1- Kur’an’ın İbret Verme Yöntemi

04 December 2025 52 dk okuma 12 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 6 / 12

1. Beşerî faaliyetlerin kanunlara ve kurallara uygun olması: İnsanların yaradılıştaki benzerliği, yaşamın muhtelif merhaleleri ve sonuçları –ki genel olarak yaradılış nizamının kanunlara uygunluğunu, özel olarak beşeri faaliyetlerin kurallılığını gösterir- ibretin temellerinden biridir. Kur’an-ı Kerim ayetlerinden, Allah’ın insanla ilgili sünnetinin şöyle olduğu anlaşılmaktadır:

Evvela insanı birtakım merhalelerden geçirerek topraktan yaratıyor:

“Andolsun, biz insanı, çamurdan (süzülmüş) bir özden yarattık. Sonra onu az bir su (meni) hâlinde sağlam bir karargâha (ana rahmine) yerleştirdik. Sonra nutfeyi alaka (aşılanmış yumurta) yaptık… Sonra onu başka bir yaratışla insan haline getirdik. Yaratanların en güzeli olan Allah pek yücedir.”

Nihayetinde ona, marifet araçlarıyla beraber güzel insan suretini bağışlıyor:

“Yarattığı her şeyi güzel yaratan, insanı başlangıçta çamurdan yaratan, sonra onun soyunu, bayağı bir suyun özünden yapan, sonra onu şekillendirip ruhundan ona üfleyen Allah’tır. Size kulaklar, gözler, kalpler verilmiştir. Öyleyken, pek az şükrediyorsunuz.”

İkinci olarak ona hidayet yolunu gösterip seçimi onun kendisine bırakıyor:

“Şüphesiz biz onu (ömür boyu yürüyeceği) yola koyduk. O bu yolu ya şükrederek ya da nankörlük ederek kat eder.” (İnsan, 3)

Sonra onun bütün amellerini kaydedip bunların hayır veya şer olmalarının mesuliyetini onun kendisine geri döndürür:

“Her insanın amelini boynuna yükledik… “Oku kitabını! Bugün hesap sorucu olarak sana nefsin yeter” denilecektir. Kim doğru yolu bulmuşsa, ancak kendisi için bulmuştur; kim de sapıtmışsa kendi aleyhine sapıtmıştır. Hiçbir günahkâr, başka bir günahkârın günah yükünü yüklenmez…” (İsra, 13-15)

Üçüncü olarak mümin ve dürüst insanlara dünyada ve ahirette güzel ödül verecek ve ilahi hidayet yolundan çıkan, hakkı kabulden kaçınan ve kötü amellerde bulunanlara ağır bir azapta bulunacaktır:

“İman edip salih ameller işleyenlere gelince, (Allah) onların mükâfatlarını eksiksiz ödeyecek ve lütfundan onlara daha da fazlasını verecektir. Allah’a kulluk etmekten çekinenlere ve büyüklük taslayanlara gelince; (Allah) onları elem dolu bir azaba uğratacaktır ve onlar kendilerine Allah’tan başka bir dost ve yardımcı da bulamayacaklardır.”

Kur’an birçok ayette Allah’ın insana karşı bu davranış geleneğine değiniyor. Bu gelenek yaradılışın başından beri bütün insanlar için geçerliydi ve geçerli olmaya devam edecektir, değişmez:

“Onlar ancak öncekilere uygulanan kanunu bekliyorlar. Sen Allah’ın kanununda hiçbir değişiklik bulamazsın. Sen, Allah’ın kanununda hiçbir sapma bulamazsın.”

2. Olayların dışarıda kendini gösteren ve duyu organlarıyla idrak edilebilen bir zahiri, bir de kolayca ulaşılamayan bir bâtını vardır. İşlerde zahirin ve bâtının varlığı, bir diğerinin özel temelidir ve ibret ona dayalıdır. İbrette mühim olan bu ikisi arasındaki irtibatın keşfidir ve diğer bir ibareyle zahirden geçmek ve bâtına ulaşmaktır.

İbretin tahakkuku yukarıdaki temellere ve birbirleriyle karşılıklı ilişkilerine göre gerçekleşir. Bu meyanda insanın akıl etme ve düşünme hususiyetinin özel bir hesabı vardır. Çünkü tarihsel olayları duymak ve geçmiştekilerin eserlerini veya yaradılışın şaşırtıcılıkları görmek, üzerinde akıl edilmedikçe ve düşünülmedikçe ardından bir mana ve muhteva getirmez. Ruhsuz eşyalar gibi hedefsiz ve manasız şekilde insanın gözlerinin önünden geçer, gider. Bu sebeple Kur’an nerede ibretten bahsetse, onu akıl ve basiret sahiplerine nispet verir:

“Basireti olanlar için bunda elbette ibret vardır.” “Andolsun ki, onların kıssalarında akıl sahipleri için ibret vardır.”

Sonraki konuda bu nokta üzerinde daha fazla duracağız.

İbretin Tesir Etme Şartları

İbretler dünya kadar geniştir. Herhangi bir olguyu müşahede etmek veya herhangi bir cereyanı duymak insan için ibret dersi olabilir; insanı gördüğünün veya duyduğunun ötesinde bir marifeti idrake hidayet edebilir. Lâkin ibretleri idrak etmek için bir konusunun olması yeterli değildir; muhatapta istenen tesirin oluşturulabilmesi için bazı şartların ve ön koşulların var olması gerekir. Aksi takdirde pek bir etki bırakmayacaktır. Bu sebeple Hz. Ali (a.s) şöyle buyuruyor:

“İbretler ne kadar çoktur ve ibret alan ne kadar az!”

Bu amaçla Kur’an-ı Kerim, ibretleri açıklamasının ve anlatmasının ardından onların etki etme alanlarını beyan etmiş ve ibret ehli için bazı özellikler saymıştır.

1. Basiret, Akıl Etme ve Dirayet:

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar