2- İmamların Asrındaki Şiiler ve Mehdîlik Konusu

04 December 2025 57 dk okuma 13 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 7 / 13

İmam Sâdık'ın (a.s) Haris b. Muğire gibi bazı ashabı, Âl-i Muhammed'in (s.a.a) kâiminin gaybetinden haberdardılar ve İmam'a (a.s) bu dönemdeki görevin ne olduğunu sormuşlardı. İmam Sâdık'ın (a.s) ashabından biri Seyyid Yemanî'nin kıyamını, o dönemde kıyam edenlerden biriyle kıyasladı. Ama İmam (a.s) şöyle buyurdu: “O Seyyid Yemanî değil. Yemanî Ali'yi (a.s) sever. Ama bu adam ondan hoşlanmıyor.” Böyle bir nakil, zuhurun alametlerinin (Seyyid Yemanî'nin kıyamı gibi) ashaptan kimisi için büyük ölçüde tanındığını göstermektedir.

İmam Sâdık'tan (a.s), ashabını Mehdîlik maarifiyle tanıştırdığına ilişkin çok sayıda rivayet nakledilmiştir. Hazret'in bu konuşmalarının, ashabından çoğunun bu konuya vakıf olmasına sağladığına tereddüt yoktur. Gerçi bu mevzunun kapsamı ve zorluğu gözönünde bulundurulunca ashabın tamamının bu konuda tam bilgi sahibi olması beklenemez.

Bir nakilde Abdullah b. Ebi Ya'fur'un, İmam Sâdık'a (a.s) İmam Mehdi (a.f) hakkında sorduğu geçmektedir. Hazret şöyle cevap verdi: “Yedinci İmam'ın neslinden beşinci evlat, aranızdan kaybolacak. Onun adını dile getirmeniz caiz değildir.”

Bir rivayette İmam Sâdık (a.s), Zürare'ye zuhur asrını izah ederek şöyle buyurmuştur: “Kâimimiz kıyam edeceği zaman, Kur'an'ı ve dinin öğretilerini, Allah'ın Muhammed'e (s.a.a) indirdiği şekliyle size öğretecektir. Bu sırada cahilleriniz onu şiddetle inkar edecektir. Sadece başlarının üstünde sallanan kılıcın keskinliği korkusuyla Allah'ın dinine dayanacaklar. İnsanlar Peygmber'den (s.a.a) sonra Allah'ın dinini değiştirdi ve onu tahrif etti. Kimisi ona bir şeyler ekledi ve bazı şeyleri de çıkardı.”

Başka bir rivayette de İmam Sâdık (a.s) Mufaddal b. Ömer'e kendisinden sonraki imamı Musa Kazım (a.s) olarak tanıtmakta ve sonra vadedilen Muntazır'ın (a.f) nesebini İmam Kazım'a (a.s) kadar açıklamaktadır.

Ebu Basir de İmam Sâdık'a (a.s) şöyle sorar: “Siz Ehl-i Beyt'in kâimi kimdir?” Hazret şöyle buyurur: “Oğlu Musa'nın neslinden beşinci evladım kâimdir.” Sonra İmam Sâdık (a.s) İmam Muntazır'ın (a.s) gaybet ve zuhur dönemleri hakkında izah vermeye başlar. Seyyid Hımyerî de İmam Sâdık'a (a.s) Mehdîlik hakkında sormuş ve Hazret ona açıklamıştır: İmamlar oniki kişidir. Altıncı evlat vadedilen Mehdi'dir.”

Bu nakillerden, Şia'nın bu dönemde, diğer bahislerin yanında, zaman içinde Mehdîlik mevzusundaki bilgilerini de tamamladığı ortaya çıkmaktadır. Doğaldır ki rivayetler nesilden nesile aktarılıyor ve kuşkular birbiri ardınca bertaraf edilip sapkın akımların Şia'nın asli bedeni üzerindeki etkisi azaltılıyordu.

İmam Kazım'ın İmameti Döneminde Mehdîlik

Mehdîlik cereyanının kötüye kullanımı, o dönemin zor siyasi şartlarından yararlanmak ve çevresine insanları toplamak isteyen bazı kimseler için tedavüldeki sikke değerindeydi. Bir kesim, İmam Sâdık'ın (a.s) şehadetinden sonra onun vefat etmediği ve zuhur edeceği propagandasına başladı. Onlar, İmam Sâdık'ı (a.s) vadedilen Mehdi olarak tanıtıyordu. Bu kişiler İmam Sâdık'ın (a.s) Mehdi olduğu hakkında bazı hadisler de nispet ediyordu. Bu fırkaya Navussiyye adı verildi.

Bu asırda Mehdîlikle bağlantılı olarak ortaya çıkan diğer bir sapkın akım İsmailiyyedir. İmam Sâdık'ın (a.s) bazı Şiileri, onun şehadetinden sonra oğlu İsmail'in imametine inandı. İsmail, babası hayattayken vefat etti. Buna rağmen bu grup İsmail'in vefatını inkar etti. Çünkü İmam Sâdık'ın (a.s) imamet için onu işaret ettiğine ve İmam'ın da haktan başka bir şey söylemeyeceğine inanıyorlardı. Bu grup, İsmail'in cenaze ve defin merasiminin, onun canını korumak için İmam Sâdık (a.s) tarafından planlandığını savundu. İsmail'in vadedilen Mehdi olduğuna inanmaktaydılar. Kaybolmuştu ve zuhur ederek yeryüzünün hakimiyetini eline alacaktı. Bu gruba İsmailiyye-i Hâlise adı verildi.

Mehdîlik mevzusunun ayrıntılarında varolan belirsizliklere ilaveten, sapkın akımların ortaya çıkışında rol oynayan dünya menfaati ve diğer etkenleri de ihmal etmemek gerektiğini hatırlatalım. Dolayısıyla bu tür sapkın akımlar daima mevzudaki belirsizliği gösteriyor değildir. Bilakis belirsizlik, etkenlerden sadece bir tanesidir.

Böyle durumlarda doğaldır ki Ehl-i Beyt'in (a.s) Şiilerinden bir kısmı için de bu mevzuda bazı kuşkular ve sorular ortaya çıkmış olabilir. Yunus b. Abdurrahman şöyle der: İmam Kazım'a (a.s) sordum: “Hakla kıyam eden siz misiniz?” Buyurdu ki: “Ben hakla kıyam edenim. Ama yeryüzünü Allah düşmanlarından temizleyecek ve yeryüzünü zulümle dolduğu gibi adaletle dolduracak olan, benim beşinci evladımdır. Onun uzun bir gaybet süresi olacaktır.” Anlaşıldığı kadarıyla İmamlar (a.s) bu tür rivayetlerle Şiileri Mehdîlik öğretisine daha net aşina etmeye ek olarak, onları tedricen gaybet asrına da hazırlıyordu.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar