2- İmamların Asrındaki Şiiler ve Mehdîlik Konusu

04 December 2025 57 dk okuma 13 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 4 / 13

Bu tür nakiller, buraya kadar açıklananları teyit ederek İmam Bâkır'ın (a.s) bu mevzuda bilgi bahşeden rolünü ortaya koymaktadır. İmamlardan (a.s) kıyam talebi de Şiilerin kurtarıcının zuhurunu beklediklerini beyan etmekte ve zımnen bu kişilerin İmam Kâim'in (a.f) özelliklerine ilişkin net bir tarife sahip olmadıklarını göstermektedir. İmamların (a.s) cevaplarından da gayet iyi anlaşılmaktadır ki bu kıyamı yalnızca İmam Kâim'e (a.f) has kabul etmekteydiler ve kendilerini beklenen imam görmüyorlardı.

Abdullah b. Atâ anlatır: İmam Bâkır'a (a.s) dedim ki: “Irak'ta Şiileriniz çok fazla. Allah'a yemin olsun, sizin aranızda sizin gibi bir hanedan da mevcut değil. Neden kıyam etmiyorsunuz?” İmam şöyle buyurdu: “Ey Abdullah, ahmak insanların sözlerine kulak veriyor gibisin. Ben o şahıs değilim.” Dedim ki: “Öyleyse o mevlamız kim?” Şöyle buyurdu: “Bakın, doğumu halktan gizli olan kimse sizin mevlanızdır.”

Abdullah'ın bu sözü, o dönem Şiilerinin kültürel atmosferinde Mehdîlik ve vadedilen kurtarıcının kıyamı mevzusu çok hararetli ve heyecan vericiydi. O da bu atmosferin etkisi altında vadedilen Mehdi'yi bekliyordu. İmam (a.s) bu fikrinin cahil insanların propagandalarından etkilendiğini düşünüyordu. İmam Bâkır'ın (a.s) sözündeki diğer bir nokta da şudur ki, o, vadedilen Muntazır (a.s) hakkında zuhur zamanının uzak ve onun da Onikinci İmam olduğunu söylememiştir. Aksine şöyle buyurmaktadır: “Takip edin, doğumu insanlardan gizli olan kimse vadedilendir.” Bu tür ifadelerden ve ileride gelecek olan tanımlamalardan, İmamların (a.s), her ne kadar uygun gördükleri yerlerde muhataplara detayları beyan etseler de ferec beklentisini diri tutma kasdı taşıdıkları anlaşılmaktadır.

Başka bir rivayette İmam Bâkır'ın (a.s) ashabından bir diğerinin Abdullah'ın sözlerine benzer konuşmayı İmam'a arzettiği ve “Ashabınız çok, neden kıyam etmiyorsunuz?” dediği geçmektedir. Hazret buna cevaben şöyle buyurdu: “Her biri bir ihtiyacı olduğunda o ihtiyacı kardeşinin cebinden karşılayacak kadar kendini yetiştirmiş mi?” “Hayır.” cevabı verdi. Bunun üzerine Hazret şöyle buyurdu: “Onlar kendi kanları konu olduğunda çok cimridir. Kâim'in ortaya çıkma zamanı geldiğinde insan ihtiyacını kardeşinin cebinden karşılayacak ve o bunu men etmeyecektir.”

Bir nakilde geçtiğine göre İmam Bâkır (a.s), Şiilerinin zor imtihanlara hazırlanmasını sağlamaya çalışıyor ve şöyle buyuruyordu: “Beklediğiniz, halis olmadığınız ve elekten geçmediğiniz sürece gelmeyecektir. Beklediğiniz, umutsuzluğa kapılmadığınız sürece gelmeyecektir. Kirli insan kirlendikten ve mutlu insan mutlu olduktan sonra gelecektir.”

Mehdîlik bahsinin bu dönemde diri olduğuna ve bazı Şiilerin onun detaylarından haberdar olmadığına dair diğer şahitlerden biri de İmam Bâkır'ın (a.s) Mehdiliğinin ortaya atılmasıdır. Hazret'in ashabından bazıları, onun, Peygamber (s.a.a) sülalesinin kâimi olduğuna ihtimal veriyordu. Hakem b. Ebi Nuaym, İmam Bâkır'a (a.s) sordu: “Âl-i Muhammed'in kâimi siz misiniz? Eğer kâim sizseniz hizmetinize gireyim. Değilseniz işime gücüme bakayım.” Hazret onu şöyle buyurdu: “Biz İmamların hepsi Allah'ın emrine kâim olanlarız.” Hakem sordu: “Siz Mehdi misiniz?” İmam cevap verdi: “Hepimiz Allah'a doğru kılavuzluk yapıp yol gösteririz.” Hakem sordu: “Siz, kılıcın sahibi ve onun varisi, Allah'ın düşmanlarını öldürecek, dostlarına izzet verecek ve Allah'ın dinini aşikar edecek olan mısınız?” Hazret ona vadedilen Muntazır olmadığını açıkladı ve ondan maişetini kazanmaya bakmasını istedi. Hamran b. A'yan da İmam Bâkır'a (a.s) sordu: “Siz vadedilen misiniz?” Hazret bunu reddederek Hazret-i Hüccet'in (a.f) bazı zâhiri vasıflarını açıkladı.

Üzerinde düşünülmesi gereken şey, bazı nakillerde İmam Bâkır'ın (a.s), İmam Sâdık'ı (a.s) kâim olarak tanıtmasıdır. Sonraki dönemlerde bazı İmamlar konusunda da bu ifadeyi görmekteyiz. Cabir b. Yezid Ca'fî İmam Bâkır'a (a.s) sordu: “Sizden sonra kâim kim olacak?” Hazret, İmam Sâdık'ı (a.s) işaret etti ve şöyle buyurdu: “Allah'a yemin olsun o, Âl-i Muhammed'in kâimidir.”

Bu nakilde İmam Bâkır'ın (a.s) kastettiği, İmam Sâdık'ın (a.s) Mehdîliği değildir. Başka bir rivayette Hazret'in maksadı izah edilmiştir. Anbese b. Mus'ab, Cabir'in bu rivayetini İmam Sâdık'ın (a.s) yanında dile getirdi. İmam, Cabir'in sözünü teyit etti ve Anbese'nin şaşkınlığı karşısında şöyle buyurdu: “Galiba her imamın önceki imamdan sonra kıyam ettiğini bilmiyorsunuz.” Başka bir nakilde de İmam Sâdık'a (a.s) Kâim (a.f) hakkında sorulduğu geçmektedir. Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Hepimiz birbirinden sonra Allah'ın emrine kıyam edenleriz. Ta ki kılıç sahibi gelene dek. O geldiğinde vaziyet farklı olacaktır.” İmam'ın bu izahından, bazı rivayetlerde geçen Kâim'den muradın, imamet işine kıyam edenler olduğu açıklık kazanmaktadır. Fakat neden bu ifade kullanılmıştır? Belki de bunun hikmetlerinden biri, fereci beklemeyi diri tutmaktır.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar