıdaki Hıristiyanları ve Yahudileri, Dımeşkli Yuhanna gibi İslam’ı tanıma ve tenkit işine girmek için harekete geçirmeye yettiğini savunur.[27]
Dr. Sasi Salim el-Hac –Nakdu’l-Hitabi’l-İstişrakî kitabının müellifi- şöyle yazar: “Batılıların şarkiyatçılığı, Yunanlılar ve İranlıların ticari ve sonra da kültürel irtibat kurduğu Ken’anîler devrinde 6. yüzyıldan itibaren başladı.”[28]
Şarkiyatçılığın On Aşaması
1. Mö 6. Yüzyıldan Ms 6. Yüzyıla Kadar Genel Olarak Şarkiyatçılık
Tarihte Doğu ile Batı arasında Ken’anîler devrinde ticari irtibatın başlamasıyla kurulan ilk ilişki MÖ 6. yüzyılda İran ve Yunan devletleri arasındaydı. Yunanlılar o dönemden başlayarak rakibini daha iyi tanıyabilmek, ona karşı koyabilme, kendini savunabilme ve hücum edebilmenin yollarını bulabilmek için “Doğuyu tanıma” işine girişti.
O dönemin ilk müsteşriki, büyük ve ünlü Yunanlı tarihçi Herodot idi. Batıda tarihçiliğin babası olarak adlandırılan Herodot; Rey, Rafıdin, Irak, Mısır, Şam ve Arap Yarımadası ve buraların antropolojisi, âdetleri, ticareti ve ticari ürünlerine ilişkin gözlemlerini ölümsüz eserinde kaydetti. Gerçi yazdıkları arasında mitolojiler, hurafeler, temelsiz ve olağanüstü olaylar da bol miktarda vardır.
İkinci irtibat MÖ dördüncü yüzyılda gerçekleşti. Makedonyalı İskender -Yunan kralı ve Batılı genç fâtih- İran’a ve tüm Doğu ülkelerine hamle yaptı. “Yeryüzünü tek kutup yapma” teorisiyle Asya’nın tamamını işgal etti. Çin’in kapılarına dayandı. Bu akınlar sırasında 33 yaşındayken ölünce Batının Doğuya asker sevkiyatı durdu. İskender bu hücumlarında Mısır ve Bereketli Hilal’den sonra Arap Yarımadası’nı fethetmek için Archias komutasında bir grubu Babil şehrinden Bahreyn’e sevketti ve başarılı bir saldırı için gerekli bilgileri toplamakla görevlendirdi. O da sözkonusu topraklardan, Batılıların şarkiyatçılığının belgelerinden bir kısmını oluşturan epeyce malumatı elde etti.[29]
2. Batılıların, Ortaya Çıktığı Çağda İslam’la İlk Tanışması
İslam Peygamberi (s.a.a) dünyayı ve tüm dinlerin takipçilerini pâk İslam dinine çağırdığı sırada Hıristiyan ve Yahudi bilginler, insan grupları, Doğudan ve Batıdan diğer dinler bireysel veya grup olarak ya da teşkilat biçiminde bu yeni dini ve Peygamber’i tanımak için Medine’ye geldiler. İslam hakkında araştırmalar yaptılar. Bunların bir kısmı İslam’ı kabul etti. Kimisi de yeni bilgileri kendi vatanlarındaki insanlara ve yetkililere aktardı. Çoğu körü körüne dinî tutuculuk veya maddi menfaatler, toplumsal makam ve statü ya da yanlış anlama nedeniyle karşıtlık yapmaya başladı ve İslam’la mücadeleye kalkıştı.
Peygamber-i Ekrem’in (s.a.a) Batı ve Doğu ülkelerinin liderleri ve krallarına gönderdiği mektuplar onlarda İslam’ı tanıma konusunda merak uyandırdı. Bazıları çağrıyı olumlu karşılayarak iyiniyetli bir bakışla İslam’ın maarifini sahih şekilde öğrendi. Kimisi de düşmanca davranıp İslam hakkında araştırmaya yöneldi ve çatışma çıkardı.[30]
3. Maksatlı İslamiyatçılık ve İslam’a Karşı Bireysel Tenkit Yazımı
Dımeşkli Yuhanna, İlk İslamiyatçı Müsteşrik
Miladi sekizinci yüzyılda (hicri ikinci yüzyıl) Emevi hilafetinin gölgesinde yaşayan ve Emevi sarayına hizmet eden Hıristiyan âlim Dımeşkli Yuhanna (676-749) resmî olarak eleştirel İslamiyatçılığa yönelen ve İslam’ı reddetmek üzere kitaplar yazan ilk Hıristiyandı. Bu kitaplar şunlardı: Muhaveretun mea Müslim (=Müslümanlarla Konuşma) ve İrşadatu’n-Nasara fi Cedeli’l-Müslimin (=Müslümanlarla Münazara Konusunda Hıristiyanlara Kılavuz).[31]
Yuhanna’nın kendisi de Doğulu olmasından ve bir Doğu ülkesinde Emevilerin devletinde yaşamasından dolayı belki de onu Batılı oryantalizmin başlatıcısı saymak mümkün olmayabilir. Fakat bir Hıristiyan ve gayri Müslim olarak şarkiyatçı tenkidi başlattığı için de İslam karşıtı evanjelik istişrakın başlatıcısı sayılabilir.
Bizanslı Theofanis
İkinci evanjelik müsteşrik, “Muhammed’in Hayatı” kitabının yazarı Bizanslı Theofanis’tir (ö. hicri 202 / miladi 817). Kitabında şöyle der:
“İslam’ın Peygamberi, Tanrının peygamberi değildi. Aksine İslam’ın öğretilerini Şam’daki Hıristiyan ve Yahudi bilginlerden öğrendi. Zaten takipçileri de onu ‘beklenen mesih’ kabul ediyordu.[32]
İslam’ın ilk çağlarındaki bu İslamiyatçılığın araştırmaları tabii ki birbirinden kopuk, irtibatsız ve örgütsüzdü.
4. Kilisenin Kur’an’ı Tercüme Girişimi
Kur’an Mütercimi İlk Keşiş: Petrus
Ruhani peder el-Mübeccelu’l-Muhterem Petrus[33] (1092-1157) Fransa’da doğdu. Ailesi onu çocukluğunda dinî ilimler tahsiline başlattı. 17 yaşında din adamlığı yoluna adım attı. Yıllar sonra dinî faaliyet nedeniyle 30 yaşında Cluny[34] kilisesinin başkanı oldu.[35]
Petrus 1143 yılında Kur’an’ın Latince’ye ilk tercümesinin girişimini başlattı. Elbette ki Kur’an’ın (maksatlı olarak yapılmış ve çok sayıda sorun içeren) başka tercümeleri de vardı. Bunların incelenmesi bağımsız bir makalenin konusudur.