Giriş
Elbette bilimsel içtihadla tefsir okulundan maksadın, Kur’an’daki bütün ayetleri deneysel bilgilerin yardımıyla tefsir etmek, yahut ayetlerin mana ve maksadını izah edip açıklarken deneysel bilgilerden, Kur’an’ın diğer ayetleri, rivayetler, Arap edebiyatı gibi diğer unsurlardan daha fazla yararlanmak olmadığı anlaşılmaktadır. Çünkü Kur’an ayetlerinin pek çoğunun deneysel bilgilerin mevzu ve meseleleriyle bağlantısız olduğu gayet nettir. Bu ayetlerin tefsirinde deneysel bilgilerden hiçbir şekilde yardım alınamaz ve onlardan istifade edilemez. Hatta deneysel bilgilerin mevzu ve meseleleriyle bağı bulunan ayetler bile tek başına deneysel bilgiyle tefsir edilemez. Bilakis kastedilen, her ayetin tefsirinde mümkün miktarda deneysel bilgiden yararlanılmasıdır.
Bu tanıma göre bilimsel tefsir, ayetlerin mana ve maksadını deneysel bilgilerin yardımıyla ortaya çıkarmak demektir. Bu okulun taraftarları da; birincisi, ayetleri tefsir ederken deneysel bilgilerden yardım almayı gerekli veya güzel görenler; ikincisi, Kur’an ayetlerinin büyük bölümünü deneysel bilgilerin yardımıyla tefsir edenlerdir. Fakat kimileri “bilimsel tefsir”i başka şekillerde de tarif etmiş ve sözkonusu iki özellikten yoksun olanları bilimsel tefsirin taraftarları arasında saymışlardır. Bilimsel içtihadla tefsir okulunu ve bilimsel tefsirin hakikatini açıklığa kavuşturmak ve mektebin gerçek taraftarlarını tanımak için tariflerin incelenmesi faydalı ve etkili olacağından sözkonusu tanımları incelemeye başlayabiliriz.
“Bilimsel Tefsir”in Tanımlarının İncelenmesi
1. Zehebi’nin Tanımı
Zehebi bilimsel tefsiri tarif ederken şöyle demiştir:
“İlmî tefsirden, Kur’an ibarelerinde ilmî ıstılahları hakim kılmayı, muhtelif ilimlerin ve felsefi görüşlerin çıkarılmasında Kur’an ibarelerinden yardım almayı kastediyoruz.” [1]
Bu tarifi yaptıktan sonra bu tür tefsirlerin varlığını ve taraftarlarının çokluğunu açıklarken Kur’an’ın geçmiş ve gelecek bütün ilimleri kapsadığı görüşüne genişçe değinmiş, Kur’an’da dinî (itikadi ve ameli) ilimlere ilaveten, diğer dünya ilimlerinin de bulunduğunu söyleyen kimseleri bilimsel tefsirin taraftarları kabul etmiş ve Gazzali’yi, kendi zamanına kadar ilmî tefsiri destekleyen ve yaygınlaşmasına emek veren kimselerin en önemli ismi saymıştır. Bu iddiasına aşağıdaki görüşleri şahit göstermiştir:
1. Gazzali’nin naklettiğine göre bazı âlimler şöyle demiştir: Kur’an yetmişyedi bin ikiyüz ilim ihtiva etmektedir. Çünkü [onun] her kelimesi ilmîdir ve her kelimesinin zâhir, bâtın, had ve matlaı bulunduğundan bu ilimlerin sayısı dört katına çıkmaktadır.
2. İbn Mesud’dan bir söz rivayet edilmiştir: Öncekilerin ve sonrakilerin ilmini isteyen Kur’an üzerinde tedebbür etsin.
3. Şöyle demiştir: Bütün ilimler Allah’ın fiil ve sıfatlarına dahildir. Kur’an’da Allah’ın zâtı, fiilleri ve sıfatları şerhedilmiş ve o nihayetsiz ilimlerin tamamına işaret edilmiştir.
Bu ve benzeri dayanaklara istinat etmiştir.
Zehebi; ayetler, rivayetler ve haberlerle Kur’an’ın bütün bilgileri içerdiğine istidlal yapmış olması bakımından Suyuti’yi de ilmî tefsire inanmada Gazzali’nin takipçilerinden kabul etmiştir. Yine Ebu’l-Fadl Mursi’yi de[2] Kur’an’ın bütün ilimleri içerdiği yönündeki bazı sözlerine dayanarak bilimsel tefsirin diğer taraftarları arasında saymıştır. Daha sonra Şatıbi’yi, Kur’an’ın bütün ilimleri kapsadığını düşünmemesi ve öncekilerin ve sonrakilerin ilimlerini Kur’an’a nispet edenleri hatalı bulması nedeniyle bilimsel tefsire muhalif ve bu yöntemi inkar eden isim olarak zikretmiş, kendisi de Şatıbi’nin görüşünü tercih etmiştir.[3]
İnceleme
Bilimsel tefsirin içtihad okulunu ve onun icaplarını tanımlarken açıklananlar dikkate alındığında, Zehebi’nin kastettiği ilmî tefsirin iki yönden bizim bilimsel içtihad okulu faslında konu edindiğimiz bilimsel tefsirden farklı olduğu anlaşılmaktadır:
1. Onun tarifinde “ilim”, genel olarak deneysel bilgilerdir ve bütün ilimleri, bu cümleden olarak da felsefi görüşleri kapsamaktadır. Fakat bizim “bilimsel içtihad okulu”nda bahsettiğimiz, özellikle deneysel bilgilerdir.