Muhammed b. Müslim şöyle der: Âl-i Muhammed'in (s.a.a) kâimi hakkında sormak üzere İmam Bâkır'ın (a.s) yanına gittim. Sorumu yöneltmeden önce İmam bana şöyle buyurdu: “Ey Muhammed b. Müslim, Âl-i Muhammed'in kâimi beş peygambere benzer...” Rivayetin sonunda İmam Bâkır'ın, Süfyanînin Şam'dan çıkışı, Yemanînin hurucu, Ramazan ayında gökten gelen çığlık, gökten İmam-ı Asr'ın (a.f) ve muhterem babasının adını zikreden ses gibi olayları onun zuhurunun alametleri arasında saymıştır. Bu rivayet, İmam ve ashabının Mehdîlik bahsinin detaylarına girdiklerini göstermektedir.
İmam Bâkır'ın (a.s) ashabı arasında Mehdîlik düşüncesine daha fazla vakıf bazı kimseler de vardır. Ebu Basir, kırk yıl önce Hazret'in “Bizden oniki muhaddis vardır. Yedinci muhaddis, benden sonra kâim evladımdır.” buyurduğunu işittiğini iddia ediyordu. Bu nakil göstermektedir ki, ashabından bazısının aksine İmam Bâkır'ın (a.s) Âl-i Muhammed'in (s.a.a) kâimi olmadığını ve vadedilen Mehdi'nin (a.f) onun yedinci evladı olduğunu biliyordu.
Zeyd b. Ali'den de, onun Mehdîliğe aşina olduğunun bariz alameti sayılabilecek bazı konuşmalar nakledilmiştir. Muhammed b. Bukeyir şöyle aktarır: “Zeyd'in Irak'a ziyareti sırasında onu görmeye gittim. Bana babasının sözlerini nakletmesini istedim. Şöyle konuştu: “Mustafa ve Murtaza bizdendir. Bu ümmetin kâimi olan Mehdi bizdendir.” Dedim ki: “Ey Allah Rasülü'nün evladı, kâiminizin ne zaman kıyam edeceği hakkında size bir haber ulaştı mı?” Dedi ki: “Ey Bukeyir'in oğlu, sen onu göremeyeceksin. Bundan sonra vasilerden altı kişinin ardından yeryüzünü adaletle dolduracak kâimimizin huruc zamanı gelecektir.” Sordum: “Ey Allah Rasülü'nün oğlu, siz bu işin sahibi değil misiniz?” Dedi ki: “Ben Itret'tenim.” Sorumu tekrarladım. O da aynı cevabı verdi.
Diğer bir nakilde Muhammed b. Müslim şöyle der: Zeyd b. Ali'nin yanına gittim ve ona dedim ki: “Bir topluluk sizin işin sahibi olduğunuzu düşünüyor.” Dedi ki: “Fakat ben Itret'tenim.” Dedim ki: “Öyleyse bu işi sizden sonra kim üstlenecek?” Dedi ki: “Altı halife. Mehdi onlardandır.” Muhammed b. Müslim şöyle der: İmam Bâkır'ın (a.s) yanına gittim ve Zeyd'in sözlerini ona naklettim. Şöyle buyurdu: “Kardeşim Zeyd doğru söylemiş. Benden sonra vasilerden yedi kişi gelecek. Mehdi onlardan biridir.” Sözünün devamında şöyle buyurdu: “Onu Kunase mahallesinde darağacına asılmış olarak görür gibiyim.” İmam (a.s), devamında dedesi İmam Hüseyin'in (a.s) Allah Rasülü'nden (s.a.a) bir rivayetini nakletmiştir. Rivayette Allah Rasülü (s.a.a) şöyle buyurmaktadır: “Evladım, senin neslinden Zeyd isimli birisi ortaya çıkacak ve mazlumca öldürülecek. Kıyamet koptuğunda cennete gidecek.”
Önceki rivayetten Zeyd'in imamet iddiasında bulunmadığı ve İmam Bâkır'a (a.s) muhalefet etmediği anlaşılmaktadır. İkinci rivayetin naklinde küçük bir belirsizlik vardır. Zeyd'in naklinde “sitte (altı)” imam zikredilmiştir. İmam Bâkır'dan (a.s) rivayetin devamında ise Hazret (a.s) Zeyd'i teyit ederken İmamların sayısını yedi olarak belirtmiştir. Öyle anlaşılıyor ki “seb'a (yedi)” sayısı doğrudur ve yanlışlıkla “sitte” yazılmıştır.
İmam Bâkır'dan (a.s) Mehdîlik hakkında ashap ve Şiilerine konuştuğuna ve bunun, ashabının bu mevzudaki bilgisini arttırmada etkili olduğuna dair çok sayıda rivayet nakledilmiştir. Dolayısıyla bu döneme özgü siyasi şartlar, İmamlar (a.s) tarafından Şiiler arasında bekleyişi diri tutma gayreti, Alevilerin kıyamları ve onların propagandaları, vadedilen Mehdi'nin bazı kimselere yanlışlıkla tatbikine ve belirsizliğin oluşmasına zemin hazırlamıştır. Hatırlatmak gerekir ki Şia'nın tüm akımları bu siyasi maraza yakalanmadı ve yanlış tatbiklere uymadı. Sözkonusu nakiller, kuşkuya kapılmayan çoğu Şiinin bu öğretiden emin olması ve sükutu karşısında yeralır.
İmam Sâdık'ın İmameti Döneminde Mehdîlik
Şiî toplumunda Mehdîlik düşüncesi, İmam Sâdık'ın (a.s) imameti asrında da muhterem babasının dönemindeki gibi yoğun biçimde mevcuttu. Bu dönemde de sözkonusu etkenler Şiî toplumunda bazı dalgalanmalar meydana getirebildi.
Bazı kimselerin Muhammed b. Hanefiyye'nin Mehdi olduğuna inancı İmam Sâdık (a.s) döneminde de sürdü. Bu fırkanın mensuplarından Hayyan Sirac, İmam Sâdık'ın (a.s) yanına gidip gelen biriydi. Onun İmam'la (a.s) görüşmesi ve sohbetinden birkaç rivayet nakledilmiştir. Bu konuşmalarda İmam (a.s), Muhammed b. Hanefiyye'nin vefat ettiğini belirtmektedir.
Bu dönemde Mehdîlik düşüncesindeki bir başka sapma da Muhammed b. Abdullah b. Hasan'ın vadedilen Mehdi olduğunun iddia edilmesidir. Bu da yine Mehdîlik mevzusunun ve vadedilen Mehdi'nin (a.f) özelliklerinin, İmamların dışındakileri de kapsayan genel anlamıyla Şii toplumunda yeterince açık olmadığını ve kötüye kullanıldığını göstermektedir. Abdullah b. Hasan, oğlu Muhammed'i bizzat kendisi vadedilen Mehdi olarak tanıttı, Haşimoğulları ve Şiilerden bir grup da Muhammed'e Mehdi olarak biat etti. Muhammed, Mansur Abbasî zamanında kıyam etti ve öldürüldü.