2- İmamların Asrındaki Şiiler ve Mehdîlik Konusu

04 December 2025 57 dk okuma 13 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 2 / 13

Emirulmüminin'in (a.s) kısa süreli hükümet dönemi, aralarında Mehdîlik mevzusunun da bulunduğu Şiî maarifin gelişip yayılmasının altın çağı kabul etmek mümkündür. Bu dönemde İmam Ali (a.s) Şiilerin dinî mercii olarak Ehl-i Beyt'e (a.s) ait ilimlerin muhtelifi boyutlarını Şiilere açtı. Hz. Ali (a.s), vadedilen Mehdi (a.s) hakkında Kumeyl b. Ziyad Nehaî, Esbağ b. Nebate ve Âsım b. Damre'ye ve ashabından başkalarına konuşmuştur. Aynı şekilde ondan, doğrudan veya ima yoluyla Mehdîlikten bahsettiği rivayetler de nakledilmiştir. Müminlerin Emiri'nin (a.s), bazı ashabının sorusu üzerine vadedilen Mehdi'yi (a.s) ve Mehdi'nin (a.s) özelliklerini bildirdiği rivayetler de vardır. Bu rivayetler Mehdîlik mevzusunun onun Şiileri ve ashabı arasında yabancı bir konu olmadığını ve bu gelişim döneminde onların mevzuya iyice aşina olmasını sağladığını göstermektedir.

İmam Hasan ve İmam Hüseyin Döneminde Mehdîlik

Mehdîlik öğretisinin revaç bulmasında bu güzel başlangıç, Emirulmüminin'in (a.s) kısa ama çok bereketli dönemi sonrasında düşüşe geçmiştir. Bunun sebebi, İmam Hasan-ı Mücteba'nın (a.s) altı aylık zâhiri hükümetinden sonra Muaviye hükümetinin karanlık ve zehirli döneminin başlamış olmasıdır. Bu devre, İmam Hasan ve İmam Hüseyin (a.s) ve onların Şiileri için en zor zamanlardır. Mevcut nakillerden, Şia'nın ilmî ve itikadî konuları için ortamın hazır olmaması nedeniyle İmam Mehdi'den (a.s) sözedilmesinin de pek gündeme gelmediği sonucu çıkmaktadır.

İmam Mücteba'nın (a.s) sözlerinde Oniki İmam (a.s) ve Mehdîlikle ilgili bazı işaretler bulmak mümkündür. Nakledilen bir rivayette Hazret (a.s), vadedilen Mehdi'yi (a.s) kıymetli kardeşi İmam Hüseyin'in (a.s) neslinden, uzun gaybet dönemi geçirecek dokuzuncu evlat olarak tanıtmıştır. Yine İmam Hüseyin'den de (a.s) bu konuda elimize birtakım rivayetler ulaşmıştır. Bu iki büyük imamın, Müminlerin Emiri'ni (a.s) veya Allah Rasülü'nü (s.a.a) görmüş olan Cabir b. Abdullah Ensarî ve Abdullah b. Abbas gibi bazı ashabı da Mehdîlik konusunda rivayetler nakletmiştir. Ama onların diğer ashabından bu konuda bir konuşmaya rastlanmamaktadır.

Bu durgunluğun, Şiî toplumunun bu öğretiye aşina olmadığı manasına gelmediğine, bilakis daha ziyade bu dönemde öğretinin yayılması ve güçlenmesinin oldukça yavaşladığı anlamı taşıdığına dikkat edilmelidir. Bu öğretinin bir sonraki dönemde görülen siyasi çıkışı, her ne kadar özellikleri ve detayları tamamen aydınlanmamışsa da bu öğretinin esas itibariyle Şiilerin zihin ve inancında yerini koruduğunun en güzel şahididir. Aynı dönemde bir nakilde geçtiğine göre İmam Hüseyin'in (a.s) ashabından birisi ona sordu: “Bu işin sahibi siz misiniz?” İmam (a.s) olumsuz cevap verdi ve sonra beklenen imamın alametlerini açıkladı. “Sahibu'l-emr” ifadesi, İmamların (a.s) ve ashabının cümlelerinde ve rivayetlerinde vadedilen Mehdi'ye (a.s) işaret olarak kullanılmış meşhur vasıflardandır. Bu nakil, ashabının tamamının Mehdîlik konusuna aşina olduğunu ve o dönemde zuhurun beklendiğini beyan etmesine ilaveten, ravi gibi bazı Şiiler için onun tatbikinin belirsizlik içerdiğini göstermektedir.

İmam Seccad'ın İmameti Döneminde Mehdîlik

Emirulmüminin'in (a.s) imameti döneminde ortaya çıkmış “Sebeiyye” gibi Mehdîlikle ilgili bazı sapkın akımlar bir yana, bu dönemi, vadedilen Mehdi ünvanının tatbikiyle bağlantılı, sonraki dönemlerde de devam edecek ciddi siyasi ve kültürel krizlerin başlangıcı kabul etmek mümkündür.

Zorba Emevi hükümetlerinin ve ondan sonra da Abbasilerin Şiilere uyguladığı baskı ve zaman içinde bu hükümetlerde, özellikle de aralarında iktidarın el değiştirmesi sırasında ortaya çıkan zayıflama bu meseleyi güçlendiren etkenlerdendi.

Emevilerin sayısız zulümlerinden bezmiş olan Şiiler, bu hükümetlerde zayıflık gördüklerinde kendi kurtarıcılarının peşine düştü. Mehdî ünvanının Emevilere kıyam eden Alevilere tatbiki onlar için yatıştırıcıydı ve hoşlarına giden bir şeydi. Bu yanlış karşılaştırmalar bu koşullarda Şia akımları arasında genel anlamıyla başlamış oldu. Bu ünvan, Kisaiyye ve Vâkıfe gibi fırkaları da içine almaktadır.

Bu dönemde Muhammed b. Hanefiyye'nin Mehdîlik iddiasını, Muhtar b. Ebi Ubeyd'i izlediğini öne süren ve zaman içinde Kisaiyye adında sapkın bir fırkaya dönüşen bazı kimseler ortaya attı. Kisaiyye'den kimisi Muhammed b. Hanefiyye'nin İmam Mehdi olduğuna inanıyordu. Bu kişiler, Muhammed'in vefatından sonra onun ölmediğine ve ölmeyeceğine, bilakis geri döneceğine ve hükümeti ele geçireceğine inandı.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar