1- İmam Hasan Mücteba çok evlilik

04 December 2025 44 dk okuma 10 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 9 / 10

“Ey Ehli Beyt, Allah sizden her çeşit pisliği, suçu gidermek ve sizi tam bir temizlikle tertemiz bir hale getirmek diler.” Bir diğer örnek Allah’ın insanları İmam Hasan’ın da dahil olduğu Ehlibeyt’i sevmeye davet ettiği Meveddet ayeti “De ki: Sizden, tebliğime karşılık bir ücret istemiyorum, istediğim, ancak yakınlarıma sevgidir.” İmam Hasan’ın da içinde olduğu Ehlibeyt’le ilgili diğer ayetler, tüm ahlaki ve insani kemal ve erdemleri kendinde toplamış ideal ve örnek bir şahsiyet portresi çizmektedir. Böylesi bir insanın kadın düşkünlüğü ve dünya tutkusu gibi lekelerden münezzeh ve Müberra olduğu açıktır.

Ayrıca Hz. Peygamber’in (SAA) İmam Hasan Mücteba (AS) ile ilgili kullandığı ifadeler, onu seçkin ve örnek bir insan yapmaktadır. Hz. Peygamber, onu cennet gençlerinin efendisi ve kalbinin meyvesi olarak ifade etmiş, örneğin şöyle buyurmuştur: …………Arapça………... Ayrıca Enes bin Malik şöyle rivayet etmiştir: ……………… Arapça ………….

Hz. Peygamber’in İmam Hasan’ın şahsiyetiyle ilgili bir hadisinde de şöyle denmektedir: …………………. Arapça ………………

Allah’ın ve Resulü’nün böylesine övdüğü, Hz. Peygamber’in onu kalbinin meyvesi olarak nitelediği böylesi bir masum İmam, nasıl olur da sarhoş ve sorumsuz insanların davranışını gösterir ve kadınları sürekli boşar. Böylesi bir iftira Allah’a ve resulüne eziyet etmek değil midir?

3- İmam Hasan’ın çok evlenip boşandığını iddia eden art niyetli tarihçilerin sözleri son derece belirsizdir onlar, onun eşlerinin adını dahi zikretmemiştir. Eğer onun çok evlendiği gerçekse o halde onların yarısının hatta üçte birinin isimleri neden hiçbir tarih kitabında zikredilmemiştir. İddia edildiği gibi insanlar Hz. Peygambere ve Hz. Fatıma’ya akraba olmak için bu kadar ısrarcı idiyse neden isimleri yer almıyor. Eğer böyle bir şey gerçek olsaydı İmam Hasan’ın kızıyla evlendiği kabile, böylesi bir şey kendisi için iftihar olarak görür ve onu sonraki nesillere aktarırdı. Halbuki İmam Hasan’ın hanımlarının sayısı ve isimleri belirli tarih kitaplarında geçmektedir ve bellidir.

4- O dönemde çok çocuk sahibi olmak özellikle de oğullarının sayısının fazlalığı, ailenin ve taifenin yabancıların tehlikelerinden korunması için adeta bir sigortaydı. İmam Hasan eğer bu kadar kadınla evlenmiş olsaydı, doğal olarak çocuklarının sayısı da fazla olmalıydı. Mesela o eğer 40 hanımla evlenmiş olsaydı ve her birinden 3 çocuğu olsaydı 120 çocuğunun olması gerekirdi. 70 kadınla evlenmişse 210 çocuğu, 300 kadınla evlenmişse de 900 çocuğunun olması gerekirdi.

Halbuki rical alimleri ve tarihçiler İmam Hasan’ın yalnızca on bir, en fazla ise on beş çocuğunun olduğunu kaydetmiştir.

Şeyh Mufid el-İrşad’da bu on beş çocuğu belirtmekte ve onların isimlerini de şu şekilde açıklamaktadır: Zeyd, Hasan, Amr, Kasım, Abdullah, Abdurrahman, Hüseyin, Talha, Ummu’l Hasan, Ummu’l Hüseyin, Fatıma Kübra, Fatıma Sugra, Ummu Abdullah, Ummu Seleme ve Rukayye.

Öte yandan İmam Hasan (AS) genç yaşta şehit edildi. Şehit edildiği sırada yalnızca 47 yaşındaydı. O, 17 yaşında evleniş olsa ömrünün geri kalan 30 yılında onun dört yüz, üç yüz ve hatta yetmiş kadınla evlenebilmesi mümkün müdür?

5- Tarihteki ünlü şahsiyetlerle ilgili olarak kaydedilen şeylerden biri de onların damatlarının isimleridir. Eğer İmam Hasan çok sayıda kadınla evlenmiş olsaydı, çok sayıda çocuğu ve doğal olarak kızlarını evlendireceği için çok sayıda damadının olması gerekirdi. Halbuki İmam Hasan’ın sadece dört damadı olduğu kaydedilmiştir. Bunların isimleri de şunlardır:

1- Seccad adıyla bilinen İmam Ali bin el- Hüseyin. 2- Ömer Eşref diye bilinen Ömer bin Zeynelabidin. 3- Abdullah bin Zübeyir, 4- Amr bin Zübeyir.

Araplardan meşhur bir kişinin veya bir Müslüman liderin yetmiş, doksan, iki yüz elli, üç yüz veya daha fazla hanımı olmasına rağmen sadece dört tane damadının olması hiç kabul edilebilecek bir şey midir?

6- İmam Hasan Mücteba, sahip olduğu aile ve karakter özellikleri sebebiyle İmam Ali’nin (AS) şehadetinden sonra birçok dini ve toplumsal meşguliyetler üstlendi. Hatta Muaviye bin Ebu Süfyan ile barış yaptıktan sonra da Medine-yi Münevvere’ye dönüp orada birçok dini ve toplumsal faaliyetlerde bulundu, imar ve ziraat işleriyle meşgul oldu. Ne çok fazla kadınla evlenmeye ne de onları boşamakla uğraşmaya fırsatı vardı.

İmam Hasan, özel ibadet hallerine sahipti. Zamanının büyük bölümünü namaz, dua, Kuran okuma, Müslümanlara dini hükümlerin öğretilmesi ve onların sorularının cevaplanması gibi şeylerle geçiriyordu.

İmam Hasan 20 kez yaya olarak Medine’den Mekke’ye gitti ve Allah’ın evini ziyaret etti. İki defa malının tamamını, üç kez de yarısını Allah yolunda sadaka olarak verdi. Sadaka dışında da yeri geldikçe verirdi.

O, İmam Ali’nin (AS) şehadetinden sonra onun hurmalıklarının ve mallarının mütevellisi oldu, onları layıkıyla yönetti ve gelirlerini de İmam Ali’nin vasiyeti doğrultusunda harcadı.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar