Mesele aynı Peygamber Efendimizin (s.a.a) o paha biçilmez sözlerinde bu konuya birçok kez dile getirdiği gibidir. Bir gün Usema b. Zeyd, canını ve malını koruma bahanesi ile İslam'ı kabul ettiğini sandığı birisini katletmiş ve bunun üzerine de Allah Resulü (s.a.a) ona şöyle buyurmuştur:
" ما کشفت ما فی قلبه و ما قبلت ما فی کلامه"
"Onun kalbinde olanı bilemedin, onun dilinde olanı kabul etmedin ve günahsız bir Müslüman'ı katlettin."
Bizlerin İslam ve iman için zahirde olanın yeterli olduğunu bilmemiz gerekmektedir. Zaten kişinin içinde olan ve onun niyetleri Allah'tan başkasını ilgilendirmez. Bu konuda başkaları adına hüküm vermek bizlere düşmez. Dinin ruhu mahabbet ve sevgidir. Allah'a karşı, Peygambere karşı (s.a.a) Allah dostlarına, annelere, babalara, yakınlara, yetimlere, düşkünlere ve Allah'ın tüm kullarına karşı sevgi beslemek gerekir.
"الحب فی الله و البغض فی الله" Allah için sevmek ve Allah için düşmanlık etmenin ne demek olduğunu bilmek, Allah'ın rızası peşinde olmak, Allah'ın isteklerini kendi arzularımızın önüne geçirmek dinin ruhu ve özüdür. Dostluk düşmanlığın önüne geçmeli ve düşmanlıktan mutlaka uzak durulmalıdır. Çünkü birçok kin ve düşmanlığın temelinde dinin ruhuna uygun hareket etmemek ve ona dikkat etmemek yatmaktadır.
On Birinci Unsur: Akılcılıktan uzak durmak ve taklide yönelmek
Dünya üzerinde çok az din İslam kadar akıl, fikir, düşünce, meşveret ve bilgeliğe önem verip vurgu yapmıştır. Zaten İslam Peygamberi de (s.a.a) yapılan işin sevabının ölçüsünü, ameli yerine getirenin aklının ölçüsü ile alakalı görmüş ve şöyle buyurmuştur:
"لا یعجبّن کم اسلام امرء حتی تعرفوا عقده عقله"
"Birisinin Müslümanlığı sizi hayrete düşürmesin. Önce onun aklını ölçün."
Ama buna ve Kur’an'da aklın şeriatın hedeflerinden birisi görülmesine rağmen hala Müslümanların bu konuda ne denli kusurlu olduklarını görmekteyiz. Dünya ehli ve kâfirlerin daha akılcı olduğunu dünya ve maslahatları için birbirleri etrafına toplandıklarını izlemekteyiz. Ama maalesef Müslümanlar ne dünya ne de ahiret için birbirleri ile dostluk kurmuyorlar. Sonuç itibariyle de bu yaptıkları yersiz davranışları yüzünden kendi nesillerini zillet altına sürüklemişlerdir.
Akıl dostluk ve birliktelikten yanadır aynı şeriatın da bundan yana olduğu gibi. Sanırız artık İslam toplumlarının ıslahı ve sorunların çözümü için bu İlahi hediyenin kullanılma vakti geldi de geçiyor bile.
On İkinci Unsur: Dış Mihraklar
Dış güçlerin müdahalesi Müslümanlar arasında vuku bulan ayrılık ve düşmanlığın en temel sebeplerinden birisi olduğu eskilerden beri bilinmektedir. Bu faktör çağımızda kendisini daha da hissettirmekte ve birçok farklı ülkenin değişmez siyasetleri haline gelmektedir. Ayrıca bu konunun icrası için astronomik rakamları dahi gözden çıkarmaktan çekinmemektedirler. Düşmanca doğan birçok fırka, mezhepler arasında ortaya çıkan birçok dil, coğrafya, ırk ve renk farklılıkları, fikrî, dinî, kültürel ve hatta sınıfsal ve toplumsal olaylar bu art niyetli ve şeytanca yapılan planların birer getirisidir. İran'da Bahailik'in ortaya çıkışı, Arap ülkelerinde Vahabilik'in kendini iyiden iyiye hissettirmesi, başta gulat ve aşırıcılık olmak üzere Nasibilik, Ahmedilik, Kadiyanilik ve benzeri mezheplerin ortaya çıkması bu şeytani planların sonuçlarıdır. Bu gruplar arasında karşılıklı yayılan olumsuz mesaj ve söylemler bu planın birer parçalarıdır. Tefrika için mezhepler arasına nüfuz etmek de bunların değişmez birer oyunudur. Dinde yaşanan aşırıcılıklar da sırf Müslümanların arasını açıp, onları birbiriden koparmak için onlarca hatta yüzlerce yıldır emperyalist devletlerin casusluk şebekeleri tarafından icra edilen planlardır.
Öyleyse bizlerin şunu çok iyi bilmesi gerekmektedir; dostluğa davet etmek, hoşgörülü ve tahammüllü olmak, dostça yaklaşmak, tekfir edip, diğer din ve mezheplerin mukaddesatlarına saldırmak, akıl ve mantığı kullanmadan hareket etmek ya düşmanın oyununa gelmek ya da bilmeden onlara hizmet etmek demektir. Ayrıca Aşırıcılıklar da bu oyunlar arasında sayılmaktadır. Mezhepler arası dostluk, samimi yaklaşımlar ve ortak hareket etmek düşmanlar tarafından İslam dünyası içerisine sokulan bu büyük fitnenin ortadan kalması ve sorunların çözülmesi için en iyi yoldur. Öyleyse hepimizin el ele İslam mezhepleri arasındaki dostluk ve samimiyet için hareket etmesi gerekmektedir. İşte bu şekilde düşmanın en başta da Şeytan'ın oyununu bozabiliriz.