1- Kur’an’ın İbret Verme Yöntemi

04 December 2025 52 dk okuma 12 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 4 / 12

Şimdiye dek bahsedilenlerden, genel manasıyla ibretin, tahakkuk etmesinde bazı unsurların etki ettiği bir süreç olduğu anlaşıldı. Bu unsurlardan herhangi birinin yokluğu, ibretin tahakkuk etmeyeceği anlamındadır. Bu unsurları “İbret esasları” diye adlandırıp şöyle sıralayabiliriz:

1. İbret Alan (Muteber):

İbretin gerçekleşmesinde ilk unsur ve en temel rükün, ibret alanın şahsıdır ve en aktif unsurdur. Çünkü inceleme, tahlil, mukayese, ölçme ve netice alma bu etken sayesinde gerçekleşir. Bir insan olmalı, tarihî olayı görmeli veya duymalı, onlar üzerinde düşünmeli, böylece makul olan ve istenen neticeye ulaşabilmelidir. Bu sebeple, Kur’an-ı Kerim’in de açıkladığı gibi, akıl ve basiret gibi bazı belli özelliklere sahip olmalıdır:

“Ey basiret sahipleri, ibret alın.”, “Andolsun ki, onların kıssalarında akıl sahipleri için ibret vardır.”, “Şüphesiz bunda Allah’tan sakınıp korkan kimseler için büyük bir ibret vardır.”

Bu ayetlerin her biri kendi yerinde incelenecektir.

2. İbretin Konusu (Muteberun Fîh):

İbretin ikinci rüknü, konusudur. Yani ibret alanın zahirde irtibat kurduğu ve idrak ettiği olay veya vakadır. Bu konu dışarda tahakkuk etmiş ve gerçekleşmiştir. Şimdi bu tahakkukun aynı şekilde devam ediyor olması, gece ve gündüzün ardı ardına gelmesi, bulutlardan yağmur ve dolu yağışı gibi sürekli tekrarlanması veya geçmiş bir zaman diliminde ortaya çıkarak şimdi tarihin bir parçası olması, tarihî olaylar ve hikâyeler gibi tarih kitaplarında veya insanların hafızalarında yer alması, sözlü veya yazılı şekilde diğerlerine aktarılması mümkündür.

3. Şahsa İntikal Eden Ders veya Nasihat (Muteberun İleyh):

İbretin üçüncü rüknü, ferdin kendisine intikal ettiği algılanamayan ve görülemeyen husustur. Aslında bu, kendisi olmadan ibretin tahakkuk etmeyeceği, ibret sürecinin neticesidir.

Bu üç unsurdan başka ibret sürecini neticeye ulaştırabilecek olan şey, konu ve ibret alan arasında kurulması gereken özel bir irtibattır. Diğer bir deyişle konunun ve ibret alanın varlığı birbirinden ayrı olduğunda, ibretin tahakkuku için yeterli olmaz ve bir neticeyle sonuçlanmaz. Aksine bu ikisinin arasında özel bir irtibat kurulmalıdır. Konu ibret alana sunulmalı ve diğer bir deyişle ibret alanın ibret konusuna ilgisi çekilmelidir. Bu şekilde eğer diğer şartlar da sağlanırsa ibret tahakkuk eder ve şahsa öğüt ve nasihat intikal eder. Bu özel irtibat bazen kendiliğinden hâsıl olur. Yani eğitilenin kendisi ibretli olayla ve sahneyle yüz yüze gelir. Zahirî idrakten sonra o, düşünceye dalar ve ibret alma pozisyonunda yer alır. Bazen diğer bir şahıs duruma dâhil olur ve şahsın teveccühünü ibretli hususa yönlendirerek onu ibret alma pozisyonuna sokar. İbretin yöntemsel boyutunu takviye eden, bu ikinci varsayımdır. Konunun devamında bunu beyan edeceğiz.

İbret Verme Yöntemi

Beyan edildiği üzere ibret, insanın görülen bir marifetten, batınî ve görülmeyen bir marifete ulaştığı bir süreçtir. Bunun kendisi onun zahirî davranışında da değişim ortaya çıkarabilir. Bu hesapla ibret, eğitimsel bir husustur. Çünkü insanın davranışını ve motivasyonunu değiştirme yönünde amel eder. Ancak yöntem değildir, zira yöntem, eğitimcinin eğitilen üzerinde tesiri amacıyla yaptığı faaliyettir ve bu tanım, onun için geçerli değildir. Aksine ibret, zikredilen manasıyla eğitimsel bir yöntemin neticesidir. Bu alanda yöntem unvanıyla matrah edilebilecek olan şey “ibret verme yöntemi”dir. İbret alan ve ibret konusu arasındaki özel irtibattan kolayca ayrılabilir. Bu irtibatın oluşturulması, ibret alanın kendisi vasıtasıyla gerçekleştirilebilir ve ibret ortamı hazırlanabilir:

“Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bakmadılar mı? Allah, onları yerle bir etmiştir. İnkâr edenlere de bu akıbetin benzerleri vardır.”

Bu ayet-i kerimeye göre insanlar yeryüzünde dolaşarak ve geçmiştekilerin eserlerini görerek onların işleri, başlarından geçenler ve yaşamlarının muhtelif boyutları üzerinde düşünebilir, kendileri için ibret ortamını oluşturabilirler. Bu ortam başka bir şahıs, mesela bir eğitimci vasıtasıyla da hazırlanabilir. Bu durumda yöntemsel bir yöne de kavuşur. Zira eğitimci konuyu açıklayarak öğrenci için ibret alma ortamını hazırlar. Eğitimcinin bu faaliyetini “ibret verme yöntemi” diye adlandırmak mümkündür.

Kur’an’ın bazı ayetleri bu yönteme işaret etmektedir. Örneğin:

“Kendisine ayetlerimizi verdiğimiz hâlde, onlardan sıyrılıp da şeytanın kendisini peşine taktığı, bu yüzden de azgınlardan olan kimsenin haberini onlara anlat… İşte bu, ayetlerimizi yalanlayan toplumun durumudur. Şimdi onlara bu olayları anlat ki düşünsünler.”

“Nûh’un haberini onlara oku… Bak, uyarılan (fakat söz anlamayan)ların sonu nasıl oldu!”

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar