“İstişrakı tarif ederken yazarın Batılı olması unsurunu veya Doğulu ülkelerin din dışı boyut ve durumlarını ve onların İslam’ın dışında kalanlar hakkındaki araştırmalarını işin içine sokan yazarlar esas itibariyle istişrak fenomeninin tarih ve geçmişine odaklanmışlardır. Ama şu anda bizimle müsteşrikler arasında çağdaş istişrak tartışmasının göbeğinde yer alan şey, İslam düşmanlarının İslamî maarif konusunda şüphe yaratmak ve Müslümanların imanını zayıflatmak için yürüttüğü bilim ve propaganda faaliyetleridir. Çünkü Japonya, Çin, Kore, Hindistan, Güneydoğu Asya ülkeleri ve benzerlerindeki gayri Müslim bilim insanlarının İslam, Kur’an ve Müslümanlar hakkında yazdığı kitaplar, İslamiyatçı Batılı bilim insanlarının kitaplarıyla aynı istikamette ve aynı renkte değil mi? Müşterek hedefleri takip etmiyorlar mı?”[18]
Nitekim Dr. Ahmed Abdülhamid Gurab da aynı tanımı tercih etmiştir.[19]
Çağdaş uzmanlardan bir diğeri de şöyle yazar:
“الاستشراق هو اشتغال غیر المسلمین بعلعم المسلمین بغض النظر عن وجهه المشتغل الجغرافیة و انتمائاته الدینیة و الثقافیة و الفکریة و لو لم یکونوا غربیین”[20]
Edward Said istişrak için üç açıdan yapılmış üç tanım ortaya atar:
a) Akademik açıklama türü, şarklıların antropolojisi, sosyolojisi, tarihi ve linguistiğini kapsar.
b) Fikrî yöntem türü, epistemik ayrımcılık temelindedir ve Doğu ile Batının destanlar, âdâp, gelenek ve mukadderatlarındaki yapısal farklılığı vurgular.
c) Batının Doğu üzerinde hakimiyet kurması için kaydedilmiş yapı ve Batılı tarz.[21]
Şimdiye kadar değinilen izahlar dikkate alındığında istişrak için genel ve özel iki tarif bulunduğunu tespit etmek mümkündür.
a) Kuşatıcı ve Genel Tarif
İstişrak, Batılıların, uzak doğudan yakın doğuya ve Akdeniz’in doğusuna, hatta kuzey Afrika ve dünyanın başka noktalarındaki diğer İslam ülkelerine kadar Batılıların çıkarlarını temin için onların maddi ve manevi servetlerini keşfetme yönünde ülkeler, coğrafî şartlar, kaynaklar, madenler, tarih, etnisiteler, dil, edebiyat, sanat, âdâp, gelenekler, âdetler, kültür, inançlar, dinler, uygarlıklar ve o ülke insanlarının psikolojik özellikleri, ruhsal hassasiyetleri, tehlikeli boyutları ve zarar gördüğü noktaları tanımak ve tanıtmak için sarfettiği bilimsel çabaların toplamıdır.
Belirtilen tarif fazlasıyla ayrıntılı olsa da kuşatıcıdır.
b) Özel Tarif
İslam âlimlerinin tenkit ve değerlendirmesine konu olan ve bu makalenin gündemini oluşturan istişrak, müsteşriklerin çabaları içinde sadece özel bir alanı, “gayri Müslimler tarafında gerçekleştirilen İslamiyat”ı gözönünde bulundurmuştur.
İstişrakın Tarihçesi
Uzmanların Görüşleri
Yazarlar Batılıların şarkiyatçılığının başlangıcıyla ilgili muhtelif görüşler öne sürmüşlerdir:
Bir grup, resmî şarkiyatçılığın 18. yüzyıldan itibaren başladığına inanır. Çünkü “orientalism” kelimesi 18. yüzyılın ikinci yarısında Batı ülkelerinin sözlüklerine girmiştir. Kimisi ise şarkiyatçılık akımının 16. yüzyıldan itibaren Avrupa’da göründüğü kanaatindedir. Çünkü şarkiyatçılık ve İslamiyatçılığın kurumları Avrupa ülkelerinde ve Amerika’da son dört yüzyıl boyunca kurulmuştur.
Bir kesim de Batının 14. yüzyıldan itibaren Haçlı savaşlarından sonra askeri savaş yerine Şarkın kültürünü tanıma fikrine yöneldiğini söyler. Böylece şarkiyatçılığın araştırmalarından edinilen birikimle Doğu ile temas için gerçekçi yollar bulunabilecekti.[22]
Rudi Paret[23] ve Gustave Dugat gibiler, Endülüs’te İslam medeniyetinin parladığını, Yunan ve Roma bilimlerinin İslam ümmetine intikal ettiğini gören Batının, bu muazzam bilgi birikiminden yararlanabilmek için 12. yüzyılda Arapça ve İslamî kitapları tercümeye giriştiğine ve şarkiyatçılık yapmaya başladığına inanmaktadır. Bu sebeple Gustave Dugat 1960’ta yayınlanan kitabının adını “12. Yüzyıldan 19. Yüzyıla Avrupa’da Müsteşriklerin Tarihi” koydu.[24]
İstişrak meselesinin Libyalı uzmanlarından olan Dr. Abdülhamid Salah Hamdan, bireysel oryantalizmin başlangıcının 11. yüzyıl olduğuna inanır. Bu iş, Muhterem Petrus’un (1092-1156) faaliyetiyle başlamış ve her yüzyılda bir iki kişi konuya ilgi duymuştur. Kitabının önsözünde onların isimlerini zikreder. Ama Batılıların kolektif olarak istişraka başlaması, her ülkede çok sayıda Batılı araştırmacı ve bilim insanının şarkiyatçılık ve İslamiyatçılık faaliyetine girdiği 16. yüzyıldadır. Bu nedenle Tabakatu’l-Müsteşrikin kitabına 16. yüzyılın müsteşriklerini tanıtarak başlar ve 200’den fazla müsteşrikin biyografisine yer verir.[25]
Dr. Muhammed Dusukî -Katar Üniversitesi Şeriat Fakültesi Fıkıh ve Usül Anabilim Dalı Başkanı- ve Dr. Necib Akikî, 8-10. yüzyıllar arasında Endülüs’ün fethedilmesinin ve Avrupa’da İslamî fütuhatın Batıyı ve Hıristiyanlığı korkuttuğunu ve onların çare olarak şarkiyatçılık ve İslamiyatçılık faaliyetine giriştiğini savunmaktadır. Bu nedenle Akikî istişrakın tarihini bin yıl kabul eder.[26]