2- İlahî Maârif Mertebeleri

04 December 2025 39 dk okuma 9 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 9 / 9

Bu mertebe resullerin, meleklerin ve sınanmış müminlerin mertebesinden daha aşağıdadır ama bundan sonra değineceğimiz avam mertebesinin üstündedir. Daha önce Allah’ın kitabında dört şey olduğuna dair rivayete dayanarak söyledik, din maârifinin zahirine ve ibarelerine ilaveten işaretleri de vardır ve de enbiyâ ve evliyanın aşağısında olan Allah’ın havas kulları da bunları anlarlar.

Bunlar özellikle diğerlerinin anlayamadığı Kur’an kıssalarını anlarlar. Örneğin Âdem (a.s) ile lanetlenmiş İblis kıssasını öyle bir anlarlar ki ne Allah’ın fâilî tevhidiyle uyumsuz olur, ne Âdem’in (a.s) velayet, hilafet ve ismet makamıyla, ne de lanetli İblis’in ibadet, ilim ve kavrayış makamıyla. Ya da kaderin sırlarından öyle noktaları bilirler ki avam halk onun en azını anlamaktan acizdirler, hatta onu duymaları ve üzerinde düşünmeleri, onların küfrüne ve dinden çıkmalarına denktir.

Bazı âriflerin deyimiyle من عرف سر القدر، فقد الحد bu tür maârifi bilenler, dinden çıkmaya yöneleceklerdir. Elbette bu sözden kastın bütün insan tabakaları ve Allah Teâlâ’nın bütün mahlûkatı olmadığı açıktır. Zira bazı kimseler kendileri kaderin sırrıdır, onlardan daha aşağıda olan bazıları ise kaderi bir noktaya kadar anlarlar ve huzurları ve sükûnetleri artar.

İbn Sinâ’ya bu ibareleri sordular, cevabında şöyle dedi:

ان هذه المسألة من المسائل التي لا يدور الا مرموزه و لا يعلم الا مكنونه

Maârifi İfşâ Etmenin Men Edilmesi

İlahî maârifte remiz şeklinde olan bazı şeyler Allah’ın havas kullarının nasibidir. Bunlar havastırlar ama avam halkın arasında yaşarlar. Hataya düşmeleri ve maârif sırlarını ifşâ etmeleri uzak bir ihtimal değildir. Bu yüzden Peygamber (s.a.a) ve pak ailesi (a.s) bunu ifşa etmeyi men etmişlerdir. Bu men etmenin ve alıkoymanın muhatabının muhabbet kapısının fanileri ve mukarrebler olmadığı açıktır. Zira onlar bunun sonuçlarını biliyorlar ve daha önce söylendiği gibi onlar bu açıdan, hatadan arınmış bir kalededirler. Bununla beraber bizim havas dediğimiz, onlardan daha düşük bir mertebededirler. Bu men etmeler, muhatapların hataya düşme ihtimalinin olduğunu göstermektedir, aksi takdirde feshedilirdi.

Elbette bu tür alıkoymaların ve men etmelerin muhatabının avam halk olmadığı açıktır. Zira onlar bu tür remiz ve sırlardan öyle habersizlerdir ki ifşanın bir anlamı yoktur. İfşanın men edilmesi, evvela bir remzi ve sırrı bilen, ikinci olarak hataya düşmeleri ve ifşa etme ihtimali akla yatkın olan kimseler için geçerlidir.

Emirü’l-Müminin (a.s) şöyle buyurmuştur:

القدر بحر عميق فلا تلجه ... طريق وعر و لا تسلكه ...

Eğer bu kelamın muhatabının avam halk olduğunu kabul edersek, Resulullah’ın (s.a.a) şu sözünün de havassa hitap ettiğini kabul ederiz:

القدر سر الله فلا تظهروا سر الله

Kader, ifşa edilmesi doğru olmayan bir sırdır. İfşâ etmenin men edilmesi, ifşa gücüne sahip olan kimseler için geçerlidir. Yani kaderin sırrına ulaşmış olmalıdırlar. Bunlar kaderin sırrına ulaştıklarına göre avam değillerdir ve ifşa etmeleri mümkün olduğuna göre de mukarreb değiller. Bu yüzden onları bundan alıkoymak gerekir.

Bazılarına göre حاء الحواميم سر الله في السور، اخفي حقيقته عن رؤية البشر ibaresinde beşer ile kastedilen bütün insanlar değildir. Bunlar beşerî yönü ağır basmakla kalmayan, sadece beşerî yöne sahip olan kimselerdir, yani avam. Ebu Basîr ve Muhammed b. Müslim İmam Ca’fer Sâdık’ın (a.s) şöyle söylediğini nakletmişlerdir:

خالطوا الناس بما يعرفون و دعوهم مما ينكرون ... ان امرنا صعب مستعصب ...

Bu tür men etmeler yalnız halkın genelini korumak ve maslahatlarını gözetmek içindir. Çünkü bu tür maârifi duymaya ve taşımaya mecalleri yoktur.

Noktalar tiz çelik kılıçlar gibi/ Eğer siperin yoksa dön kaç geri

Bu kılıcın yanına gelme kalkansız / Kılıcın kesmesinden utanılmaz

Havassın, ilahî maârif sırlarını, anlama ve taşıma kabiliyeti olmayanlara açmamaları gerektiği gibi, liyakatli kişilerden de esirgememeleri gerekir. Emirü’l-Müminin’in (a.s) söylediği gibi

ان حديثنا صعب مستعصب، خشن، مخشوش، فانبذوا الي الناس نبذاً، فمن عرف فزيدوه و من انكر فامسكوا

Cömertlikle beraber gizlilik; sakının ve eli açık olun. Ehil olmayandan sakının ve ehline bağışlayın.

Avamın Mertebesi

Bu mertebe, halkın genelinin anlama ve elde etme kabiliyetine sahip olduğu için avam olarak nitelendirilmiştir. Gerçi bu kabiliyet insanların çoğunda asla aktif hale gelmez. Bu sebeple resmî şeriat ilimlerinde de birçok mertebeler ve dereceler vardır. İnsanların çoğu bu mertebeye aşina olduğundan ve yazar bu konuyu başka bir yerde şerh ettiğinden, bu konuyu tekrar işlemekten kaçınmaktadır.

Dergiler: “İttila’-resânî ve Kitabdârî” ve “Keyhân-ı Ferhengî”, Âzer, 1382 hş, Sayı:2.

Önceki Sayfa 7 8 9 Sonraki Sayfa

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar