2- Deizm Öncü İsimler Ve Temel Doktrin

04 December 2025 30 dk okuma 7 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 2 / 7

Aydınlanmacılara ve öncülüğünü yaptıkları deistlere göre, Allah'ın yarattığı evren akıl yasalarına göre işliyorsa, bu ahlak alanında da böyle olmalıdır. İnsanların kurtuluşunu doğal ve rasyonel olan bu yasal dünya içinde aramak varken (örneğin, İbrahim peygamberin Hıristiyan, Yahudi ve Müslümanların kurtuluş örneğini bu doğallık içinde keşfetme örneği önümüzde dururken), insanın kurtuluşunu Tanrı'nın ayrı bir irade göstererek örneğin bir kiliseye aidiyete bağlaması düşünülemez.

Bu iddia özellikle Kalvinizm'in (Jean Calvin'in (1509-1564) kurucusu olduğu ekol) Tanrı'nın istediği insanı seçerek kurtardığı diğerlerini ebedi lanete uğrattığı görüşüne bir reddiyedir. Eğer tabiat kitabı yaratmada öngörülebilir rasyonel bir yaratma modelinden bahsediyorsa, aynı model neden insanın kurtuluşu için de çalışmasın ki? İnsanın özgürlüğünü bu rasyonellik ve doğallıkla mı yoksa sürekli kendi iradesine karşı bir iradeyle ona müdahil olan bir üst iradenin varlığıyla mı açıklamak daha mümkündür? 17. Yüzyıl İngiliz Platoncuları olarak adlandırılan bu grup bu soruları sorduktan sonra dönemlerinde gittikçe zemin kazanan kaderci teolojiyi reddetmişlerdir. Reddettikleri bu teolojinin tartışmalarda kullandığı hakim terim 'iman', din deyince de anladığı şey, 'manastır yaşamında insanı bağlayan kuralların çerçevelediği bir yaşam sürmeye dair verilen sözlerin bütünü' idi. Mesela bir 'dine girmek'ten bahsedildiğinde, manastırlardan birinde yaşamaya başlama anlaşılıyordu. Bu yerellikten dini kurtarıp evrensel bir Hıristiyanlıktan bahseden iki önemli isimden biri aynı zamanda Kur'an çevirisi de bulunan Alman teolog Nicholas de Cusanus (1401-64) diğeri ise Marsilio Ficino'dur (1433-99).

Alman dinler tarihçisi Max Müller'in Batı'd a evrensel bir dinin varlığından bahsedip diğer dinleri de bu dinin birer görünümü olarak tanımlama onurunun ona ait olduğunu söylediği Nicholas of Cusa, İngiliz Platonculuğunun ve deizmin öncülerindendir. Öğrenilmiş Cehalet (De Docta lgnorantia] adlı eserin yazarıdır. Tanrı'nın mahiyeti tartışmasından ziyade 'Tanrı'ya ilişkin bilginin imkanı'na tartışmayı kaydırarak teolojyi epistemoloji temelinde inşaya niyetlenerek, yüzyıllardır Katolik teolojisinin üzerine oturduğu Tanrı'nın, İsa'nın, Ruhu'lkudüsün mahiyeti tartışmalarının yarattığı parçalayıcı teolojiyi ortadan kaldırmak istemiştir. Bireysel farklılıklar ve Sonsuz olan Tanrı'nın bilgisel olarak kavranmasının imkansızlığı doğal olarak farklılığı getirmekte, bu farklılık da kendi ahlakını üretmektedir. Ve sonlu olanı tanımlama ve buna uygun bir ahlak geliştirmede bütün dinler izafi bir konumdadırlar. Cusa'ya göre, Hıristiyanlığın bu bilgi konusunda ayrı bir imtiyazı yoktur. Epistemik algıların farklılığına bağlı olarak farklılıkların varlığına da hoşgörü gösterilmesi gerektiğini savunmuştur ki bu kendi çağı için devrim mahiyetinde bir iddiadır. Cusa, Hz.İbrahim'i bütün din mensuplarının ve hatta çok tanrıcıların kurtuluş modelinin öncüsü olarak göstermektedir. Buradan hareket ederek de De Pace Fidei adlı eserinde ritüelleri farklı ama kaynakları aynı tek bir dinden bahsetmektedir. Platonik idealara uyarlarsak, Cusanus'a göre, bütün dinler mutlak tek dinin (una religio) gölgemsi görünümleridir.

Marsillo Ficino ise De Christiana Religione (1474) adlı eserinde, İngiliz Platooculuğuna Cusanus'tan daha fazla etkide bulunan şu iddiayı seslendirmiştir.

"İnsanlık kurulduğundan bu tarafa insanı insan yapan din olmuştur ve bu din baştan beri, farklı ritüellerde kendini göstermiş olsa da, tek dindir. Dinin ıııs,ııı için varlığı atııı kışneıııesi ve kopeğin havlamasındaki doğallık k.ıd,ır. doğaldır,''

Din, Ficino'da evrensel doğal ycıtkııılıktır Başka bir ifadeyle metafizik ilgi, insanın doğal yatkınlığı içinde vardır, De Ch11stıano Religione adlı eserinde Hıristiyanlık Dini'nden değil Hıristiyanlık dıııindeıı bahsl'tınektl'dir, Hıristiyanlığı bir isim değil sıfat olarak kullanmaktadır, Hıristiyanlık ona göre dinin modellerinden sadece biridir ve İsa da bir erdem ve hikmet abidesidir. İsa'nın bu hikmetli ve erdemli yaşamını takip eden herhangi bir din, Hıristiyan yani isa'nın yaşam modelini takip eden biri, olabilir, Hıristiyan onun için bir dine aidiyeti değil, bir yaşam modelini takibi içerir. Buradan hareketle deizmin öncü isimleri saydığımız bu düşünürler isim olarak Hıristiyanlık'tan değil de sıfat olarak 'hıristiyan' kişiliğinden bahsederler. Hıristiyan, Hz. İsa'nın şahsında cisimleşmiş bir yaşam modeline öykünen, onun gibi olmaya çalışan kişidir. Nihayetinde bir Hıristiyandan istenen İsa gibi bir mümin olmaktır.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar