Elbette ki İmam Rıza 5a) döneminde bazı yeni şüpheler de zuhur etmişti. İmam Sâdık (a.s), Muhammed b. Abdullah b. Hasan'ın kıyamı hakkında soran yârânından birine cevap verirken şöyle buyurdu: “Gök ve yerin yatışıp sükûnet bulacağı zamana kadar oturun.” İmam Rıza'nın (a.s) ashabından Abdullah b. Bukeyir bu rivayeti işitince, gök ve yer hep sakin olduğuna göre hiçbir kıyamın zuhur etmeyeceği ve hiçbir kâimin gelmeyeceği sonucunu çıkardı. İmam Rıza (a.s), İmam Sâdık'ın (a.s) sözünü teyit ederek Abdullah b. Bukeyir'in anladığını yanlış buldu ve şöyle buyurdu: “Murad şudur ki, semadan bir çığlık işitmedikçe ve yer bir orduyu yutmadıkça kıyamın zamanı gelmemiştir.”
Vâkıfe mektebinin takipçileri İmam Kazım'ın (a.s) Mehdîliğinden bahseden bazı rivayetleri de insanlar arasında yaymıştır. Hasan (Hüseyin) b. Kıyam Sayrafî, İmam Rıza'ya (a.s) İmam Kazım (a.s) hakkında sordu. Hazret şöyle cevap verdi: “Babalarının rıhleti gibi o da vefat etti.” Hasan sordu: “Öyleyse Ebu Basir'in İmam Sâdık'tan (a.s) rivayetini ne yapacağız? Orada şöyle buyuruyor: Yanınıza birisi gelir ve oğlumun (İmam Kazım) vefat ettiğini, kefenlendiğini, defnedildiğini ve ellerini onun kabrinden toprakla doldurduğunu söylerse onu tasdik etmeyin.” İmam Rıza (a.s) şöyle buyurdu: “Ebu Basir yalan söylemiş. O rivayette, işin sahibi [vadedilen Muntazır] hakkında böyle bir haber gelirse deniyor.”
Hasan (Hüseyin) b. Kıyam Vâkıfedendi. Bu rivayete aykırı rivayetlerde geçtiğine göre Ebu Basir İmamların sayısı, onların isimleri ve vadedilen Mehdi'nin kaçıncı imam olduğundan haberdardı. Bu rivayet, Vâkıfe'den bir grubun kendi itikadını meşrulaştırmak için birtakım rivayetler uydurduğunu göstermektedir.
Hadise el değdiğinin buna benzer bir örneği de yine bir Vâkıfî olan Zer'a b. Muhammed'den nakledilmiştir. O, İmam Sâdık'ın (a.s) Sahibu'l-Emr (a.f) için beyan ettiği özellikleri İmam Kazım'a (a.s) nispet etmiştir.
Vâkıfe ve Vakf cereyanı hakkındaki çok sayıda nakil, vadedileni bekleme mevzusunun o günlerde Şia toplumunda oldukça diri olduğunu ifade etmektedir. Bununla birlikte çoğu kimse, kâim Muntazır'ın zuhur zamanı ve onun kaçıncı imam olduğu konusunda net bir bilgiye sahip değildi.
Di'bil Huzâî, İmam Rıza'nın (a.s) huzurunda okuduğu bir kasidede Ehl-i Beyt (a.s) hanedanından bir imamın kıyamına işaret etti. İmam (a.s) ona sordu: “Bu imamı tanıyor musun? Ne zaman kıyam edeceğini biliyor musun?” Di'bil cevap verdi: “Ey mevlam, sizden bir imamın kıyam edeceğini, yeryüzünü fesattan temizleyip adaletle dolduracağını işittim sadece.” İmam Rıza (a.s), Hüccet-i Kâim'e (a.f) kadar İmamların silsilesini ona anlattı ve Hazret'in (a.f) kıyamı hakkında izahatta bulundu.
İmam Rıza'nın (a.s) bazı Şiileri onun vadedilen Muntazır olduğu beklentisi içindeydi. Eyyub b. Nuh, İmam'a (a.s) şöyle arzetti: “Umarız bu işin sahibi sizsinizdir.” İmam (a.s) bu düşünceyi reddetti ve işin sahibini, doğumu gizli kalacak kişi olarak tarif etti.
Reyyan b. Salt, İmam Rıza'ya (a.s) sordu: “İşin sahibi siz misiniz?” Hazret şöyle buyurdu: “Ben bu işin sahibiyim. Fakat dünyayı adaletle dolduracak olan kişi benim dördüncü evladımdır.” Sonra İmam Muntazır'ın (a.f) bazı özelliklerini beyan etti.
Bu belirsizliklerden bir kısmının Mehdîlik mevzusunun tabiatına rücu ettiği söylendi. İmamlar (a.s), daha önemliyi önemliye takdim bakımından sürekli Mehdîliğin detaylarından sözetmeyi uygun bulmadılar. Çünkü zuhur zamanının uzun olduğunun açıklanması kendi zamanlarındaki insanları umutsuzluğa sürükleyebilirdi. Elbette ki Ehl-i Beyt İmamları (a.s) için Şiî maarifi özgürce beyan ve tebliğ etmeye mani güç siyasi koşullar gibi başka etkenlerin rolünü de gözardı etmemek gerekir.
İmam Cevad'ın İmameti Döneminde Mehdîlik
Mehdîlik düşüncesi İmam Cevad'ın (a.s) asrında da gündemdeydi ve Şiiler kâim İmam'ın (a.s) zuhurunu bekliyordu. Her ne kadar bu dönemde bu konular daha az göze çarpıyorsa da. Abdulazim Hasanî, kâimin Mehdi'nin kendisi mi, yoksa başka biri mi olduğunu sormak üzere İmam Cevad'ın (a.s) yanına gitti. İmam (a.s) onun sorusundan sonra cevap verdi: “Kâimimiz, gaybeti sırasında beklenilecek ve zuhurundan sonra itaat edilecek Mehdi'dir. O, neslimden üçüncü evlattır.”
Abdulazim'den başka bir nakilde geçtiğine göre İmam Cevad'a şöyle dedi: “Peygamber'in Ehl-i Beyt'inin (a.s) kâimi olmanızı çok isterdim.” Hazret şöyle buyurdu: “Ey Eba'l-Kasım, her imam Allah'ın emrine kıyam eden ve onun dinine hidayet edendir. Fakat yeryüzünü küfür ve inkardan temizleyip adaletle dolduracak olan kâimimiz doğumu gizli kalacak ve insanların görmeyeceği kişidir.” Husayn Sa'lebî, zuhurun zamanını İmam Muhammed Takî'ye (a.s) sordu. Hazret de ona vadedilen Mehdi'nin (a.f) bazı özelliklerini açıkladı.