2- İmamların Asrındaki Şiiler ve Mehdîlik Konusu

04 December 2025 57 dk okuma 13 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 1 / 13

İmamların Asrındaki Şiiler ve Mehdîlik Konusu

Dr. S. Ali Hâşimî

Özet

Vadedilen kurtarıcıya inancın tarihsel temeli, zamanımızda kimilerinin eleştiri yönelttiği önemli konulardandır. İlk tarih ve rivayet kaynaklarının tavsif-tahlil incelemesiyle ulaştığımız sonuç şudur ki, bu öğretinin özgünlüğü ve Masum İmamların (a.s) asrındaki Şiilere ait oluşu, Müminlerin Emiri Ali'nin (a.s) zamanından itibaren İmamların hazır bulunduğu asır boyunca ispatlanabilir ve köklerine ulaşılabilir. Bu dönem süresince ihtilaf konusu olan veya belirsizlik içeren ise daha ziyade vadedilen Mehdi'nin şahsen tanınması meselesi olmuştur. Çünkü Şiî maarifin açıklanması konusunda huzur asrındaki siyasi durumun güçlükleri gözönünde bulundurulursa bazı öğretilerin açıklanıp yerleşmesinin tedrici süreci, Mehdîlik öğretisinin ayrıntılarının belirsiz olmasının doğal karşılanması ve bunun gereği, bireylerin bilgi farklılıkları vs. tabii görünmektedir ve İmamların asrındaki Şiiler arasında bu öğretinin esasına ilişkin herhangi bir sorun oluşturamaz.

Anahtar kelimeler: Mehdîlik, kurtarıcı, İmamların (a.s) ashabı, ilk Şiiler.

Giriş

İmamların (a.s) asrındaki Şiilerin inançları hakkında yapılan tahkikler ve zamanımızdaki Şiilerin makbul düşünceleriyle onlarınkinin kıyaslanması, son yıllarda üzerinde fazlaca odaklanılmış bahislerdendir. Bu arada ilk Şiilerin imametle bağlantılı konular hakkındaki bakışaçısının incelenmesi de özel bir önem ve hassasiyet taşımaktadır. Çünkü imamet, Şia'yı diğer İslam fırkalarından ayıran en temel özelliğidir. Bu tür araştırmalar, Şia'nın günümüzdeki inançlarının itibar ve özgünlüğüyle irtibatlı olmasına ilaveten, geçmişteki Şiilerin inançlarının, sahih itikadın tashihi ve güçlendirilmesinde etkili olan tenkidi ve yeni bir okumasıdır.

Bazı ihtilaflara rağmen ilke olarak Mehdîliğe itikat İslam'ın kesin öğretilerindendir. Allah Rasülü'nden (s.a.a) ve Masum İmamlardan (a.s) bu konuda çok sayıda rivayet nakledilmiştir. Bununla birlikte özellikle son yıllarda kimileri, hassaten tarihsel tartışmalara dayanarak Şia tarihinde bu inancın aslı olup olmadığı mevzusunda ortaya çıkan birtakım kuşkuları münakaşa etmeye çalışmıştır. Bu makalede inceleme konusu yapacağımız nokta, İmamların (a.s) ashabı ve Şiilerinin, İmamların (a.s) döneminde ve gaybetin başlangıç yıllarında bu öğretiye ne ölçüde aşina olduklarıdır. Böylece ilk Şii toplumda bu düşüncenin iniş çıkışlarının tahkiki sayesinde Şiilerin günümüzde bu inanca olan itikadının köklerinin o dönemde mi olduğu, yoksa sonradan ortaya çıkmış bidat mi sayılması gerektiği açıklık kazanacaktır.

Bu satırların yazarı, şimdiye dek, bu mevzunun tarihsel boyutunu inceleyen müstakil bir kitap veya makaleye ulaşabilmiş değildir. Bu tahkikin ana kaynakları, birinci el rivayet ve tarih kaynaklarıdır. Tarihsel yaklaşım, özgün kaynaklara dikkat çekilmesi, inançlarına aşinalık konusunda kişilerin kendi sözlerinin altının çizilmesi bu araştırmanın getirdiği en önemli yeniliklerdir.

Hz. Ali'nin İmameti Döneminde Mehdîlik

Emirul Müminin Ali'nin (a.s) imameti dönemini iki aşamaya ayırmak mümkündür: Hazret'in (a.s), toplumun kültürel ve sosyal idaresini yürütmekten uzak kaldığı ilk yirmibeş yıllık devre ve kısa süreli hükümet dönemi. İmametin ilk döneminde Mehdîlik düşüncesi pek o kadar gündemde değildi. İmam'ın (a.s) ashabı için daha ziyade ilkesel olarak imamet bahsi ve tecellileri ve halifelere nasıl davranılacağı gibi konular söz konusuydu. Mehdîlik bahsi, imamet mevzusunun füruatındandır. Dolayısıyla henüz imamet konusunun bütünüyle açıklığa kavuşmadığı bir zamanda onun alt başlıklarının daha fazla üstü kapalı olması doğaldır. Şiilerin Allah Rasülü (s.a.a) veya Ali'den (a.s) bu konuda işitilmiş hadislere vukufiyeti sınırlı oluyordu. Tabii olarak bu miktarda vakıf olunması da herkesin harcı değildi. O dönemde bu miktarda aşinalığın bu öğretinin tanıtılmasına Ehl-i Beyt'in (a.s) verdiği önemin alameti olduğuna dikkat edilmelidir.

Cabir b. Abdullah Ensarî, Allah Rasülü'nün (s.a.a) zamanından itibaren, içinde tek tek İmamların, bu cümleden olarak da Onikinci İmam'ın (a.s) isim ve bazı sıfatlarının yazılı olduğu bir sahifeden haberdardı ve onun bir nüshasını kendine saklamıştı. Ammar da Peygamber-i Ekrem'den (s.a.a), İmamların oniki kişi olduğunu ve İmam Hüseyin'in (a.s) neslinden dokuzuncu evlat olan onikincisinin, uzun bir gaybet dönemi geçirip zuhuruyla dünyanın adaletle dolacağı vadedilen Mehdi (a.f) olduğunu işitmişti.

Bir grup İbn Abbas'ın vefatı sırasında Taif'te onu ziyarete gitmişti. Dediler ki: “İnsanlar hükümet mevzusunda ihtilaf içinde. Bazısı Ali'yi diğerlerine öncelikli görüyor. Kimisi de onu üç halifeden sonraya yerleştiriyor.” İbn Abbas onlara Peygamber'den (s.a.a) bir hadis nakledip şöyle dedi:

"Ali (a.s) Peygamber'den (s.a.a) sonraki imamdır… Ali'den sonra Hasan ve Hüseyin ve Hüseyin'in evlatlarından dokuz kişi imamdır. Mehdi de (a.f) onlardandır."

Önceki Sayfa 1 2 3 Sonraki Sayfa

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar