2- Muhkem Ve Müteşabih

04 December 2025 57 dk okuma 13 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 12 / 13

Bütün bu örneklerde "Nazar" kelimesi göz dikmek anlamındadır ve "ila" harfi ile birlikte alınmıştır. Bu yüzden mezkur ayetin anlamı şudur: "O zor günde çehreler sevinçli ve aydındır. Zira Allah'ın lütuf ve inayetine göz dikmişlerdir."

Eşari, Allah'ın görüneceğini ispatlamak için, "Rabbim! Bana (kendini) göster" ayetini de delil olarak getirmiştir ki eğer Allah'ın görünmesi imkânsız olsaydı Hz. Musa nasıl böyle bir istekte buluna bilirdi?

Ama bu istek Hz. Musa'nın isteği değildi, İsrail oğullarının isteği idi ve Hz. Musa onların dilinden Allah'a arz etmişti. İsrail oğulları cahilce böyle bir istekte bulunmuş ve eğer Allah kendisini göstermezse iman getirmeyeceklerini söylemişlerdi. Hz. Musa onların isteklerini yerine getirmekten kaçınıyordu. Ama Allah kavmini isteğini dile getirmesi için Musa'ya izin verdi. Zira diğer ayetlerde Hz. Musa'ya böyle bir istekten dolayı baskı uyguladıkları için İsrail oğulları direkt kınanmıştır. Nisa suresinde şöyle buyrulmaktadır:

"Ehl-i kitap senden, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Onlar Musa'dan, bunun daha büyüğünü istemişler de, "Bize Allah'ı apaçık göster" demişlerdi. Zulümleri sebebiyle hemen onları yıldırım çarptı. Bilâhare kendilerine açık deliller geldikten sonra buzağıyı (tanrı) edindiler. Biz bunu da affettik. Ve Musa'ya apaçık delil (ve yetki) verdik." Yani İsrail oğulları Musa'dan kendilerine Allah'ı göstermesini istemişlerdi. Bu yüzden yıldırım çarpma belasına duçar oldular.

Bakara suresinde bu daha açık bir şekil belirtilmiştir: "Hani siz, "Ey Musa! Biz Allah'ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız" demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı."

Nitekim İsrail oğulları bu yersiz isteklerinden dolayı yıldırım çarpma belasına duçar oldular, bundan dolayıdır ki, İsrail oğulları direk Allah tarafından kınanmıştır, Hz. Musa kınanmamıştır.

Beden Azaları

Eşairiler, Allah'ın beden azalarına sahip olduğunu zannediyorlar ve Kuran'da el, ayak, çehre, göz gibi kelimelerin geçtiği ayetleri delil olarak öne sürüyorlar, örneğin; "Yahudiler, Allah'ın eli bağlıdır, dediler. Hay dedikleri yüzünden elleri bağlanası ve lânet olasılar! Bilâkis, Allah'ın elleri açıktır, dilediği gibi verir."

Lakin bu ayette Eşairi'nin iddiasını destekleyecek herhangi bir şey bulunmamaktadır; çünkü "elin bağlılığı" deyiminden maksat güçsüzlük ve acizliktir, bunun karşısında "elin açıklığı" ibaresi ise güç ve kudretin göstergesidir. Arap edebiyatında genellikle bu anlamlarıyla kullanılırlar, nitekim başka bir ayette şöyle deniliyor: "Elini bağlayıp boynuna asma. Ama onu büsbütün de salıverme. Sonra kınanır, hasretler içinde kalırsın." Bu iki tabirin hakiki mefhumları bu ayette kast edilmediği çok açık bir şekilde görülmektedir; çünkü kasıt hasret nedeni olacak yaşamda katılık ve davranışlarda rahatlıktır.

Yukarıdaki ayette geçen "elin bağlılığı-elin açıklığı" deyimleri Âl-i İmran suresinde fakir ve zengin unvanlarıyla zikredilmiştir:"Gerçekten Allah fakir, biz ise zenginiz diyenlerin sözünü andolsun ki Allah işitmiştir." Allah'u Teâlâ bu iddianın cevabında şöyle buyuruyor: "De ki: Lütuf ve ihsan Allah'ın elindedir. Onu dilediğine verir. Allah'ın rahmeti geniştir ve O her şeyi hakkıyla bilir." Başka bir yerde de buyuruyor: "Allah'ın elindedir, onu dilediğine bahşeder. Allah, büyük lütuf sahibidir."

Kuran'da on iki defa el kelimesi Allah'a nispet verilmiş ve bütün bu yerlerde kasıt güç ve kudrettir.

Kuran'da on bir defa çehre kelimesi kullanılmıştır ki mukaddes zatın kendisi anlamındadır, örneğin; "O'nun zatından başka her şey yok olacaktır." "Biz sizi Allah rızası için doyuruyoruz." Diğer ayetler de bu kabildendir.

Göz kelimesi Kuran'da bir defa tekil ve dört kez çoğul olmak üzere beş defa gelmiştir ve bunların tamamından kasıt özel inayettir. "Rabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen gözlerimizin önündesin." Hakeza Taha suresinde Musa'ya hitaben buyruluyor ki: "Gözümün önünde yetiştirilesin."

Baldır kelimesi de Kalem suresinde zikredilmiştir: "O gün baldır açılır." Buradaki baldırdan kasıt kıyamet gününün sıkıntı ve zorluğudur, Allah'u Teala başka bir ayette buyuruyor ki: "Ve baldır, baldıra dolaşınca İşte o gün sevk edilecek yer, sadece Rabbinin huzurudur."

Aslında "keşfu's-sag" ,Arap edebiyatında yaygın bir şekilde ciddiyet ve çabalamanın kinayesi olarak kullanılır. Yani oyun oynama dönemi olan bu dünyadaki hayat son bulmuş ve gerçekleri görme zamanının gelmiştir. Farsçada "keşfu's-sag" kelimesi yerine bir işe soyunmak veya kolları sıvamak deyimleri kullanılır ki kasıt herhangi bir işi yapmakta ciddi olmaktır.

İrade ve Özgür Olma

Eşairiler ve Adlcılar arasındaki tartışmalı konulardan biri de insanın özgür iradesi ile gerçekleştirdiği fiillerdir ki; acaba insan kendi iradesiyle mi bu fiiller tahakkuk bulur yaksa iradesinin dışında mıdır?

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar